Dear money policy türkçesi Dear money policy nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Pahalı para politikası.
  • Faiz oranını yükselterek kredi miktarını azaltmayı hedefleyen daraltıcı para politikası.

Dear money policy ingilizcede ne demek, Dear money policy nerede nasıl kullanılır?

Dear : Kazık. Değerli. Tatlı kimse. Pahalı. Canım. Sevgili. Tatlım. Sevilen şey. Sevilen kimse. Sevimli kimse.

Money : Akçe. Ücret. Arpa. Mal ve hizmetlerin değişimini kolaylaştırma işlevini yapan bir değişim aracı ve ortaklaşa değer birimi. Durağan olan, olmayan eşya değerini ölçen değişim aracı. eskiden gümüş paraya verilen ad. Servet. Patpat. Tıkır (argo sözcük). Bir ekonomide genel kabul gören, değişim aracı, değer koruma aracı ve hesap birimi işlevlerine sahip varlık. Para.

Policy : İlke. İdare. Belirlenen amaç veya hedeflere ulaşmaya yönelik karar ve eylemler bütünü. Sigorta sözleşmesi. Sigorta belgesi. Davranış biçimi. Prensip. Poliçe. Bilgisayar, iktisat alanlarında kullanılır. Plan.

Dear money : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Sıkı para politikası uygulanarak faizlerin yükseltilmesi. Yüksek üremli para. Ödünç alınacak paranın pahalılaştırılması. Yüksek faiz oranından sağlanan kredi. bk. pahalı para politikası. Pahalı para. Faizi yüksek para. Güçlü inanca karşılığı satak ve bankalardan yüksek ürem vermeden sağlanamayan para.

 

Cheap money policy : Faiz oranını düşürerek kredi miktarını artırmayı hedefleyen genişletici para politikası. Genişletici para politikası ile faizlerin düşürülmesi politikası. Ucuz para politikası.

Tight money policy : Sıkı para politikası.

İngilizce Dear money policy Türkçe anlamı, Dear money policy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dear money policy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

 

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Dear money policy synonyms : a change in supply, a shift in supply, abolition of forced labour convention, a type mutual funds, a shift in individual demand, a shift in demand.