Dance türkçesi Dance nedir
- Oyun.
- Sıçramak.
- Dans etme.
- Eğlence.
- Dans.
- Oynatmak.
- Dans ettirmek.
- Müzik tartımına ve hızına uyularak yapılan, güzelduyusal değer taşıyan düzenli ve uyumlu gövde devinimleri.
- Kökeninde ve gelişiminde, tarihsel, toplumsal, ekonomik vb. etkenlerden bazılarını taşıyan, kadın erkek bir arada ya da ayrı ayrı, tek tek ya da topluca, genellikle müzik eşliğinde yapılan uyumlu vücut devinimlerinden oluşan evrensel halk kültürü ürünü. bk. halk kültürü, evlenme oyunu, ölüm oyunu, erlik oyunu, erginlik oyunu.
- Dans müziği.
- Danslı toplantı.
- Balo.
- Dans etmek.
- Oynamak.
Dance ile ilgili cümleler
English: Ali and Mary broke up, so they won't be going to the dance together on Friday.
Turkish: Ali ve Mary ayrıldı, bu yüzden onlar cuma günü birlikte dansa gitmeyecekler.
English: A dance will be held on Friday.
Turkish: Cuma günü bir dans partisi düzenlenecek.
English: "I would love to go to the dance with you." "Really? You would?"
Turkish: "Seninle dansa gitmek istiyorum." "Gerçekten mi? İstiyor musun?"
English: Ali and Mary just wanted to dance with each other all evening.
Turkish: Ali ve Mary akşam boyunca sadece birbirleri ile dans etmek istediler.
English: Ali and Mary are going to a dance tomorrow evening.
Turkish: Ali ve Mary yarın akşam bir dansa gidiyorlar.
Dance ingilizcede ne demek, Dance nerede nasıl kullanılır?
Dance a jig : Jig yapmak. Zil takıp oynamak.
Dance a waltz : Vals yapmak.
Dance attandance on somebody : Etrafında dört dönmek.
Dance attendance on : İtaatli ve dikkatli bir şekilde beklemek. Etrafında dört dönmek. Üzerine titremek. Birinin emirlerine her zaman itaat etmeye hazır olmak. Pervane olmak. Aşırı ilgi göstermek. Bir dediğini iki etmemek. Üzerine düşmek. Dört dönmek.
Dance band : Dans müziği çalan müzisyenler grubu. Dans pisti. Dans grubu.
Dance film : Dans filmi. Dansın, özellikle stepin büyük yer tuttuğu, danslarla bezenmiş, öyküsü dans üzerine kurulmuş film türü. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Dance group : Dans grubu.
Dance master : Dans yöneticisi. Bir tiyatroda dans topluluğundan sorumlu olan yetkili kişi.
Dance floor : Göstericilerin üzerinde dans ettikleri yüzey. Dans pisti.
Dance club : Dans kulübü. Müzik dinleme ve dans etme salonu. Gece kulübü.
İngilizce Dance Türkçe anlamı, Dance eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Dance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bash : Kuvvetle vurmak. Hızla vurmak. Deneme. Sertçe vurmak. İndirmek. Sert vuruş. Geçirmek. Şiddetle vurmak. Çarpmak.
Devices : Alet. Cihaz. İşaret. Nişan. İstek. Aygıtlar. Makine. Eğilim. Hile.
Flimflam : Hile. Alavere dalavere. Zırva. Saçmalık. Kandırmak. Bir kimseyi güveninden yararlanarak dolandırma. Dolandırmak. Dolap. Boş laf.
Binge : Tıkınmak. İçki alemi. İçki alemi yapmak. Cümbüş. Çilingir sofrası. Alem. Bir şeyin aşırı derecede yapıldığı süre. Aşırı veya çok yemek. Çok fazla içki içilen süre.
Choreography : Koregrafi. Koreografi. Bale eserleri yazma sanatı. Kurallı dansların düzeni. bir balet topluluğunu, müzik eşliğinde, konuya ve müziğe uygun bir yolda, teknik ve kavram yönünden doğru ve güzel dans hareketleri içine oturtma işi. Bale danslarını düzenleme. Dans düzeni yazımı. Bale sanatı. Dans düzeni. Bale düzeni.
Beano : Ziyafet. Parti. Şölen.
Glissade : Kayma. (dağdan vb) aşağıya kayma. Kaymak. Genellikle sıçrama ve atlamalardan önce beşinci duruşla başlar. bir ayak açık olarak kaydırılır ve geriye alınır; sonra öteki ayak kapalı olarak kaydırılır. dirsekler hafifçe bükük, yarı parmak ucu ile hafifçe yükselinir. Adım kaydırma. Dansta yana kayma.
Canard : Asılsız haber. Hile. Uydurma. Uydurma haber.
Cakes and ale : Toz pembe. Cümbüş. Hayatın materyalistik eğlence ve zevkleri. Hayatın güzellikleri.
Act a part : Rol almak. Rol kesmek. Gerçek amacını saklamak. Gerçek düşüncelerini gizlemek. Rol oynamak.
Dance synonyms : trip the light fantastic toe, trip the light fantastic, chouse, dandling, frolic, terpsichorean, boogies, buck, proms, fine art, dally with, jigging, foot it, orchestic, hop, blowouts, cavort, dances, drama, dandles, art, bashes, pas, frisk, extension, caprioles, dramas, dancing, hoofing, acting, conga, ball, capered.
Dance zıt anlamlı kelimeler, Dance kelime anlamı
Stand still : Hareketsiz durmak. Kıpırdamamak. Kımıldamamak. Hareketsiz kalmak. Kımıldamadan durmak. Hareket etmemek.
Dance ingilizce tanımı, definition of Dance
Dance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The leaping, tripping, or measured stepping of one who dances. To trip or leap rhythmically. To go through, either alone or in company with others, with a regulated succession of movements, (commonly) to the sound of music. To cause to dance, or move nimbly or merrily about, or up and down. To dandle. To move with measured steps, or to a musical accompaniment. An amusement, in which the movements of the persons are regulated by art, in figures and in accord with music.

Bu kısımda Dance kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Dance ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Dance anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Dance ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.