Debs türkçesi Debs nedir

  • Borç.
  • Sosyeteye ilk kez davet edilen kız.
  • Sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız.

Debs ingilizcede ne demek, Debs nerede nasıl kullanılır?

Deb : Borç. Sosyeteye ilk kez davet edilen kız. Bkz.debutante. Sosyeteye ilk kez takdim edilen genç kız.

Debacle : Yenilgi. Felaket. Ani çökme. Yıkım. Hezimet. Buzulun erimesiyle ani su baskını. Ani su baskını. Çökme. Kaçışma. Ani çöküntü.

Debacles : Ani çöküntü. Çöküş. Ani su baskını. Yenilgi. Buzulun erimesiyle ani su baskını. Felaket. Çökme. Kaçışma. Bozgun. Yıkım.

Debag : Ceza veya şaka olarak bir kimsenin pantolonlarını indirmek.

Debar : Yoksun bırakmak. Mahrum etmek. Yasaklamak. Menetmek. Engel olmak. Mahrum bırakmak.

Debarking : Karaya çıkmak. Karaya çıkarmak. Kabuk soyma. Karaya ayak basmak.

Debarkment : Boşaltma. Tahliye.

Debarkations : Boşaltma. İndirme. Gemiden sahile çıkma. Karaya çıkma. Karaya çıkarma. İnme.

Debar from : -den mahrum etmek. Bir şeyden korumak. Mahrum bırakmak. Yoksun bırakmak. Mahrum etmek. Engellemek.

Debarking machine : Kabuk soyma makinesi.

İngilizce Debs Türkçe anlamı, Debs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Debs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Encumbrance : Takyid. Sorumluluk. Yük. Yükümlenim hakkı. Sorumlu olunan kişi (çocuk). Yükümlülük. Masraf. Taahhüt. Sorumlu olunan kişi.

 

Encumbrances : Engeller. İpotek. Engel. Sorumluluk. Yük. Yükümlülük. Sorumlu olunan kişi.

Encumber : Ayakbağı olmak. Doldurmak. Sorumluluk yüklemek. Tıka basa doldurmak. Engel olmak. Engellemek. Ayak bağı olmak. Güçlük çıkartmak. Sorumluluk altında bırakmak.

Loan : Ödünç vermek. Para, mal veya para cinsinden bir değerin belirli bir vade ve koşulla geri alınmak üzere verilmesi. Ödünç verme. Kitaplıktan dışarı çıkarılmasında sakınca görülmeyen gereçleri, belirli bir süre için, kitaplık dışında yararlanmak üzere okura verme. Bir iktisadi karar biriminin bir diğerine karşı ödemesi gereken para veya yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülük. Kitabın belirli süre için bir okuyucuya ödünç verilmesi ile ilgili olan ve kitabın, kim tarafından alındığını, ne zaman geri getirilmesi gerektiğini belirten kaydı tutma işi. Öneli geldiğinde geri alınmak ve ürem sağlamak amacıyla belirli bir süre için ödünç para verme. Kredi. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Ödünç verme işlemi.

Liabilities : Sorumluluk. Borçlar toplamı. Bir işletmenin bilançosunda kayıtlı olan mali yükümlülükler. Mesuliyet. Borçlar. Bir şirketin veya kişinin borçları. Sorumluluklar. Üstlenme. Düyun. Çevreye beklenmedik bir şekilde kirletici maddelerin serbest bırakılmasının neden olabileceği hasarlar (çevreyi koruma).

Arrear : Bakiye. Arka kısım.

Deb : Bkz.debutante.

Debt : Bir iktisadi karar biriminin bir diğerine karşı ödemesi gereken para veya yerine getirmek zorunda olduğu yükümlülük. İki ya da daha çok kişi arasındaki karşılıklı yükümlülük. Suç. Alacak. Matlup. Borçlanma. Borçlu olma. Sözleşmede üstlenilen yükümlülük. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

 

Duty : Hizmet. Sorumluluk. Vazife. Eşya ve kişilerin ülke sınırlarından giriş ve çıkışlarında denetimlerinin yapıldığı ve vergilerin tahakkuk ettirildiği kamu kuruluşu. bk. gümrük vergisi. Gümrük. Vergi. Harç. Kapasite. Saygı. Resim.

Liability : Yükümlülük. Söz verme, zorunluluk, yüklenme. Yüklenme. Sorumluluk. Düyun. Gerçek veya tüzel bir kişinin sahip olduğu borçların toplamı, diğer bir deyişle kaynak ile özkaynak arasındaki fark. Yabancı kaynak. Mesuliyet. Engel. Başkasına ilişkin bir dokuncanın buna yer verenince karşılanması, ödenmesi. sorumlu olma.

Debs synonyms : eugene victor debs, eugene v. debs, encumbers, arrears, incumbrance, debts, accommodation.