Deme nedir, Deme ne demek

  • Demek işi.
  • Anlam.
  • Atasözü
  • Genellikle Alevi şairlerin tarikatlarıyla ilgili konuları işleyen şiirlerine, kendilerince verilen ad.
  • Halk edebiyatında şiir.
  • Ağıt.

"Deme" ile ilgili cümle

  • "Bu söz ne demeye gelir?"
  • "Çoğumuz hâlâ yazarım demeye çekiniriz." - A. Ağaoğlu

Yerel Türkçe anlamı:

Demet. (Kemah)

Nabız.

Şiir, türkü.

İçine tereyağ konulan bir çeşit bakır güğüm.

Kekeme, dilsiz.

Söz, laf, konu: Demem şunun için.

Mersiye, ağıt.

Atasözü.

Bilimsel terim anlamı:

Genel olarak şiir yerine kullanılan terim.

Daha çok Alevî -Kızılbaş ozanlarının tarikatleriyle ilgili konuları işleyen koşuklarına kendilerince verilen ad.

Deme hakkında bilgiler

Halk edebiyatının "tasavvufi halk edebiyatı" ya da "tekke edebiyatı" denilen türü 12. yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı. Ama Anadolu’nun bu alandaki ilk ve en büyük şairi Yunus Emre’dir. Anadolu’da 19'uncu yüzyıla değin çeşitli tarikatlarla gelişen bu edebiyat geleneğinin sürmesinde en önemli rolü Alevi-Bektaşi ve Melami-Hamzavi şairler oynadı.

Tekke edebiyatı şairleri, yalın bir dille, hece ölçüsüyle ya da aruzun heceye yakın yalın kalıplarıyla şiirler yazdılar. Tekke şiirinin genel adı, özel bestelerle okunan ve tarikatlara göre değişik isimlerle anılan ilahilerdi. Nazım birimi dörtlüktür. Ama gazel biçimde yazılmış ilahiler de vardır. Bu edebiyatın düzyazı biçimini ise evliya menkıbeleri, efsaneler, masallar, fıkralar ve tarikat büyüklerinin yaşamlarını konu alan yapıtlar oluşturur. Genelde 8'li hece ölçüsü ile 4+4 kalıbıyla yazılır. Telmih, tenasüp, tezat, mübalağa, gibi sanatlar sıkça kullanılır. Masiva yani Allah dışındakileri önemsememe söz konusudur. İlahilerin mevlitler de bir ezgi ile söylenmesinin sebebi; hece ölçüsü, kafiye şeması ve ahenk unsurlarıdır.

 

Deme ile ilgili Cümleler

  • Demedim mi sana oraya gitme diye.
  • Ali hiçbir şey dememeliydi.
  • Demek bana ders verdin!
  • Muhtemelen insanların gösterilere protesto etmek için değil, sadece kendilerini göstermek için gittiklerini demek istiyor.
  • Burak "elveda" bile demedi.
  • Ali hiçbir şey demeyeceğini söyledi.
  • Demek aptalın tekiyim böyle mi düşünüyorsunuz?
  • Demedim mi ayağına dikkat et diye?
  • Hayır demek onun için zordu.
  • Ali hiçbir şey demedi.
  • Demedim mi size demek istemezdim.
  • Demek 1955 doğumlusun.
  • Demedim mi senin duru denizin benim diye.
  • Ali komşularına hiç "merhaba" demez.

Deme anlamı, kısaca tanımı:

Halk : Yaratma. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali.

 

Edebiyat : Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler.

Şiir : Düş gücüne, hayale, imgeye, gönle seslenen, anı, duygu, coşku uyandıran, etkileyen şey. Zengin sembollerle, ritimli sözlerle, seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan, hece ve durak bakımından denk ve kendi başına bir bütün olan edebî anlatım biçimi, manzume, nazım, koşuk.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.

Alevi : Hz. Ali'ye bağlı olan kimse.

Tarikat : Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirinden ayrılan Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri.

Demem o : "benim söylemek istediğim" anlamında kullanılan bir söz.

Deme gitsin : "anlatılması güç, anlatılamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Demeç : Yetkili bir kimsenin bir konuda yayın organlarına yaptığı açıklama, beyanat.

Demeç vermek : Yetkili bir kimse bir konuda yayın organlarına açıklama yapmak, beyanat vermek.

Demediğini bırakmamak : Birisi için kırıcı, ağır, ileri geri konuşmak.

Demek : Erişmek. Söylemek, söz söylemek. Oranlamak. Düşünmek. Herhangi bir ses çıkarmak. yani, anlaşılan. Saymak, kabul etmek. Bir işe kalkışmak, yeltenmek. Ummak. bir şey anlamına gelmek. Herhangi bir kanıya, yargıya varmak. Ad vermek. öyle mi. inanılmayan, beklenmeyen durumlarda kullanılan pekiştirme veya şaşma sözü. Bir dilde karşılığı olmak.

Demek istemek : Bir düşünceyi söylemek istemek. bir şeyi anlatmak istemek.

Demek ki : Şu hâlde, öyle ise.

Demek olmak : Anlamına geliyor olmak.

Dememek : Koşullar ne olursa olsun aldırış etmemek.

Demet : Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu. Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu. Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam. Bitki veya çiçek destesi. Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon.

Demetçi : Demet yapan kimse. Harman makinesini ekin demetleriyle dolduran kimse.

Demetçik : Küçük demet.

Demetleme : Demetlemek işi.

Demetlemek : Demet yapmak, demet durumunda ayırıp bağlamak.

Demetlenmek : Demet yapılmak.

Demetletmek : Demet yaptırmak.

Demetli : Demet biçiminde olan.

Demevi : Kanlı, kanı çok (kimse). Öfkeli, sinirli.

Aç ne yemez tok ne demez : "yoksul kimse eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz, varlıklı kişi ise en güzel şeylerde bile kusur bulur" anlamında kullanılan bir söz.

Ak dediğine kara demek : İnatçılık ederek karşısındaki ile anlaşmaya yanaşmamak.

Akım derken bokum demek : Sözünü yerli yerince söyleyememek.

Alçacık dağları ben yarattım demek : Çok kurumlu olmak, kendini çok beğenmek.

Armudun sapı var üzümün çöpü var demek : Her şeye kusur bulmak, hiçbir şeyi beğenmemek.

Ateş demekle ağız yanmaz : "kişi, zararlı bir eylemin sözünü etmekle kendisini zarara sokmuş olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Atım tepmez itim kapmaz deme : "size çok bağlı olan kimseler bile zaman gelir sizi incitebilirler" anlamında kullanılan bir söz.

Bal bal demekle ağız tatlanmaz : "sözde kalan dilek ve tasarıların iş bitirmede hiçbir etkisi olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Bana da demesinler : Bir işin kesinlikle yapılacağını belirtmek için söylenen bir söz.

Bana mısın dememek : Hiçbir şey etkili olmamak, hiçbir şeye aldırış etmemek.

Bir iki demeden : Duraksamadan, karşısındakine vakit bırakmadan.

Buğdayım var deme ambara girmeyince oğlum var deme yoksulluğa ermeyince : "bir şeyin senin olduğundan kuşkun kalmaması için gereken bütün koşullar gerçekleşmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Buna değdi buna değmedi demek : Birçok şeyin, iyilerini seçip önceden beğenmeyip bıraktıklarını da sonradan almak.

Canına tak demek : Dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak.

Dama demek : Gücü kalmayarak bir işi daha ileri götüremeyecek duruma gelmek. tükenmek.

Dünyayı ben yarattım demek : Aşırı mağrur olmak, büyüklenmek.

Elaman demek : Çok bezmek.

Elektron demeti : Aynı enerji kaynağından çıkan ve birbirine yakın yörüngede yayılan elektronlar.

Elma da alma da demesini biliriz : "şartlara göre uygun davranırız" anlamında kullanılan bir söz.

Eyvallah demek : Hoş görerek kabul etmek veya edilmek. hoşça kalın, sağlıcakla kalın demek.

Gece gündüz dememek : Bir işi sürekli olarak, ara vermeksizin yapmak. vaktin uygun olup olmadığına bakmamak, vakit seçmemek.

Gel demesi kolay ama git demesi güçtür : "bir kimseyi işe almak, bir misafir çağırmak kolaydır ancak bir kimsenin işine son vermek, misafire git demek zordur" anlamında kullanılan bir söz.

Gözünün üstünde kaşın var dememek : Birinin her davranışını hoş görmek.

Hayır dememek : Bir şeyi geri çevirmemek.

He demek : Onamak.

Höt demek : Gözdağı vermek, korkutmak.

İyiye iyi kötüye kötü demek : Hatır için söz söylememek, dürüst olmak.

Kan kusup kızılcık şerbeti içtim demek : Çok eziyet çektiği hâlde durumunu iyi göstermek.

Kaza geliyorum demez : "kaza, beklenmedik zamanda, ansızın olur" anlamında kullanılan bir söz.

Kimse yoğurdum ekşi demez : "herkes sattığı malı, kendi işini, tutumunu ve davranışını över" anlamında kullanılan bir söz.

Köpeğe hoşt kediye pişt dememek : Kendisine zarar verenlerden korunmak için en küçük bir tepkide bulunmamak.

Küçük dağları ben yarattım demek : Çok böbürlenmek, kibirlenmek.

Nal deyip mıh dememek : Bir düşüncede direnmek.

Ne demek : "öyle şey olur mu, o nasıl şey, yakışık alır mı?" anlamında kullanılan bir söz. "tabii ki, elbette, lafı mı olur?" anlamında kullanılan bir söz.

Ne demek olsun : Ne demek.

Ne demeye : Hangi anlama?. ne diye, nasıl bir düşünceyle, hangi maksatla, niçin?.

Of bile dememek : Şikâyetçi olmamak, şikâyet etmemek.

Oh demek : Rahata ermek, rahata kavuşmak, rahat bir soluk almak.

Olmayacak duaya amin demek : Gerçekleşmeyecek, sonuç vermeyecek işlerle uğraşmak.

Paraya para dememek : Elde edilen parayı az bulmak. bol para harcamak. çok para kazanır olmak.

Paydos demek : Yapılmakta olan bir işi bırakmak.

Pes demek : Karşısındakinin kendisinden daha üstün olduğunu kabul etmek, boyun eğmek.

Pışt demek : Rahatsız edici bir söz söylemek.

Sap derken saman demek : Belirli ve doyurucu bir düşünce ortaya koyamamak.

Tanrı yarattı dememek : Allah yarattı dememek.

Tavşana kaç tazıya tut demek : İki tarafı, karşıt olan davalarında birbirlerine karşı kışkırtmak, ikili oynamak.

Ucuz pahalı dememek : Yüksek veya düşük fiyatlı olduğuna bakmamak.

Üzümün çöpü armudun sapı var demek : Her şeyde bir eksiklik bulmak, güç beğenir olmak.

Vur dediyse öldür demedi : Bir dileği yerine getirirken aşırılığa düşen için söylenen bir söz.

Yeri göğü ben yarattım demek : Çok gururlu olmak.

Ağıt : Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye. Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi.

Atasözü : Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.

Deni : Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse).

Yüzyıl : İçinde yaşanılan zaman. Milat başlangıç alınarak 1-100, 101-200, 201-300 vb. olarak sayılan yüzyıllık dönem. Yüzyıllık süre, asır.

Anadolu : Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.

Büyük : Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Üstün niteliği olan. Niceliği çok olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Önemli. Büyük abdest.

Geliş : Gelme işi.

Anlam : Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey. Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör.

Demece : Atasözü Her hangi bir durumu anlatmak üzere söylenen ve çoğu geçmiş bir olaya dayanan söz, Ye kürküm ye gibi.. Atasözleri gibi söylenen, ama atasözleri gibi kesin bir yargı ve yasa niteliği taşımayan; çok kez, kısacık bir fıkra değerinde olan söz: "Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış." "Yukarı tükürsem bıyığım, aşağı tükürsem sakalım." "Güldükçe güller açılır, ağladıkça inciler saçılır." "Deveye "Boynun neden eğri?" diye sormuşlar. -Nerem doğru ki; demiş." "Aşıç ayur tübüm altun kamıç ayur men kayda men" (Tencere der: "dibim altın". Kepçe der: "Ben nerdeyim.) (DİVANİ) LOGAT-'iT -TÜRK)

Demede : Galiba, herhalde, zannederim

Demediğini bırakmamak : birisi için kırıcı, ağır, ileri geri konuşmak.

Demeğe gelmek, demek olmak : Herhangi bir şey başka bir şeyin işareti olmak, şu veya bu anlama gelmek. (NE DEMEK OLDUĞU, Delâlet, Signification).

Demek ki : şu hâlde, öyle ise. İlgili cümle: "“Demek ki anlamadılar benim ne yaptığımı.”" E. Şafak.

Demekaryum : Asetil kolin esterazın etkinliğini engelleyerek etkiyen, dolaylı etkili bir parasempatik sistemini uyarıcı ilaç.

Demekkine : Demek ki anlamında.

Demekoloji : [Bakınız: populasyon dinamiği] Popülasyon dinamiği.

Demel : Ara: Bu iki evin demeli az.

Demeli : Her tümcenin başına «demeli» ekleyen gölge oyunu tipi. (Kar.) Her sözün başına "demeli" ekleyen tip. Canlı, cansız karşıt varlıkları konuşturma yolu ile oluşturulan koşuk (yer ile gök, kız ile gelin, yaz ile kış gibileri en çok kullanılan konulardır. Her dörtlüğün başında, söz kimde ise belli edilir: "Kız der ki", "Gelin der ki" gibi).

Diğer dillerde Deme anlamı nedir?

İngilizce'de Deme ne demek? : [Deme] v. give; present; deal; produce, yield; cause; perform; say; take; teach; lecture; start, begin; overlook; surrender

interj. dear, I declare, no, ho, come

Almanca'da Deme : n. Sinn, Bedeutung

Rusça'da Deme : n. именование (N), смысл (M), понятие (N)