Davranmak nedir, Davranmak ne demek

  • Bir kimseye veya bir şeye karşı belli tavır takınmak.
  • Bir şeye el atmak, girişmek
  • Bir işi yapmaya hazır olmak, hazırlanmak.

"Davranmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Onu örnek alan hamallar da camgöbeği takımın diğer parçalarına davrandılar." - E. Şafak
  • "Kalbine bu üzüntü düşünce duramadı, ayağa kalkıp gitmeye davrandı." - R. H. Karay
  • "Hiç gerekmezken dönüyor ve onu yeni görmüş gibi davranıyor." - T. Buğra

Yerel Türkçe anlamı:

Kıpırdamak.

Canlanmak: Bizim kovanlar bu sene erkenden davrandı.

Acele etmek, çabuk olmak.

Hazırlanmak, hazır olmak.

Davranmak tanımı, anlamı:

Davranma : Davranmak işi.

Çekingen davranmak : Ürkekçe davranışlarda bulunmak.

Cömert davranmak : Sakınmadan, esirgemeden bol bol vermek.

Ekonomik davranmak : Tutumlu davranmak.

Hor davranmak : Kıymetini bilmemek.

İhtiyatlı davranmak : Uyanık olmak, düşünerek davranmak.

Keseye davranmak : Ödemek istemek.

Politik davranmak : Belli bir amaca ulaşmak için uzlaşmaya, iyi geçinmeye önem vererek hareket etmek.

Silaha davranmak : Kullanmak için silahına el atmak.

Tabancaya davranmak : Ateş etmek için tabancayı bulunduğu yerden almaya kalkışmak.

Tetik davranmak : Anında, çok çabuk davranmak.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Tavır : Bir olay, bir durum karşısında kişinin takındığı davranış. Kişiden beklenen davranış biçimi. Durum, vaziyet, hâl.

 

Takınmak : Kendine takmak. Bir nitelik veya durum almak.

Atmak : Değerini eksiltmek. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Uzatmak. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Bilmeden, kestirerek söylemek. Rastgele bir kenara koymak. Çıkarmak, dışarıya vermek. Yırtılmak. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. İçki içmek. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Yalan veya abartmalı söz söylemek. Örtmek. Terk etmek. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Sille, tokat vurmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Götürmek. Koymak. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Söylemek. Geri bırakmak, ertelemek.

Girişmek : Kalkışmak. Dövmek. Başlamak. Birbirine karışmak. Bir işi ele almak. Kavgaya tutuşmak.

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık, sahici karşıtı.

Hazırlanmak : Hazır duruma getirilmek. Kendini hazırlamak.

Bir : Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sayıların ilki. Bir kez. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayı kadar olan. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sadece. Beraber. Aynı, benzer.

 

El : Yakınların dışında kalan kimse, yabancı. Ülke, yurt, il. Halk, ahali. İskambil oyunlarında oynama sırası. Kez, defa. Oba, aşiret. İskambil oyunlarında her bir tur. Kolun bilekten parmak uçlarına kadar olan, tutmaya ve iş yapmaya yarayan bölümü. Sahiplik, mülkiyet. Bazı nesne ve araçların tutmaya yarayan bölümü.

Hazır : Bir işi yapmak için gereken her şey tamamlanmış olarak. Fırsattan yararlanarak. Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan, alıcı bekleyen, ısmarlama karşıtı. Belli bir işe yarayacak, kullanılacak bir duruma getirilmiş. Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan, anık, amade, müheyya.

Olmak : Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bulunmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Sarhoş olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Geçmek, tamamlanmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Uymak, tam gelmek. Yol açmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Sürdürmek, yürütmek. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Gerçekleşmek veya yapılmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Bir durumdan başka bir duruma geçmek.

Davranmak ile ilgili Cümleler

  • İlgileniyormuşum gibi davranmaktan nefret ediyorum.
  • Bir yetişkin gibi davranmak zorundasın.
  • O öyle davranmak için çıldırmış olmalı.
  • İnsanlara böyle davranmak doğru değil.
  • Ali hızlı davranmak zorunda.
  • Birini rahatsız edecek şekilde davranmak istemiyorum.
  • Eğleniyorum gibi davranmaktan nefret ediyorum.

Diğer dillerde Davranmak anlamı nedir?

İngilizce'de Davranmak ne demek? : v. behave, act, conduct oneself, proceed, bear oneself, deport oneself, comport oneself; cut up, demean oneself, do by, do to; use, treat

Fransızca'da Davranmak : agir, se conduire, procéder, se comporter, traiter

Almanca'da Davranmak : v. anstellen, begegnen, behandeln, benehmen: sich benehmen, betragen: sich betragen, fahren, führen: sich führen, gebärden, gehaben, handeln, tun, verfahren, verhalten: sich verhalten

Rusça'da Davranmak : v. действовать, поступать, обходиться, относиться, держаться, поступить, обойтись, отнестись