Demir nedir, Demir ne demek

Demir; bir kimya terimidir.

  • Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe).
  • Bu elementten yapılmış parça
  • Bu elementten yapılmış.
  • Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça.
  • Çıpa.
  • Güçlü, kuvvetli, sert.

"Demir" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Ocak demiri. Kapı demiri. Pencere demiri."
  • "O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu." - S. F. Abasıyanık
  • "Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Bir tenekelik ölçek.

Çoban köpeklerinin boynuna takılan demir tasma.

Odun ve çıra parçalamakta kullanılan, ağız kısmı çelik, diğer kısımları demirden yapılmış olan kesici aygıt, tahra.

Kimya'daki anlamı:

Simgesi Fe , atom numarası 26, atom kütlesi 55,85 g, e.n. 1535 °C, k.n.2750 °C ve yoğunluğu 7,87 g/mL olan , yer yüzü kabuğunda dördüncü en bol bulunan (%5), hematit (Fe2O3), limonit (sulu Fe2O3), magnetit (Fe3O4), siderit (FeCO3), demir piritleri (FeS2), kromit (FeCr2O4) ve kalkopirit (CuFeS2) şekillerinde bulunan, metal olarak ve çelik alaşımlarında kullanılan, birinci sıra geçiş elementi .

 

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Bazı minerallerde, hemen hemen her çeşit toprakta ve mineralli sularda bulunan atom numarası 26, atom ağırlığı 55, 847, sembolü Fe olan bir metal element. Hemoglobin, miyoglobin, sitokrom, peroksidaz, katalaz gibi bazı hemoproteinlerin temel kısmını oluşturur. Esas işlevi oksijenin hemoglobin içinde dokulara ve hücresel oksidasyon mekanizmalarına taşınmasıdır.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Dabaklıkta derinin iç yüzünü kazımakta kullanılan uzun bıçak. (-Uşak)

Saban ve pulluğun toprağa giren demir kısmı. (Gücünkaya *Aksaray, Kızılca *Bor -Niğde)

Demir isminin anlamı, Demir ne demek:

Erkek ismi olarak; Koyu renkli, kolay işlenen, dayanıklı, kullanılış yerleri çok maden. Güçlü, kuvvetli, sert kimse.

Bilimsel terim anlamı:

Sağlamlık, dayanıklılık gibi özelliklerinden dolayı çoğu halk inanmalarında ve büyüsel işlemlerde kullanılan maden.

768°C altında mıknatıslılık özelliği gösteren, ak renkli dökme demir ve çeliklerin ana metali. A. A. 55.85, A. S. 26, Ö. A. 7.86, E. S. 1535°C.

İngilizce'de Demir ne demek? Demir ingilizcesi nedir?:

iron, fr. fer

 

Osmanlıca Demir ne demek? Demir Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

hadid, demir

Demir hakkında bilgiler

Demir, atom numarası 26 olan kimyasal element. Simgesi Fe dir (Latince. Ferrum dan).

Demir, dünya yüzeyinde en yaygın dördüncü mineral ve yerkabuğunda en çok bulunan metaldir. Yerkürenin merkezindeki sıvı çekirdeğin de tek bir demir kristali olduğu tahmin edilmekle birlikte, demir nikel alaşımı olma ihtimali daha yüksektir. Dünyanın merkezindeki bu kadar yüksek miktardaki yoğun demir kütlesinin dünyanın manyetik alanına etki ettiği düşünülmektedir.

Demir metali, demir cevherlerinden elde edilir ve doğada nadiren elementel halde bulunur. Metalik demir elde etmek için, cevherdeki katışkıların (İndg: impurity) kimyasal indirgenme yoluyla uzaklaştırılmaları gerekir. Demir, aslında büyük ölçüde karbonlu bir alaşım olarak kabul edilebilecek olan çelik yapımında kullanılır.

Demir, karbonla birlikte 1420–1470K sıcaklığa kadar ısıtıldığında oluşan sıvı ergiyik %96,5 demir ve %3,5 karbon içeren bir alaşımdır ve dökme demir veya pik olarak adlandırılır. Bu ürün ince detaylı şekiller halinde dökülebilirse de, içerdiği karbonun çoğunu uzaklaştırmak amacıyla dekarbürize edilmediği sürece, işlenebilmek için fazlasıyla kırılgandır.

Demir ile ilgili Cümleler

  • Demir, güzelliğinden ziyade daha yararlıdır.
  • Demir altından daha serttir.
  • Demir çok faydalı bir metaldir.
  • Ali her sabah işe giderken demiryolu raylarını geçer.
  • Demir en kullanışlı metaldir.
  • Bana o demir topu ver.
  • Tom'un kafasına bir levye demiriyle veya benzer bir şeyle vuruldu.
  • Demir çok yararlı bir metaldir.
  • Demir, birçok kullanımı olan bir metaldir.
  • Demir, gemi yapmada kullanılır.
  • Bir demir yolu köprüsü zaten nehir üzerinde inşa ediliyor.
  • Jale bir pasta içinde ceza evine bir demir testeresi bıçağını gizlice sokmaya çalıştı.
  • Bu demirden mi yapıldı?
  • Dökme demir, bir demir ve karbon alaşımıdır.

Demir tanımı, anlamı:

Atom : Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri. Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık.

Numara : Hile, düzen, dalavere, yalan. Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı. Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam. Ölçü. Eğlendirici oyunlardan her biri. Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı. Öğrenciye verilen not.

Yoğun : Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif. Kaba, kalın, iri (elek, iğne). Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Şişman, iri, tombul. Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Koyu, kalın.

Çelik : Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Kök salması için yere dikilen dal. Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Bu alaşımdan yapılmış. Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Zayıf fakat güçlü (vücut). Kısa kesilmiş dal. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek.

Alaşım : Bir metalin belli oranlarda bir veya birkaç metalle ergimesiyle oluşan yeni metal, halita.

Element : Kimyasal yöntemlerle ayrıştırılamayan veya bileşim yoluyla elde edilemeyen madde.

Demir almak : Gemi yola çıkmak için çıpasını denizden çekmek, gitmeye hazırlanmak. ölmek, çekip gitmek. sıvışmak, gitmek.

Demir atmak : Bir kimse bir yerde uzun süre kalmak. gemi çıpasını denize salmak.

Demir gibi : Çok güçlü, çok kuvvetli. çok sağlam.

Demir taramak : Gemi rüzgâr veya akıntı yüzünden çıpasını sürümek.

Demir tavında dövülür : "her iş zamanında ve uygun durumda yapılır" anlamında kullanılan bir söz.

Demir üzerinde : Demirini almış ve kalkmaya hazır (gemi).

Demire vurmak : Demir zincirle bağlamak.

Demir ağacı : İki çeneklilerden, ana yurdu Avustralya olan bir veya iki evcikli bir ağaç (Casuarina).

Demirbaş : Bu nitelikte olan. Bir yerde kullanılan, bir yere kayıtlı olan, bir görevliden öbürüne teslim edilen dayanıklı eşya. Bir yerin eskisi, emektarı olan (kimse).

Demir bilek : Güçlü kuvvetli (kimse).

Demir boku : Cüruf.

Demir dikeni : Toprak üzerinde yatık olarak bulunan, boynuz biçiminde dikenli çiçekleri küçük ve açık sarı renkli bir tür bitki (Tribulus terrestris).

Demir hat : Demir yolu.

Demirhindi : Pinti, hasis. Bu ağacın meyvesi. Demirhindi şerbeti. Baklagillerden, odunu oldukça sert olan, sıcak iklimlerde yetişen bir ağaç (Tamarindus indica).

Demirkapan : Mıknatıs.

Demir kapı : Irmaklarda gemilerin geçmesine engel olan kayalık yer.

Demirkazık : Kutup Yıldızı.

Demir kırı : Siyah, beyaz karışık griye yakın renkte at donu. Bu renkte olan (at).

Demir leblebi : Başa çıkılması güç kimse. Başarılması çok güç iş.

Demir oksit : Demirin hem doğada görülen hem de sentetik olarak yapılan, değişik kimyasal değer ve renkte bulunabilen oksit biçimi.

Demir para : Madenî para.

Demir pası : Bu pasın renginde olan. Demirde oluşan pas.

Demirperde : İkinci Dünya Savaşı sonrası soğuk savaş döneminde, batılı ülkelerin kendilerini Doğu Bloku ülkelerinden ayıran sınıra ve bu ülkelere taktıkları ad.

Demir perde : Sahne ile izleyicilerin bulunduğu salonu yangın tehlikesinde birbirinden ayıran, demirden yapılmış perde.

Demir rengi : Bu renkte olan. Gri.

Demir resmi : Geminin bir limanda demirlemek için ödediği vergi.

Demir sülfat : Sülfürik asidin kimyasal formülü Fe2(SO4)3 olan demir tuzu ve bunun hidrojenle işlenmiş biçimi.

Demir yeri : Limanlarda gemilerin demir atmasına ayrılmış yer.

Demir yolcu : Demir yolu görevlisi.

Demir yolu : Bu yolla yapılmış olan taşımacılık sistemi. Lokomotif, vagon vb. demir tekerlekli taşıtların üzerinde hareket ettiği, paralel iki ray döşenerek yapılmış olan bir yol türü, tren yolu, demir hat.

Demir yumruk : Güçlü kuvvetli (kimse).

Ak demir : Dövme demir.

Aydemir : Yüzü yay biçiminde bir keser türü.

Çekme demir : Haddeden geçirilmiş demir.

Çifte demir : Geminin sert, fırtınalı havada demir atma konumunda çevreye zarar vermemesi, rüzgâr ve akıntı yüzünden geniş bir alanda çok yer kaplamaması için baştaki her iki göz demirini atma.

Çubuk demir : İnşaatlarda kullanılan, üzerinde yiv bulunmayan demir.

Delikli demir : Tüfek.

Dişi demir : Yumuşak bir demir türü.

Dökme demir : İçinde % 2'den % 6'ya kadar karbon bulunan bir demir karbon alaşımı, font, pik.

Erkek demir : Bir tür sert demir.

Hasır demir : Hasır çelik.

İğdemir : Marangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç.

Kütük demir : Demir çelik fabrikalarında, izabe tesislerinde maden cevherinden veya hurdadan döküm sonu elde edilen ham kütle, kütük.

Nervürlü demir : Nervürlü çelik.

Buz demiri : Tekneyi bağlamak için buz çatlağı arasına takılan tek sivri uçlu demir.

Gözdemiri : Gemilerin baş tarafında bulunan, her zaman kullanılan büyük çıpa.

Izgara demiri : Kazan ızgarasını meydana getiren demir çubuklardan her biri.

Kol demiri : Bir kapıyı kapadıktan sonra dışarıdan açılmaması için duvarla kapı arasına konan demir destek.

Köşe demiri : Dik açı biçiminde üretilmiş demir.

Kulak demiri : Pullukta, uç demirinin kaldırdığı toprağı ters çeviren demir.

L demiri : Sanayide kullanılan L biçiminde bükülmüş demir çubuk.

Özek demiri : Özek ağacını arabaya bağlayan demir.

Saban demiri : Sabanın toprağı yarmaya yarayan taban kısmına takılan demir.

Topuk demiri : Kapı menteşelerinin altta kalan erkek bölümü.

Demir ıslanmaz deli uslanmaz : "her nesnenin, her kişinin değiştirilemeyen bir özelliği vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Demir nemden insan gamdan çürür : "nem demiri nasıl paslandırıp çürütürse gam da insanı öylece yıpratır" anlamında kullanılan bir söz.

Demir yolculuk : Demir yolcunun yaptığı iş.

Demirbaştan düşmek : Demirbaş listesinden çıkarmak, kaydını silmek.

Demirci : Manisa iline bağlı ilçelerden biri. Demir satan, demir eşya yapan veya onaran kimse.

Demirci mengenesi : Kızgın demiri tutmak için kullanılan kıskaç.

Demirhindi şerbeti : Demirhindiden yapılmış olan bir şerbet türü.

Demirköy : Kırklareli iline bağlı ilçelerden biri.

Demirleme : Demirlemek işi.

Demirlemek : Demire vurmak. Kapı ve pencerenin kol demirini takmak, kapatmak. Gemi demir atmak.

Demirleşmek : Demir durumuna gelmek. Demir gibi sağlam duruma gelmek.

Demirli : Demir atmış bir biçimde. Bağlanıp kalmış. Demir parmaklık veya demir bir parça takılmış olan. İçinde metal veya karışım durumunda demir bulunan. Demir atmış (gemi).

Demirli beton : Betonarme.

Demirözü : Bayburt iline bağlı ilçelerden biri.

Demirsiz : Demiri bulunmayan, içinde demir olmayan.

Demirsizlik : Kanda beliren demir yetersizliği.

Yer bakır gök demir kesilmek : Tamamen tükenmek, bitmek, yoksul duruma düşmek.

Yer demir gök bakır : Çorak ve sıcak bir yeri niteler. hiçbir yardım ve umut olmadığında kullanılan bir söz. şartların zor, imkânların kısıtlı olduğu durumlarda söylenen bir söz.

Mavimtırak : Mavimsi.

Esmer : Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse), yağız. Siyaha çalan buğday rengi. Kurşuni renk. Bu renkte olan.

Renk : Çeşitlilik. Nitelik. Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum.

Döküm : Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi. Dökülme zamanı. Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma. Kalıba dökülerek yapılan. Kumaşın dökümlü olma niteliği.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

Sanayi : Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü, işleyim, uran, endüstri.

Kullanılma : Kullanılmak işi.

Kimyasal : Kimyaya ait, kimya ile ilgili, kimyevi.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Parça : Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Tane. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Pasaj.

Güçlü : Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu. Gücü olan, kuvvetli, yavuz. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili. Şiddeti çok olan.

Kuvvetli : Çok etkileyici. Etkili. Üstün, donanımlı. Sağlam, dayanıklı olan. Gücü çok olan, zorlu, şiddetli. Saygın, nüfuzlu. Görevini iyi yapan, keskin.

Sert : Titizlikle uygulanan, sıkı. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Güçlü kuvvetli. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı.

Demir siyanür : (kimya)

Demir ağacıgiller : Yaprakları dairesel dizilişli, erkek ve dişi çiçekleri ayrı ayrı olan, demir ağacı (Casuarina equisetifolia) türü Batı ve Güney Anadolu'da yetişen, odunu sert olan ve süs eşyası yapımında kullanılan, çok yıllık bitkiler.

Demir ağaç : (botanik)

Demir alaşımı : Temel alaşım elementi demir olan alaşım, demir temelli alaşım diye de bilinir.

Demir bardak : İbrik.

Demir bıtırağı : [Bakınız: demir dikeni] Demir dikeni.

Demir bileşikleri, ferri bileşikleri : (kimya)

Demir dezgah : Meslek, zanaat

Demir dikenigiller : Yaprakları karşılıklı ya da almaşlı dizilişte, çiçekleri ışınsal simetrili, er dişi, çanak ve taç yaprakları beşli ve serbest, ovaryum üst durumlu, kanatlı fındık, kapsül nadiren de üzümsü meyveleri olan, ülkemizde beş cins ve ara türle temsil edilen, otsu ya da çalımsı, bir ya da çok yıllık bitkiler.

Demir eğmek : Çift sürerken sapan demirini hayvanın ayağına batırmak: Bugün nadas ederken demir eğdirdim.

Diğer dillerde Demir anlamı nedir?

İngilizce'de Demir ne demek? : adj. iron, ferrous, ferruginous; (Chemistry) ferric

n. iron; cleat; anchor

pref. ferr

Fransızca'da Demir : fer [le]

Almanca'da Demir : n. Eisen

Rusça'da Demir : n. железо (N), оковы (PL), якорь (M)

adj. железный, якорный