Değer nedir, Değer ne demek

  • Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet.
  • Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
  • Üstün nitelik, meziyet, kıymet.
  • Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
  • Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse
  • Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör.
  • Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.

"Değer" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Edebiyat, sanat, fikir, ilim ve başlıca değerlerimize toptan bir bakış lütfeder misiniz, efendim!" - A. Kabaklı
  • "Bildiği bütün Fransızcayı toparlayarak vitrindeki kravatın değerini sordu." - N. Hikmet
  • "İnsan bir şeyin değerini ondan yoksun kalınca anlıyor." - Halikarnas Balıkçısı
  • "Bence ziyan olmuş, eski deyimiyle heder olmuş bir değerdir." - İ. O. Anar

Değer hakkında bilgiler

Değmek - Değer - Değer Vermek - Değerlendirmek - +(artı) Değer == DEĞERLİ ve -(eksi) Değer = DEĞERSİZ

Değer Kavramı çok büyük perspektife sahip geniş kapsamlı çerçeveye sığmayacak bir kavram + bir terimdir. Değer KAVRAMI Matemaktiksel olarak Doğrulandırılmak Zorunluluğundadır. Buna binayen " +(artı) Değer , (eksi) Değer = DEĞERSİZ değerlerden bahsedebiliriz."

 

Değer kavramı kendi[CUDİ] ifademce : "[- ∞ 0 + ∞]" yani "Sıfır Hariç Eksi SOnsuzdan Artı Sonsuza " parametrik valuedir Kümesidir.

Bir Saksıda yetişen birden fazla bitki kümesininin içerisinde A Bitkisi varsayalım; Bitkimiz Diğer bitkilerle beraber yaşam bulmakta ve doğal aktivitelerini sürdürmektedir. Pencere Kenarında olan bitkiler arasıdna A Bitkisi konumu gereği diğerlerinden daha az güneş almakta oldugunu varsayalım; Bu Nedenle Fotosentizin çarpanlarından biri olan Güneşi daha az almasıyla A Bitkisinin Nasıl Etkilediğini düşünün! Peki Bu durumda ; A bitkisi için Konumunun Değeri ne olacaktır? A bitkisinin Az güneş alması dolayısıyla Fotosentezine etkisi ile Diğer Bitkiler için DEĞERİ nedir?

Değer ile ilgili Cümleler

  • Koç'un onun saha performansını değerlendirmek için her oyuncuyla bire bir görüşmesi vardı.
  • Değerlendirmeler önemlidir.
  • Değerli bir ders öğrendiğini düşünüyorum.
  • Değer mi bu arsa için dava açmaya, saatlerdir yoldayız.
  • Kitap okumaya değer mi, yoksa vakit kaybı mı olur?
  • Yaşamımın en değerli deneyimlerinden biriydi.
  • Ben onların görüşlerine değer veririm.
  • Yaptığın işten keyif alıyorsan, paradan daha değerli bir şeyin vardır.
  • Değerimi bilmeyene değer öğretemem.
  • Ali Mary'nin odasından hiçbir değerli şey almadı.
  • Değerlendirmeleriniz bazen yanlış oluyor.
  • Değerlendirme her zaman objektif değildir.
  • Değerlendirme aylar sürebilir.
  • Buna değer olduğunu umuyorum.
 

Değer tanımı, anlamı:

Para : Kuruşun kırkta biri. Kazanç. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.

Sahip : Bir iş yapmış, üstlenmiş veya bir eser ortaya koymuş kimse. Herhangi bir niteliği olan kimse, ehil. Koruyan, arka çıkan, gözeten kimse. Herhangi bir şey üstünde mülkiyeti olan, onu yasaya uygun bir biçimde dilediği gibi kullanabilen kimse, iye, malik.

Değer biçmek : Bir şeyin değerini belirtmek, bir şeye değer koymak.

Değer vermek : Değerli saymak, önem vermek.

Değer analizi : Bir ürünün her parçasının veya ekonomik işlemin her basamağının sistemli bir biçimde çözümlenip katma değerinin hesaplanması ve maliyetle ilişkisinin meydana çıkarılması işi.

Değer artırma : Fiyatını yükseltme.

Değerbilir : Değeri olan şeyleri, kimseleri koruyan veya sayan, iyilikbilir, kadirbilir, kadirşinas (kimse).

Değerbilmez : Değeri olan şeyleri, kimseleri korumayan veya saymayan, iyilikbilmez kimse, kadirbilmez.

Değer düşümü : Değersizlik.

Değer düşürme : Fiyatını indirme, değerini aşağıya çekme.

Değer düşürümü : Paranın altın veya yabancı bir paraya göre değerinin düşürülmesi, satın alma gücünün azalması, devalüasyon.

Değer katma : Bir paranın değerini altına ve dövize göre yeniden ayarlama, revalüasyon.

Değer kuramı : Değerlerin önem sıralarını ve bu arada en yüksek değeri araştırarak bir değer ölçüsü bildiren felsefe kuramı.

Değer yargısı : Bir değerlendirme getiren yargı.

Değerler dizisi : Belirli bir alanda çalışan bilim adamlarının paylaştığı ortak değerler ve anlayışlar dizisi, paradigma.

Artık değer : İşçinin, iş gücünün karşılığı olarak ödenen değerin üzerinde ürettiği ve işverenin, karşılığını ödemeksizin sahip olduğu ek değer.

Bağıl değer : Bir sayının rakamlarından her birinin bulunduğu basamağa göre aldığı değer, izafi değer. Bir aritmetik sayısının, önüne + ve - işaretleri yazıldıktan sonraki değeri.

Eş değer : Değer yönünden birbirine eşit olan, muadil.

Geçer değer : Bir malın veya hisse senedinin borsadaki değeri, kotasyon.

Günlük değer : Menkul değerlerin bir gün için belirlenen fiyatı. Beslenmede alınan gıdanın bir gün içindeki kullanımına ilişkin ölçü.

Hazır değer : Önceden belirlenmiş değer.

İzafi değer : Bağıl değer.

Katma değer vergisi : Satın alınan mal ve yiyecekten alınan peşin vergi.

Kayda değer : Önemli, dikkati çeken.

Milli değer : Bir ulusun kendine özgü saydığı ve sahip olmakla övündüğü toplumsal ve kültürel ögeler.

Mutlak değer : Salt değer.

Nominal değer : Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş değer.

Salt değer : Bir cebirsel sayının, işareti göz önüne alınmaksızın değeri, mutlak değer.

Saygıdeğer : Kendisine saygı gösterilmeye değer, muhterem.

Taşınır değer : Senet, bono, tahvil, hisse senedi vb. belge.

Toplumsal değer : Toplumun her katmanı tarafından benimsenen ve savunulan değer.

Uygun değer : Bir amaca ulaşabilmek için bir değişkenin alabileceği en elverişli, en iyi durum, optimum.

Yaklaşık değer : Bir niceliğin gerçek tutarından az eksik veya az artık olan değeri.

Beyan değeri : İletkenler için akım geçirme yeteneğinin belirtisi.

Birleşme değeri : Basit bir cismin bir atomu ile birleşebilecek olan hidrojen atomlarının en yüksek miktarı.

Borsa değeri : Borsada arz ve talebe göre oluşan fiyat.

Piyasa değeri : Piyasa fiyatı.

Satış değeri : Bir malın satılabileceği fiyat.

Viskozite değeri : Akıcılık ölçeği olarak kullanılan kabın deliğinden 100 santimetreküp sıvının boşalma süresinin saniye olarak miktarı.

Sosyal değerler : Toplumun fertlerini birbirine yaklaştıran, bir arada tutan, toplumun devamını sağlayan temel yargılar, değerler.

Değer düşümüne uğramak : Değersizleşmek.

Değerbilmezlik : Değerbilmez olma durumu, kadirbilmezlik.

Değerleme : Değerlemek işi. Değer biçme, bir malın değerini belirleme, valüasyon.

Değerlemek : Değer belirtmek.

Değerlendirilme : Değerlendirilmek işi, kıymetlendirilme.

Değerlendirilmek : Değerlendirme işi yapılmak, kıymetlendirilmek.

Değerlendirme : İletişim organlarında izlenme oranı. Değerlendirmek işi, kıymetlendirme.

Değerlendirmek : Değer kazandırmak, kıymetlendirmek. Bir şeyi yerinde ve yararlı bir yolda kullanmak. Değer biçmek. Bir şeyin özünü, önemini, nitelik ve niceliğini belirlemek.

Değerlenme : Değerlenmek işi, kıymetlenme.

Değerlenmek : Değer kazanmak, değeri artmak, değer sağlamak, kıymetlenmek.

Değerli : Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar.

Değerli kağıt : Üzerinde herhangi bir değer bulunan ve elinde bulunduranın her an yarar sağlayabileceği para.

Değerlilik : Değeri olma durumu, kıymetlilik, kıymettarlık.

Değersiz : Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemsiz, kıymetsiz, naçiz.

Değersizlik : Değersiz olma durumu, değer düşümü.

Eş değerli : Cebirde karşılıklı olarak çözümleri aynı olan (denklem sistemleri). Değerleri eşit olan. Eş biçimli olmadıkları hâlde yüz veya hacim ölçümleri eşit bulunan (biçim).

Eş değerlik : Eş değer olma durumu, muadelet.

Garibe bir selam bin altın değer : "yabancı yerde tek başına kalan kimseye karşı gösterilecek küçük bir ilgi, en büyük iyilik yerine geçer" anlamında kullanılan bir söz.

Gezen ayağa taş değer : "gereksiz yere gezen kişi, kendisine zararı dokunacak şeylerle karşılaşır" anlamında kullanılan bir söz.

Belirleme : Belirlemek işi, tayin, tespit, teşhis.

Soyut : Varlığı duyularla algılanamayan, mücerret, somut karşıtı, abstre. Anlaşılması, kavranılması güç.

Ölçü : Belirlenmiş boyut. Ölçüt. Değer, itibar. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Ölçme sonucu bulunan rakam. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu.

Karşılık : Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz. Cevap, yanıt. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele.

Kıymet : Değer.

Bedel : Askerlik yapmamak veya yapılacak süreyi kısaltmak isteyenlerin devlete ödedikleri para. Bir ücret karşılığında çalışan kimse. Başkasının adına ve onun parası ile hacca giden kimse. Değer, fiyat, kıymet. Eşit, denk. Bir şeyin yerini tutabilen karşılık.

Paha : Değer, fiyat, eder.

Değmek : Değerinde olmak. Herhangi bir nitelikte olmak. Eş değerde olmak. Zevk veren şeyler hoşa gitmek. İstenilen yere düşmek, rast gelmek, isabet etmek. Karşılık olmak. Ulaşmak, erişmek. Aralık kalmayıncaya kadar birbirine yaklaşmak, dokunmak, temas etmek.

Üstün : Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.

Nitelik : Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite. Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet.

Meziyet : Bir kişiyi veya nesneyi benzerinden üstün gösteren nitelik.

Yararlı : Yarar sağlayan, yararı olan, yarayışlı, faydalı, nafi, avantajlı.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Değer ilkesi : Gümrük bildirmeliklerinde, mal değerinin vergiye temel alınması.

Değer kaybı : İktisadi karar birimlerinin ellerinde bulunan maddi olmayan varlıkların değerinde meydana gelen azalma.

Değer kazanma : Esnek kur sisteminde, bir ülkenin ulusal parasının diğer ülke ulusal parası karşısında değerli hâle gelmesi. Tahvil, hisse senedi, bina, arsa, arazi vb. iktisadi varlıkların piyasa fiyatlarındaki artış.

Değer kuramları : Mallar arasında olması gereken değişim oranlarını açıklamaya yönelik kuramlar. krş. emek değer kuramları, fayda kuramı

Değer kümesi : 1. Bir T = (G, A, B) bağıntısı için, G bağıntı çizgesinin ikinci izdüşüm dönüşümü altındaki görüntüsü..(…)altkümesi.

Değer nesnelciliği : Değerlerin özneden bağımsız olarak var olduğunu kabul eden öğreti.

Değer öğretisi : (Yun. axios = değer, logos = öğreti): Değerler üzerine öğreti. Bu öğreti değerler alanını ilişkileri, özellikle aşama düzeni bakımından aydınlatmaya çalışır.

Değer payı : İki değer arasındaki değişiklik, paranın yazılı değeri ile dönüşüm değeri, altın para ile kâğıt para değerleri arasındaki değişiklik.

Değer ruhbilimi : Değer sorunlarını, özellikle de değer yaşantılarını, değer duygularını ruhsal açıdan inceleyip araştıran ruhbilim dalı.

Değer saklama aracı : Para, döviz, altın gibi zaman içinde kendi değerini koruyan ve bu nedenle değer biriktirme amacıyla kullanılan nesneler.

Diğer dillerde Değer anlamı nedir?

İngilizce'de Değer ne demek? : adj. worth, worthy, worthy of, worthwhile

n. worth, value, price, worthiness, valuation, rate, amount, costliness, currency, dearness, merit, preciousness

v. touch, kiss, touch lightly, brush; bear, merit, worth, be worthy of, pay off, pay

Fransızca'da Değer : valeur [la], prix [le], mérite [le], estime [la], portée [la]

Almanca'da Değer : n. Bedeutung, Geltung, Preis, Qualität, Wert

adj. würdig

Rusça'da Değer : n. цена (F), стоимость (F), ценность (F), значение (N), достоинство (N), ценность: ценности (PL)

adj. достойный