Dans nedir, Dans ne demek

Dans; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Dans" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Herkesin içinde dans öğrenmem şık olur." - P. Safa

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Müzik tartımına ve hızına uyularak yapılan, güzelduyusal değer taşıyan düzenli ve uyumlu gövde devinimleri.

Bilimsel terim anlamı:

Kişinin, tinsel durumunu birtakım gövdesel devinimlerle açığa vurması.

İngilizce'de Dans ne demek? Dans ingilizcesi nedir?:

dancej, dance

Dans hakkında bilgiler

Dans (Fransızca: Danse) ya da Raks (Arapça: رقص), tüm vücudun bir müzik ritmi eşliğinde estetikle birlikte çalıştırılabildiği bir gelenek, sanat, bir tedavi şekli veya sadece bir ifade şekli olabilir.

Dans ile ilgili Cümleler

  • Dans arkadaşınız kim?
  • Dans dersleri alıyorum.
  • Dans ayakkabılarını getir.
  • Ali oldukça iyi dans eder.
  • O bir oryantal dansöz.
  • Jenny samba dansı yapıyor.
  • Tom'un dansı ilerledi mi?
  • O bir göbek dansçısı.
  • Dans edebildiğini bilmiyordum.
  • Dans edebildiğin hakkında hiçbir fikrim yoktu.
  • Üst katta kim dans ediyor?
  • Dans edebilirim.
  • Dans dersi alıyorum.
  • İnsanlar dans ediyor olmalı.

Dans anlamı, tanımı:

Müzik : Birtakım duygu ve düşünceleri belli kurallar çerçevesinde uyumlu seslerle anlatma sanatı, musiki. Bu biçimde düzenlenmiş seslerden oluşan eserlerin okunması veya çalınması.

 

Estetik : Kusurlu bir organı düzeltmek veya güzelleştirmek amacıyla uygulanan (yöntemler). Güzellik duygusuna uygun olan. Güzelliği ve güzelliğin insan belleğindeki ve duygularındaki etkilerini konu olarak ele alan felsefe kolu, güzel duyu, bedii. Güzellik duygusu ile ilgili olan. Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu, bedii, bediiyat.

Dans etmek : Tutarlı davranmamak. müzik temposuna uyarak estetik değer taşıyan vücut hareketleri yapmak.

Dans salonu : Dans etmek için gidilen, halka açık yer.

Buz dansı : Buzla kaplı bir zeminde zorunlu figürler ve serbest danslarla yapılmış olan bir spor dalı.

Göbek dansı : Genellikle göbek ve kalça sallamak veya kıvırmakla yapılmış olan dans.

İspanyol dansı : İspanyollara özgü, hareketli bir dans türü.

Lambada dansı : Lambada.

Dansçı : Dansı meslek edinen kişi. Dans eden kişi.

Dansimetre : Yoğunlukölçer.

Danslı : Dans edilen.

Dansör : Dans etmeyi meslek edinmiş erkek.

Dansörlük : Dansörün işi veya mesleği.

Dansöz : Dans etmeyi meslek edinmiş kadın.

Dansözlük : Dansözün işi veya mesleği.

 

Danssız : Dans edilmeyen.

Kiminle dans ettiğini biliyor musun : "bu konuda benim ne kadar üstün olduğumu biliyor musun?" anlamında kullanılan bir söz.

Tempo : Gidiş, ilerleyiş, gelişme hızı, tarz. Ölçünün ayrılmış olduğu zamanlardan her biri, vuruş. Vücut alıştırmalarının belirli süre içinde tekrarlanma hızı. Bir müzik parçasındaki bölümlerin hızı.

Değer : Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Üstün nitelik, meziyet, kıymet.

Düzenli : Sistemli, nizamlı, metodik. Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam.

Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.

Hareket : Yola çıkma. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Davranış, tutum. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Deprem.

Raks : Bir tür dans. Salınım.

Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Bir arada olma durumu, vahdet. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

Dans düzencisi : Kurallı dansları düzenleyen ve yöneten, bu alanda uzmanlığı olan sanatçı.

Dans düzeni : Bale gösterisinin düzeni. Bir bale topluluğunu, müzik eşliğinde, kurallara uygun biçimde doğru ve güzel hareketlere oturtma işi. Kurallı dansların düzeni. Bir balet topluluğunu, müzik eşliğinde, konuya ve müziğe uygun bir yolda, teknik ve kavram yönünden doğru ve güzel dans hareketleri içine oturtma işi.

Dans düzeni notlaması : Saptanmış simgeleri içeren dans düzenini gösteren notlar.

Dans eden doberman hastalığı : ırkı köpeklerde, bir veya iki ayak bileği ekleminin spastik bozukluğu nedeniyle vücut ağırlığını kaldırmaya isteksizlikten kaynaklanan arka bacakların nöbetleşe değiştirilmesi, kaslara bükme ve gevşetme hareketi yaptırılması, arka bacak kaslarında dermansızlık ve atrofiyle belirgin ağrısız nöromusküler hastalık.

Dans eteği : Bale kadın dansçılarının giydikleri kabarık etek.

Dans filmi : Dansın, özellikle stepin büyük yer tuttuğu, danslarla bezenmiş, öyküsü dans üzerine kurulmuş film türü.

Dans okulu : Dans eğitimi yapan okul.

Dans yöneticisi : Bir tiyatroda dans topluluğundan sorumlu olan yetkili kişi.

Dans yönetmeni : Bale gösterisi için dansları düzenleyen sanatçı.

Dansak : Gereksiz, anlamsız: Dansak dansak konuşma. Gururlu, kibirli, alaycı, münasebetsiz (kimse).

Diğer dillerde Dans anlamı nedir?

İngilizce'de Dans ne demek? : adv. aboard (ship, train, plane, etc.)

prep. in, within, during, inside, into, on, along

n. dance, rhythmic movement accompanied by music

Fransızca'da Dans : içinde; içine; -de; -e, -ye; yaklaşık

Almanca'da Dans : n. Diskothek, Reigen, Tanz

Rusça'da Dans : n. танец (M)