Dava nedir, Dava ne demek

Dava; bir hukuk terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Dava" ile ilgili cümleler

  • "Ankara'nın bırakılışını Türkiye'nin ve davanın bırakılışı sayanlar vardı." - T. Buğra
  • "Erkekler, davalarını hanımlar kadar hararetle müdafaa edememişlerdir." - H. C. Yalçın
  • "O kırkyıllık davada beyhude akıntıya kürek çekmişiz." - Y. K. Beyatlı

Dava hakkında bilgiler

Dava, bir hakkın, devlet kanalıyla devletin organları olan mahkemeler vasıtasıyla kullanılmasıdır. Dava; asli (başlıbaşına bir iddia olup, başka bir davayla ilgisi bulunmayan) ve feri (asıl davanın teferruatından olarak, diğer bir şey hakkında hüküm verilmesinin istenilmesi) olur. İhtilaflı ve ihtilafsız veya ceza davası, hukuk davası, idari dava, amme (kamu) davası, şahsi dava olarak da tarif edilir. Tek başına dava sözcüğü, sıklıkla hukuk davalarını işaret eder.

Hukuk davaları: edim davaları, tespit davaları, yenilik doğuran olmak üzere üçe ayrılır: Hak sahibinin, bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını, yani bir ediminin yerine getirilmesini istediği davalara edim davaları denir. Mahkemelerdeki davaların çoğu bu çeşittir. Alacak davaları, tazminat davaları gibi. Bir hukuki bağın var olup olmadığının tespit edildiği davalara tespit davaları denir. Delil tespiti, evlilik dışı çocukların neseplerinin tespiti gibi.

 

Mahkeme gününe kadar var olmayan ve yahut hakimin kararı olmadan var olmayacak olan hukuki sonuçları meydana getiren davalara yenilik doğuran davalar denir. Boşanma davaları gibi.

Dava edene davacı, dava edilene de davalı denir. Dava konusu olan hususa dava olan şey (eski dilde müddeabih) denir.

Dava ile ilgili Cümleler

  • Kan davası bitti.
  • Dava kapandı.
  • Tom'un davası Massachusetts'teki Boston'a taşındı.
  • Dava açmamaya karar verdim.
  • Dava açılmasını istemeyiz.
  • Dava edemeyiz.
  • Dan'ı ne için dava ediyorsun?
  • Dava edildim.
  • Tom'un davası pazartesi günü devam edecek.
  • Her iki dava düştü.
  • Dava, bundan 8 ay önce sonuçlandı.
  • Bizi dava etmemeleri gerekirdi.
  • Tom'un davası bugün başladı.
  • Dava devam ediyor.

Dava kısaca anlamı, tanımı:

Hüküm : Yargı. Karar. Değer, aynı veya benzer nitelik. Egemenlik, hâkimiyet. Önem, geçerlilik.

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Dava etmek : Hukuksal korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurmak.

 

Dava görmek : Açılan davaları incelemek ve sonuca bağlamak.

Dava kaybetmek : Ülküsü gerçekleşmemek. açılan davada haksız veya suçlu bulunmak. bir konuda çabası boşa gitmek, olumlu sonuç alamamak.

Dava kazanmak : Ülküsü gerçekleşmek. açılan davada haklı veya suçsuz bulunmak. bir konuda olumlu sonuca ulaşmak.

Dava yitirmek : Dava kaybetmek.

Davasını gütmek : Sürekli olarak bir konuyu savunmak veya gündemde tutmak.

Davaya bakmak : Açılan davayı incelemek, araştırmak ve sonuçlandırmak.

Dava adamı : Bir ülkü uğrunda sürekli çalışan kimse.

Dava arkadaşı : Aynı ülküyü benimseyenlerden her biri.

Dava gideri : Dava açılırken ödenen ücret ile avukatlık giderleri, yargılama gideri, mahkeme masrafı.

Dava vekili : Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek adamı.

Ticari dava : Ticaret mahkemesinin görev alanına giren davalar.

Amme davası : Kamu davası.

Benlik davası : Her şeyi kendi düşüncesine uydurmak ve her şeyde söz sahibi olmak çabası.

Boşanma davası : Eşlerden birinin evlilik birliğine son verecek kararı elde etmek için açtığı dava.

Eşek davası : Bir dik üçgende hipotenüsün karesinin dik kenarların kareleri toplamına eşit olduğunu kanıtlayan teorem.

İflas davası : İflas işlerine bakan mahkemelerde açılan dava.

Kamu davası : Kamu adına savcının açtığı dava, amme davası.

Kan davası : Geçmişte iki aile arasında cinayetten, kan akmış olmaktan veya başka bir nedenden oluşmuş düşmanlık.

Namus davası : Namusuna dokunulan kişinin açtığı dava. Onur meselesi.

Ödence davası : Tazminat davası.

Tazminat davası : Manevi zarar ve ziyanın ödenmesini kapsayan şahsi dava, manevi tazminat, ödence davası.

Dava vekilliği : Dava vekili olma durumu.

Davacı : Dava eden kimse, savlayıcı, müddei.

Davacı olmak : Dava etmek.

Davacılık : Davacı olma durumu.

Davacın kadı olursa yardımcın allah olsun : "seni yargılayacak kişi, senden davacı olan kişi ise elbette kendisini haklı çıkaracak ve sana ağır ceza verecektir" anlamında kullanılan bir söz.

Davalaşma : Davalaşmak durumu.

Davalaşmak : Birbiri aleyhinde mahkemeye başvurmak.

Davalı : Dava konusu olan. Dava edilen (kimse), müddeialeyh. Davası olan (kimse).

Davalık : Dava konusu olan. Davayı gerektiren.

Davar : Koyun ve keçiye verilen ortak ad. Koyun veya keçi sürüsü.

Davar gütmek : İşe yaramayan, aptal veya acemi insanları kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak. sürüyü otlatmak, korumak ve gerektiğinde süt sağmak.

Gün varken davarını eve götür : "işlerini en uygun zamanda yap" anlamında kullanılan bir söz.

Sen ben davası : Bir konuda anlaşmazlığa düşüldüğünü anlatan bir söz.

Korunma : Korunmak işi.

Sağlanma : Sağlanmak işi.

Yargı : Yasalara göre mahkemece bir olay veya olgunun doğuşuna etken olan sebeplerin de göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi sonucu verilen karar, kaza. Kavrama, karşılaştırma, değerlendirme vb. yollara başvurularak kişi, durum veya nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi, hüküm.

Başvurma : Başvurmak işi, müracaat.

Sorun : Araştırılıp öğrenilmesi, düşünülüp çözümlenmesi, bir sonuca bağlanması gereken durum, mesele, problem. Sıkıntı veren durum, dert.

Ülkü : İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, mefkûre, ideal, vizyon. Gerçekte olmayıp yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey, ideal. Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey, ideal.

Sevgili : Sevilen ve âşık olunan kimse, yavuklu, dost, yâr, canan. Sevgi ve bağlılık duyulan.

Devlet : Talih. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık. Mutluluk. Büyüklük, mevki. Bu tüzel varlığın yönetim organları.

Sav : İleri sürülerek savunulan düşünce, iddia, dava. Haber, söz. Tanıtlanması gereken önerme, tez. Atasözü.

Davaya katılma istemi : Yargılığa bir dilekçe verilmesi ya da tutanak yazmanına bir bildirimde bulunularak tutanak düzenlenmesi biçiminde davaya karışmak için yapılan istem.

Davayı gören yargılık : Bir yargıcın yargıçlık görevini yapmaktan yasaklı olduğu sanısı uyandığında, gerek bu konuda gerekse temel davanın çözümlenmesi konusunda karar verecek olan yargılık.

Davazlar : Antalya şehri, Kale ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Diğer dillerde Dava anlamı nedir?

İngilizce'de Dava ne demek? : [dare] v. give, hand, bestow, grant, hold forth, administer, allow, yield

v. give, hand, deal; yield, render, handsel; impart, accord, confer; afford, provide; administer; allow; inflict

n. lawsuit, suit, action, prosecution, claim, case; trial, process, cause, instance, law, litigation, plea, pleading

Fransızca'da Dava : procès [le], affaire [la], cause [la], litige [la], prétention [la], plainte [la]

Almanca'da Dava : n. Fall, Klage, Prozess, Rechtssache, Rechtsstreit, Rechtsverfahren, Sache, Satz

Rusça'da Dava : n. процесс (M), дело (N), тяжба (F), иск (M), претензия (F), проблема (F), задача (F)