Dalak nedir, Dalak ne demek

Dalak; bir anatomi terimidir.

Yerel Türkçe anlamı:

Fazla su içmekten ileri gelen bir hastalık, karın şişliği.

Göbek.

Kese kâğıdı.

Difteri hastalığı.

Şarbon hastalığı.

Boyun atkısı.

Aşığın çukur olmayan tarafı.

Pıhtılaşmış olan: Kan dalak dalak olmuş.

Çobanların ve avcıların kışın üşümemek için, ayaklarına sardıkları deri.

Doğranmamış peynir parçası, tekerlek biçimindeki kaşar peyniri.

Bozulmamış bal peteği, kovanın yanlarındaki küçük beyaz bal peteği.

Göğüs.

Biyoloji'deki anlamı:

Omurgalı hayvanlarda, lenfositlerin farklılaştığı ve alyuvarların parçalandığı, kan damarlarının bol olduğu lenfoid organlardan biri.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Omurgalı hayvanlarda lenfositlerin farklılaştığı ve alyuvarların parçalandığı, kan damarlarının bol olduğu lenfoid organlardan biri.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Karın boşluğunun sol tarafında yer alan, kan depolayan, gerektiğinde depoladığı kanı dolaşıma veren, hayvan türlerine göre farklı biçimlerde olan organ, lien.

 

şarbon.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Halı kenarlarındaki motifler. (Yeşilova *Aksaray -Niğde)

Zooloji alanındaki anlamı:

Omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları bol olan bir organ; burada lenfositler meydana gelir, alyuvarlar parçalanır.

Diğer sözlük anlamları:

Petek

İngilizce'de Dalak ne demek? Dalak ingilizcesi nedir?:

spleen

Fransızca'da Dalak ne demek?:

rate, spleen

Osmanlıca Dalak ne demek? Dalak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

tahal

Dalak hakkında bilgiler

Dalak, karnın sol tarafında , mide ile diyafram arasında yer alan, süngerimsi yapıda, damarsal lenfoid organdır.

Ömrünü doldurmuş kırmızı kan hücrelerini ortadan kaldırarak, içlerindeki demiri yeniden kullanıma verir. Görevlerinin birçoğunu, aslında başka organlar da görmektedir.

Eskiden, dalağın melankolinin kaynağı olduğuna inanılırdı.

Diyaframın altında, karın boşluğunda, yaklaşık bir yumruk büyüklüğünde yumuşak bir organdır. Dalak, dolaşım sistemine bağlı bir çıkmaz sokağa benzetilebilir. Kan, dalak içerisindeki geniş kanallar ve damarlar sisteminde yol alırken, dalak hücreleri ile muhatap olur. Dalak, kan fizyolojisi ile yakından alakalıdır. Dalağın vücut savunmasında aldığı rol büyüktür.

 

Dalak anlamı, tanımı:

Mide : Omurgalılarda, sindirim sisteminin, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında besinlerin sindirime hazır duruma getirildiği omurgasız hayvanlarda sindirim kanalının bu bölgeye karşılık olan parçası. Karın, karın bölgesi. Yemek yeme isteği.

Diyafram : Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas. Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha.

Altın : Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış.

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Lenf : Damarlarda dolaşan kanla, doku ögeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı, ak kan, lenfa.

Damar : Soy, yaradılış. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru. Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal. Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı. Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ. Huy. Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi.

Dalak kestirmek : Sıtmadan büyümüş dalağı eski bir yöntemle tedavi ettirmek.

Dalak otu : Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde kuru yerlerde yetiştirilen, yüz kadar türü bulunan, güçlendirici, uyarıcı ve yara sağaltıcı olarak kullanılan otsu veya odunsu bitki, duvarsedefi (Teucrium chamaedrys).

Dağ dalak otu : Yüksekliği 5-10 santimetre olan, yere yatık ve çiçekleri soluk sarı renkli bir tür dalak otu (Teucrium montana).

Tüylü dalak otu : Yüksekliği 10-40 santimetre olan, yatık veya dik, gri veya beyaz tüylü, çok yıllık bir tür dalak otu, acı yavşan (Teucrium polium).

Arı dalağı : Bal peteği.

Üstün : Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.

Yassı : Yayvan ve düz.

Akyuvar : Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.

Alyuvar : Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre, eritrosit.

Topla : Üç parmaklı dirgen.

Damarlı : Damarı olan. Aksi, huysuz. Damarı belirginleşmiş.

Omurga : Sırt boyunca uzanarak vücuda destek sağlayan, kemikten, kıkırdaktan veya her ikisinden oluşan, içinde omuriliği barındıran kemik yapı. Gemi kaburgasının aşağı taraftan bağlı bulunduğu boy ekseni doğrultusunda boydan boya geçen ana yapı ögesi. Bir şeyin varlığı ile ilgili en önemli bölümü, temel, belkemiği, esas.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yön, yan, doğrultu. Yöre, yer. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri.

Tekerlek : Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember, teker. Bu biçimde olan.

Kaşar : Koyun sütünden yapılan, genellikle tekerlek biçiminde, sarımtırak, yağlı bir peynir.

Bal peteği : Arıların içine bal doldurduğu bal mumu levha, arı dalağı.

Bal : Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı. Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu.

Dalak amiloidozisi : Amiloid maddesinin dalakta, hücre dışında ve özellikle Malpighi cisimciklerinde birikmesi. Genel amiloidozisin bir parçası olarak özellikle hiperimmün serum elde edilen atlarda görülür.

Dalak apseleri : Dalakta milier veya büyük ve odaklar hâlinde yerel irin birikimleri.

Dalak atardamarı : A. coeliaca'dan ayrılarak dalak, mide, omentum ve pankreasa kollar veren atardamar, arterya lienalis.

Dalak büyümesi : Dalağın normal boyutlarından daha büyük hâle gelmesi, splenomegali, şiplenomegali, megalospleni, splenektazi. Alyuvarların aşırı hemolizisi, apse veya tümöral oluşumlar nedeniyle biçimlenir. hlk. şarbon.

Dalak dalak : Dalga dalga (boya, badana için).

Dalak dalak olmak : Deri kırmızı lekeler halinde kabarmak.

Dalak göbeği : Dalağın viseral yüzünde damarların girip çıktığı çukurluk, hilus lienis.

Dalak heğbesi : Ufak heybe.

Dalak kesmek : Fazla büyümüş dalağı, Şamanlıktan kalma bir usulle tedavi etmek.

Dalak kordonu : Dalak kırmızı pulpasında retiküler hücreler, makrofajlar, lenfosit ve lökositler bulunduran yapı.

Diğer dillerde Dalak anlamı nedir?

İngilizce'de Dalak ne demek? : [Dalak] adj. splenetic, splenic

n. spleen

Fransızca'da Dalak : rate [la]

Almanca'da Dalak : n. Milz

Rusça'da Dalak : n. селезенка (F)