Dalbazlamak nedir, Dalbazlamak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Hiç bir şeyi beğenmemek, ince eleyip sık dokumak: Çok dalbazlayan ya kele ya köre düşer.
Şaşıran, zor durumda kalan kimse çare aramak.
Dalbazlamak anlamı, tanımı
Dalbaz : Davlumbaz, ocak etekliği. Ocak üstündeki raf. Meyve toplamak için dalları gezen: Ayşe çok dalbazdır
Sık doku : Sık dokunmuş giysilik kumaş.
Beğenme : Beğenmek işi veya durumu.
Dokumak : Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak. En ince noktalarına kadar özen göstererek, emek vererek ortaya çıkarmak. Ağacın yemişlerini sırıkla vurarak indirmek.
Dokuma : Dokumak işi, tekstil. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.
Aramak : Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
Arama : Aramak işi, taharri. Sanığın yakalanması veya suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılmış olan araştırma işlemi.
Kalan : Kalma işini yapan. Artan, mütebaki. Bir çıkarmanın sonucu. Bölme işleminde bölünenden artan sayı.
Düşer : Yapılması gereken, yakışan iş.
Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Eley : Üzüntü bildirir ünlem. Yün bükmeğe yarayan araç. Ankara kenti, Şereflikoçhisar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Aram : Fırsat, uygun zaman: Aramını bulsam babamdan para istiyeceğim. Aralık, fasıla.
Beğe : Hayvanların yem yediği yer. (Susuz Kars).
Şaşı : Birbirine paralel görme ekseni olmayan (göz veya kimse). Gözlerini çarpıtarak.
Köre : Karınca yuvası. Demirci körüğünün, kömürlerin yandığı bölüme açılan deliği. Tahıllarda görülen sürme hastalığı. Karınca kümesi. Kuru egzama, temriye. Yuva: Karınca köresi. Üzüm türü.
Kala : Kaldığında.
İnce : Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Taneleri ufak, iri karşıtı. Hafif, gücü az. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Ayrıntılı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Tiz (ses), pes karşıtı.
Duru : Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).
Diğer dillerde Dalarak avcılık anlamı nedir?
İngilizce'de Dalarak avcılık ne demek ? : diving fishing

Bu kısımda Dalbazlamak nedir? Dalbazlamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Dalbazlamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Dalbazlamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.