Değişmek nedir, Değişmek ne demek

"Değişmek" ile ilgili cümleler

  • "Eskiler arasında duvardaki saatli maarif takvimleri de değişmiş oluyordu." - N. Cumalı
  • "Onunla saatlerimizi değiştik."
  • "Beş yılda her şey ne kadar çabuk değişmişti." - A. Ağaoğlu
  • "Üstümü değiştim."

Değişmek kısaca anlamı, tanımı:

Değişme : Değişmek işi. Değişim.

Değiş : Değme işi. Değişim.

İşin rengi değişmek : Konu başka biçimde gelişmek, öncekinden farklı davranmaya başlamak.

Mecrası değişmek : Bir iş, bir olay için gidişi, yönü, doğrultusu değişmek.

Suratı değişmek : Bir kimseye karşı davranışı değişmek, daha sert bir durum almak.

Biçim : Biçme işi. Tarz. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Herhangi bir şeyin benzeri. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

 

Girmek : Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Kavgaya tutuşmak. Girişmek, başlamak. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yüklenmek. Sığmak. Yazılmak, başlamak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Tecavüz etmek, geçmek. Dışarıdan içeriye geçmek. Yemek yemek. Bulaşmak. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Almak, fethetmek. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Katılmak.

Tahavvül : Bir durumdan başka bir duruma geçme, değişme, değişkenlik, dönüşme, dönüşüm.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Gelme : Yetişme. Gelmek işi. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Gelmiş olan.

Karşılık : Cevap, yanıt. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.

Karşılıklı : Birbirine karşı bulunan. İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil. Birbiriyle ilgili olarak. Birbirlerine karşı bir biçimde.

Vermek : Ayırmak, harcamak. Herhangi bir duruma yol açmak. Tespit etmek. Dayamak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Ondan bilmek, atfetmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Doğurmak. Ödemek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Kazandırmak, katmak. Sahip olmasını sağlamak. Bırakmak veya bağışlamak. Satmak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Yaymak.

 

Mübadele : Değişim.

Etmek : Bir işi yapmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Eşit değer kazanmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Kötülükte bulunmak. Demek, söylemek. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak.

Değiştirmek : Birini bırakıp başkasını kullanmak. Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Anlatıma yeni bir içerik vermek.

Değişmek ile ilgili Cümleler

  • Tom'un hayatı sonsuza dek değişmek üzereydi.
  • Bir şey değişmek zorunda.
  • Bu durum değişmek zorunda.
  • O değişmek üzere.
  • Değişmekten korkmuyorum.
  • Ben değişmek istemiyorum.
  • Değişmek istiyordum.
  • Ali üzerini değişmek zorunda değil.
  • Üzerimi değişmek için zamanım yoktu.
  • Değişmek için asla çok geç değildir.

Diğer dillerde Değişmek anlamı nedir?

İngilizce'de Değişmek ne demek? : v. change, convert, amend, modify, alter, mutate, turn to, shift, alternate, chop about, chop round, shade, switch, vary

Fransızca'da Değişmek : changer, se différencier, se modifier, se transformer, varier, devenir autre, etre remplacé, s'altérer

Almanca'da Değişmek : v. fluktuieren, tauschen, verändern

Rusça'da Değişmek : v. меняться, изменяться, видоизменяться, преображаться, варьироваться, сменяться, обмениваться, променять, менять, модифицировать, измениться, видоизмениться, преобразиться, смениться, обменяться