Dek nedir, Dek ne demek

Dek; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin.
  • Düzen, hile, entrika.
  • Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin.
  • Tokuşma, çatışma
  • Sağlam.

"Dek" ile ilgili cümle

  • "Başvurular eylülün beşine dek yapılmalı."
  • "Bir iki adım atıp yanıma dek geliyor." - Z. Selimoğlu

Yerel Türkçe anlamı:

Denk, eşit, uygun.

Genel görünüş, kişilik, hal: Adamın dekini kırma.

Dek, hile, oyun

Hayvanlara yüklenen yükün bir tarafı, denk.

Uslu, terbiyeli, doğru, namuslu (kimse).

Şeker pancarına benzeyen, yumru kökü tatlı ve yenilebilen bir bitki.

Diğer sözlük anlamları:

Yarı

Oyun, hile, hud’a

[Bakınız: tek]

Birbirine uygun iki şeyden her biri, eş, nazîr, benzer, muadil.

[Bakınız: tek]

Sessiz, rahat, sakin

İçi dolu çuval, hayvana yükletilen karşılıklı yükün her biri.

Kadar az, denlü

Ancak, yalnız, yetişir ki

Kadar, değin.

Dek tanımı, anlamı:

Deke düşmek : Hileye, oyuna gelmek.

Düzen : Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Dolap, hile. Bez dokuma tezgâhı. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Yerleştirme, tertip. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

 

Hile : Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma. Birini aldatmak, yanıltmak için yapılmış olan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika.

Entrika : Bir işi sağlamak veya bozmak için girişilen gizli çalışma, oyun, dolap, düzen, dalavere, desise, hile, dek.

Tokuşma : Tokuşmak işi.

Çatışma : Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Silahlı büyük kavga, arbede. Çatışmak işi.

Sağlam : Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli. Gerçek, inanılır bir temeli olan. (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak. Güvenilir. Zarar görmemiş, bozulmamış. Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil.

Dek değil : Tekin değil, boş değil, beyhude değil

Dek durmak : Uslu, terbiyeli, rahat durmak. Yarayışlı olmak, uslu durmak Uslu, sessiz, sakin durmak, susmak

Dek düşmek : Dikkat etmek, farkına varmak, dikkatle bakmak Uygun gelmek, rasgelmek.

Dek gelmek : Uygun gelmek, rasgelmek. Dik kafalılık etmek: Dek geldi, onun için dayağı yedi. Rastgelmek, rastlamak Rastlamak Denk gelmek, rastlamak Denk gelmek

Dek oturmak : Rahat durmak, dek durmak

 

Dek sepedi : At ve eşeğin iki yanına yüklenen ve içine yumurta, üzüm vs. konulan sepet.

Dek tüşmek : Dikkat etmek, farkına varmak, dikkatle bakmak bk. deh düşmek. Seçmek: O kalabalıkta Ahmet'i nasıl dek tuştum.

Dek ile ilgili Cümleler

  • Bir gün, İsa bizim için geri dönecek ve biz sonsuza dek onunla olacağız.
  • Tom'un sonsuza dek yaşayacağını düşündüm.
  • Sonsuza dek bana kızgın kalamazsın.
  • Jale'yi sonsuza dek kaybettiğimi düşündüm.

Diğer dillerde Dek anlamı nedir?

İngilizce'de Dek ne demek? : pref. ten

n. deck, floor of a ship; covering, surface

v. cover, blanket; lay the table, set the table for a meal; protect, shield

Fransızca'da Dek : jusqu'à, en attendant que

Almanca'da Dek : prep. bis, bis zu, bis auf

Rusça'da Dek : n. хитрость (F), увертка (F)

prep. вплоть до