Değiştirmek nedir, Değiştirmek ne demek

  • Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak
  • Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek.
  • Bir şey verip yerine başka bir şey almak.
  • Anlatıma yeni bir içerik vermek.
  • Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek.
  • Birini bırakıp başkasıkullanmak.

"Değiştirmek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Rüzgâr gibi çarçabuk esiş istikametlerini değiştiriyorlar, ağaç kurdu gibi renkten renge giriyorlar." - E. İ. Benice
  • "Bu ayakkabı sana küçük, değiştir."
  • "Tuvalet onu ne değiştirmiş, gençliğinin cazibesini, vücudunu, gözlerinin rengini nasıl belli etmişti!" - P. Safa
  • "O zamanlar şöyle öğleye doğru otele bir başvurup çamaşır değiştireceği varsa değiştiriyor." - E. E. Talu
  • "Aldığım tasdiknameleri göstere göstere mektep değiştirdiğim için artık son sınıflardayım." - N. F. Kısakürek

Hukuki terim anlamı:

ta'dîl etmek.

İngilizce'de Değiştirmek ne demek? Değiştirmek ingilizcesi nedir?:

alter, change, modify, replace, switch

Değiştirmek kısaca anlamı, tanımı:

Değiştirme : Değiştirmek işi, tebdil, tahrif.

Değiş : Değme işi. Değişim.

Ağız değiştirmek : Önce söylediğini başka türlü anlatmak.

Altını değiştirmek : Bebeğin çiş veya dışkı ile kirlenen bezini yenilemek.

 

Ayak değiştirmek : Talim yürüyüşünde kısa bir adım atmak yolu ile adımlarını başkalarınınkine uydurmak. yeni bir uyak ile söyleyişi sürdürmek.

El değiştirmek : Bir şeyin kullanımı veya mülkiyeti bir kimseden başka bir kimseye geçmek.

Gömlek değiştirmek : Yılan üst derisini değiştirmek. huy veya düşünce değiştirmek.

Gündemi değiştirmek : Doğal akışı içinde ilerleyen işlerin bir sebepten dolayı yönünü değiştirmek.

Hava değiştirmek : İklimi değişik bir yere gidip bir süre oturmak.

Huyunu suyunu değiştirmek : Eskisine göre değişik davranmasına sebep olmak. eskisine göre değişik davranmak.

Kafayı değiştirmek : Düşüncesini, kanaatini değiştirmek.

Kalıbı değiştirmek : Ölmek.

Külahları değiştirmek : Tehdit ederek bozuşmak.

Lafı değiştirmek : Başka konuyu dile getirmek, başka bir şeyden söz etmek.

Makas değiştirmek : Tren yönünü değiştirmek. tuttuğu yol ve yöntemden vazgeçip başka bir yöne yönelmek.

Rota değiştirmek : Tutumunu değiştirmek, izlediği yoldan ayrılmak. gidilen yolu değiştirmek.

Saf değiştirmek : Başka bir gruba katılmak.

Şerit değiştirmek : Trafikte hız durumuna ve yol şartlarına göre belirli kurallar içinde bir yol şeridinden diğerine geçmek.

Vites değiştirmek : Otomobilin çekiş ve hızını değiştirmek.

 

Yer değiştirmek : Bulunduğu yerden bir başka yere geçmek.

Yolunu değiştirmek : Gittiği yoldan ayrılarak başka yola geçmek.

Biçim : Yakışık alan şekil, uygun şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Herhangi bir şeyin benzeri. Biçme işi. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

Sokmak : İçine veya arasına girmesini sağlamak. Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek. Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek. Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek. Belli etmeden kötü bir malı vermek. Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek. Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak. Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak.

Değişik : Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk. Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan. Farklı. Değiştirilmiş, muaddel. Yedek iç çamaşırı, giyecek.

Uğratmak : Uğrama işini yaptırmak, uğramasına sebep olmak. Savmak, çıkmak, dışarı atmak, kovmak.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Götürmek : Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Öldürmek. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Bir sonuca vardırmak. Tümüyle sahip olmak. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek. Taşımak, ulaştırmak veya koymak.

Başkası : Diğer bir kişi, herhangi bir kimse, diğeri, ötekisi.

Kullanmak : Harcamak, sarf etmek. Araç veya aleti işletmek, yönetmek. Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek. Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak. Bir şeyin gereklerini yerine getirmek. Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak. İşletmek, değerlendirmek. Amacına ulaşmak için birinden veya bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek. Giymek, takmak. Kelimeyi yazmak, söylemek.

Yeni : İşe henüz başlamış. Kullanılmamış veya az kullanılmış olan, eski karşıtı. Oluş veya çıkışından beri çok zaman geçmemiş olan. Eskisinin yerine gelen. Tanınmayan, bilinmeyen. En son edinilen. Biraz önce, çok zaman geçmeden. O güne kadar söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş olan. Daha öncekilerden farklı olan.

Bir : Aynı, benzer. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sadece. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ancak, yalnız. Tek. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Beraber. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Sayıların ilki.

İçerik : Herhangi bir ruhsal süreç veya düşünsel işlevi oluşturan ögelerin bütünü. Sözlü veya yazılı anlatımda verilmek istenen öz, düşünce, duygu ve imgelerin bütünü. Bir cümle veya yargıda açıkça söylenmemekle birlikte var olduğu anlaşılabilen, zımni. Bir kelimenin veya kavramın anlamı. Bir şeyin içinde bulunanların bütünü, muhteva, mazruf.

Vermek : Tespit etmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Ondan bilmek, atfetmek. Dayamak. Doğurmak. Yaymak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Bırakmak veya bağışlamak. Satmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Ayırmak, harcamak. Sahip olmasını sağlamak. Kazandırmak, katmak. Ödemek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek.

Değiştirmek ile ilgili Cümleler

  • Düzeni değiştirmek için çalışalım.
  • Değiştirmek istiyor musun?
  • Burada bir sürü ırkçı olduğunu biliyorum ama adını değiştirmek zorunda değilsin.
  • Değiştirmek en azından dört gün alır.
  • Bayrağı değiştirmek için, bayrak simgesine tıklayın.
  • Değiştirmek zorundayım.
  • Ali değiştirmek istediğini söylüyor.
  • O, eski vazosunu yenisiyle değiştirmek istedi.
  • Değiştirmek zorunda değilsin.
  • İkimiz de değiştirmek zorunda kalacağız.
  • Ali programını değiştirmek için çok geç olduğunu söyledi.
  • Değiştirmek zorunda kalacağız.
  • Değiştirmek için asla çok geç değildir.

Diğer dillerde Değiştirmek anlamı nedir?

İngilizce'de Değiştirmek ne demek? : v. change, exchange, convert, alter, vary, shift, switch, swop, swap, replace, alternate, commute, disguise, diversify, doctor, falsify, garble, interchange, intersperse, juggle with, metamorphose, modify, recast, switch to, transmute, unmake

Fransızca'da Değiştirmek : changer, adultérer, altérer, remplacer, substituer, varier

Almanca'da Değiştirmek : v. abwandeln, abwechseln, ändern, austauschen, auswechseln, einhandeln, eintauschen, einwechseln, kommutieren, modifizieren, umändern, umarbeiten, umschaffen, umsetzen, umtauschen, umwandeln, variieren, wandeln, wechseln

Rusça'da Değiştirmek : v. менять, изменять, переменять, видоизменять, преображать, перестраивать, трансформировать, переключать, варьировать, форматировать, сменять, подменять, передергивать, перемежать, изменить, переменить, видоизменить, преобразить, перестроить, переключить, сменить, подменить, передернуть, перемежить