Dene nedir, Dene ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Tane: Bahçeye beş dene kuzu girdi.

Tahıl.

Kabuğu dövülerek soyulmuş buğday, aşlık.

Tane.

Tane, adet.

Buğday ve benzerleri mahsulün tanesi.

Defa.

Teknik terim anlamı:

Dokuma tezgâhında çalışan kadınlara armağan olarak gönderilen kuruyemiş ve şekerleme. (Yenikent Aksaray Niğde).

Tane, habbe.

Dene ile ilgili Cümleler

  • Sana bir bilet almayı deneyebilirim.
  • Deney için insanlar rastgele seçildi.
  • “Devlet Denetleme Kurulu ... her türlü inceleme, araştırma ve denetleme yapar.”
  • Denedim ve başarısız oldum.
  • Bu plan işe yaramazsa, başka bir şey denememiz gerekecek.
  • Ali deneyimli bir diş hekimi yardımcısıdır.
  • Denetleme memurunla konuşmak istiyorum.
  • Tom'un hiç deneyimi yok.
  • Deneseydin daha fazla bile tasarruf edebilirdin.
  • Ali onu tekrar yapmayı denemeyeceğine karar verdi.
  • Denemiyorsun bile.
  • O bunu deneyecek.
  • Ali gerekli deneyime sahiptir.
  • Denedim ama ben onu başaramadım.

Dene ile ilgili Atasözü veya Deyim

deneme tahtasına çevirmek : bir şey üzerinde bilgisizce tedavi, onarım ve benzerleri işler yapmak.

denetleme yapmak : kontrol etmek.

deneyim kazanmak : deneyimli duruma gelmek.

Dene tanımı, anlamı

Akrolein deneyi : Lipitlerden triaçilgliserollerin genel tanınma deneyi

Alan deneyi : Yapay deneylik koşullarından çıkarılarak, alanda gerçek yaşam koşulları içinde yapılan deney.

 

Alev denemesi : Bunsen alevi ile yapılan nitel analiz.

Alıcı denet masası : Alıcı denetinin gerçekleştirilmesini sağlayan, çeşitli denet araçlarıyla donatılmış masa. (Bu masa, eşeksenli bir kabloyla alıcıya bağlıdır).

Alıcı denet odası : Alıcı denet masasının ve alıcının çalışmasını düzenleyen, ayarlayan öbür araçların yer aldığı oda.

Alıcı denetçisi : Alıcı denet masasında alıcının çeşitli çalışmalarını düzenleyen kimse.

Alıcı deneti : Alıcı yönetmeninin rahatça çalışabilmesini sağlamak amacıyla, alıcının çeşitli bölümlerinin ayarlanmasını uzaktan yönetimle elektronik olarak gerçekleştirme işi.

Alt denetim sınırı : [Bakınız: denetim sınırları].

Alt sınır denetimi : Sıcaklık, basınç ya da bağılnemin istenilen en küçük değerin üstünde tutulmasını sağlayan denetim düzeni.

Ames deneyleri : Derinlik algısına yol açan türlü belirtilerin gösterildiği bir dizi durum. (Çatışma durumundaki belirtiler ortadan kaldırılınca derinlik algısında türlü bozukluk ve karışıklıklar ortaya çıkar.).

Ana denetici : Basınçlı havayla çalışan denetim düzeninde, bir noktada ölçtüğü sıcaklığa, basınç ya da bağılneme göre, başka bir denetim aygıtını ayarlayan aygıt.

 

Ana denetim çizini : Bir alan uygulamasında araştırma alanının ilgili özelliklerini gösteren ve tüm uygulamada denetim öğesi olarak kullanılan çizin.

Ana denetim görevlisi : Ana denetim odasının baş görevlisi. Çeşitli kaynaklardan gelen görüntü ile sesin zamanında, doğru olarak ve niteliği denetlenerek verilmesinden sorumludur.

Ana denetim masası : İzlencelerin sürekli olarak birbirini izlemesi amacıyla görüntü ile seslerin bir bütün oluşturacak biçimde birleştirilmesini sağlayan araçlarla donatılmış masa.

Ana denetim odası : Yönetim odasından gelen ses ile görüntünün yayına verilmek üzere denetlendiği oda.

Ana denetlik : Bir denetim odasında asıl denetlik olarak kullanılan ve görevliye temel bilgi kaynağı olan denetlik.

Antimon hidroklorür deneyi : Galvanizlenmiş yüzeylerin birim alanındaki çinko niceliğini bulmak için uygulanan özel bir deney.

Ardaşık deney düzeni : Deney kümesinin önce sonra gözlemiyle yetinen ve zaman boyutunu korumakla birlikte denetim kümesini elemiş olan eksik deneyleme tasarısı, bk. eksik denetimli deney.

Aşındırma denemesi : Çeliklerin aşındırmaya karşı dirençlerini ölçmek ereğiyle yapılan deneme.

Atmosfer denetimi : Bir atmosferin belirlenmiş bileşimini sürdürebilmesi için yapılan ölçme, katma ve çıkarma işlemi.

Atropin deneyi : Sığırlarda sinus bradikardinin ventriküler bradikardiden ayırımı amacıyla atropin uygulaması. Dirksen ve Rantze’ye göre 500 kg canlı ağırlıkta bir sığıra 30 mg atropin sülfatın deri altı yolla enjekte edilmesinden 15 dakika sonra kalp frekansı en az % 16 ve daha fazla bir artış gösterirse hastalık sinus bradikardidir. Buna karşılık ventriküler bradikardilerde kalp frekansı değişmez veya hafif yükselir.

Bağırsak bağlama deneyi : Enteretoksin üreten E. coli suşlarının tanısında kullanılan deney, lup testi. Kültür filtratları, laparotomi yapılarak 8-10 cm’lik bölümler hâlinde ligatüre edilmiş tavşan bağırsağına enjekte edilerek 24 saat sonra meydana gelen sıvı ve gaz sekresyonuna bağlı olarak biçimlenen şişkinlik pozitif sonuç olarak değerlendirilir.

Bakanlık denetmeni : Milli Eğitim Bakanlığına bağlı orta dereceli okullar ile yüksek okullarda görevli öğretmen ve öğrencilerin çalışmalarını denetleyen, gerektiğinde resmi ya da özel eğitim ve öğretim kurumlarında bakan adına soruşturma ve inceleme yapan denetmen.

Bakır sülfat deneyi : Galvanizlenmiş yüzeylerin çinko kaplamasına, eşit kalınlıkta olup olmadığını belirlemek için uygulanan özel bir deney. Preece deneyi diye de bilinir.

Banka denetçisi : Bankalarda yapılan işlemleri inceleyen ve denetleyen kişi.

Bankacılık düzenleme ve denetleme kurulu : Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun bir başkan ve bir ikinci başkan olmak üzere yedi üyeden oluşan karar organı.

Bankacılık düzenleme ve denetleme kurumu : Bankalara ilişkin mevzuat düzenlemelerini yaparak uygulanmasını sağlamak, denetlemek ve sonuçlandırmak; tasarruf sahiplerinin haklarını ve bankaların düzenli ve emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye sokabilecek ve ekonomide önemli zararlar doğurabilecek her türlü işlem ve uygulamaları önlemek, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli tedbirleri almakla ve uygulamakla yükümlü, idari ve mali özerkliğe sahip olan 1999 yılında 4389 sayılı yasayla kurulan kurum.

Barfoed deneyi : İndirgeyici özelliğe sahip ve konsantrasyonları aynı olan disakkaritleri monosakkaritlerden ayırt etmede kullanılan bir deney.

Basınç sınırlayıcı denetim : Basıncın belli alt ve üst sınırları aşmasını önleyen düzen.

Belediye denetlemesi : Bazı ülkelerde film denetlemesinin belediyelerce yapılanı.

Bellek deneyleri : Öğrenme, ezberleme, unutma, anımsama, tanıma ya da bu konularda karşılaşılan bireysel ayrılıklarla ilgili genel yasaları bulmak için yapılan deneyler.

Benzidin deneyi : Dışkıda kan bulunup bulunmadığını anlamak için yapılan deney. İki ml asetik asit üzerine yaklaşık olarak 3-5 mg benzidin eklenir, bu eritilerek üzerine bir kısım hidrojen peroksit eklenerek ayıraç hazırlanmış olur. Sulandırılmış dışkı örneği üzerine ayıraç dökülür, mürekkep mavisi renk dışkıda kan bulunduğunu gösterir.

Beş saniye deneyi : Su verme sıvılarının, soğutma gücünü çabukça saptamak için uygulanan bir deney.

Bilimsel deneyci : Bilimsel deneycilik akımını benimseyen.

Bina denetçisi : Binayı denetleyen görevli.

Bir saatlik deneme yarışı : Yarışlıklarda, bir saatlik süre ile düzenlenen deneme yarışı.

Biüret deneyi : Peptit bağlarının varlığını göstermede ve protein miktarını belirlemede kullanılan bir deney.

Boylamasına eşlik denetimi : Bir öbek oluşturan damga dizgisi üzerinde tüm öbeği kapsayacak biçimde boylamasına eklenen bir eşlik damgası kullanılarak yapılan sağlama.

Boyut denetimi : Parçaların, ısıl işlem sonucu doğabilecek boyutsal değişimlerini yoklama işi.

Brinell sertlik deneyi : Brinell sertlikölçeri ile, metallerin yüzey sertliklerini bulmak için yapılan deney.

Buhar denetir : Buhar basıncına göre denetim sağlıyan aygıt.

Charpy deneyi : Çentikli örnek çubukları yatay koyarak yapılan çarpı deneyi.

Coşku denetimi : Kişinin açık coşkusal davranışını çevreye yöneltirken gösterdiği kendini tutma gücü.

Çağrışım deneyleri : Çocukların düşünce ve duygu bakımından özlemlerini, gelişme ve ilerlemelerini öğrenmek amacıyla yapılan, kimi de suçluları incelemek için yararlanılan ruhsal deneyler.

Çarpı deneyi : Çentikli çubukların, çarpı yoluyla birden kırılmalarını ve böylece kırılma için gerekli erkenin bulunmasını sağlayan deney.

Çentikli çubuk çarpı deneyi : Metallerin birden yüklemelerdeki kırılma özelliklerini saptamak için, çentikli örnek parçalarla yapılan deney.

Çevre denetimi : Çevredeki radyoaktif kirlenme oranının bir dozölçer yardımıyla sürekli ya da süreli olarak ölçümü.

Çevrel denetim : Çevre korunmasını daha çok, yasaklarla ve yaptırımlarla gerçekleştirmek için uygulanan önlemler bütünü. bk. çevre korunması.

Çıkış denetim çizelgesi : Çıkış yargıcısınca hazırlanıp, yarışa başlayan koşucuların kimliklerini ve taşıdıkları yarış numaralarını gösteren çizelge. Varışta, koşucuların denetim bakımından bu çizelgeyi imzalamaları zorunludur.

Çıkrık deneyi : Sert krom kaplama yunaklarında kullanılan özel bir deney.

Çift duruşlu denetim : Vana ve hava kapağının tam açık ya da kapalı bulunduğu denetim düzeni.

Çift eşlik denetimi : Verideki 1 "ikillerin sayısının, eşlik ikiliyle birlikte çift sayı olacak biçimde eşlik ikili oluşturan sağlama düzeni.

Daldırma denetici : Duyarlı kısmı suya daldırılan denetim aygıtı.

Değişkenin denetlenmesi : Bir gözlem ya da deneylemede etkileri araştırılan değişkenle aynı yönde etkide bulunabilecek öteki etken ya da değişkenlerin payının çıkarılması ya da elenmesi.

Değiştirmeli deneme : (Deneysel tasarım) Çapraz tasarım kullanılarak yapılan bir deney ya da deneme.

Dene çekmek : Azık toplamak. İlerisi için hazırlık yapmak: Yıllardanberi gizi için dene çeker.

Dene dökmek : Taneleri çok olmak, çok tane vermek: Ekinler boya gakmış, dene dökmedikten gitti neye yarar ki.

Dene düğü : Kışlık yiyecekler: Kış için anbarlara dene düğü doldurmalı.

Dene fasille : Kuru fasulye.

Dene tutmak : Sığır, at, koyun ve benzerleri hayvanlar fazla arpa, buğday yiyerek karınları şişmek, kabız olmak.

Dene vermek : Hızlı gitmek. Ürün vermek: Bizim tarla epey dene verdi.

Denebaş : Ekilir ekilmez üzerine kar yağan kış ekini.

Denebilme : Denebilmek işi.

Denebilmek : Denme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Deneci : Yiyici, rüşvet alıcı.

Denegutnu : Kurdeşen denilen deri hastalığı.

Denehasıda : Nişasta ve pekmezle yapılan bir çeşit helva: Bu gece denehasıda yapacağız.

Denek gün : Pazar günü.

Denek tahtası : Hedef tahtası: Bugün bizim deli oğlan bohçanın kapusunu denek tahtası yapmış, atmış kurşunu.

Denek uzayı : Doğal Fréchet uzaylarının sayılabilir sıkı tümevarımsal erey ilingesiyle donatılmış uzayı.Simgesi :.

Deneklemek : Gözetlemek, gözlemek, dikkatle bakmak, takip etmek.

Denekli : Tecrübeli.

Deneklik : Denek olma durumu.

Denekutnu : Kurdeşen denilen deri hastalığı.

Denel yanılgı : Ölçmede elde edilen değerlerin kesin değerden sapma niceliği.

Denelemek : Tane haline getirmek. (Mısır, arpa buğday, nar vb.). Üzüm salkımını koparmadan, olgunlaşan tanelerini yemek: Üzüme ala düşmüş, böğün biraz deneledim geldim. Sığır, at, koyun ve benzerleri hayvanlar fazla arpa, buğday yiyerek karınları şişmek, kabız olmak.

Denem : Parça, kısım: Kızın saçı on denem örülü.

Denem beşe : Köy odalarında iki zar ya da aşıkla oynanan bir oyundur. İki kişi karşılıklı oturup ellerine ceviz, fındık gibi yemiş ya da ufak para alırlar. Biri elinde tuttuğuma at der, atılan zarlar aynı(dört dört, altı altı gibi) aşık bey tarafına gelirse, karşıdakinin elinde tuttukları onun olur. Zarlar ya da aşık uygun düşmezse elindekileri verir. Oyunun en kızıştığı zaman zarı atana karşıdaki 'denem beşe' der. Zarı atanın zarları ya da aşık uygun düşerse bire beş verir, uygun düşmezse bire beş alır.

Deneme baskısı : (Resim) Oymabaskı sanatlarında, maden plaklar üzerindeki çalışmaların geliştirilmeleri sırasında kazımanın sonucunu görmek için yapılan baskı.

Deneme çekimi : Güç bir çekime hazırlık olmak üzere herhangi bir görünçlüğün filme alınması.

Deneme eşlemi : Bir basımda ilk elde edilen, kertelemesi yapılmamış, basım yanlışlarının düzeltilmesinde kullanılan eşlem.

Deneme filmi : Yeni bir oyuncuyu sınamak üzere çevrilen kısa film parçası.

Deneme ısmarlama : Denemek üzere yapımda bulunma.

Deneme kuruluşu : Yeni bir süreci denemek ereğiyle işleyim ölçülerinden küçük boyut ve sığada kurulmuş üretim yeri.

Deneme kuyusu : Ufalanmamış sağlam yerli kayayı incelemek için, toprakta kazılan sığ kuyu.

Deneme kümesi : Belli bir denemeyle ilgili olarak birtakım etmen ve koşullar karşısında ne gibi etkiler altında kalacağı öğrenilmek istenilen, bağımsız değişkenin etkisine açık tutulan iki ya da çok sayıda öğrenci, öğretmen, yönetici kümesinden biri.

Deneme okulu : Yeni öğretim yöntemleri ve teknikleri ile yeni programların, kılavuzluk yollarının, yönetim biçimlerinin, ruhbilimsel varsayımların ve değişik birtakım eğitim önlemlerinin denendiği okul.

Deneme oynatımı : Yeni çevrilmiş bir filmin izleyici üzerindeki etkisini anlamak üzere gösterimi.

Deneme parçası : Duyarlık ölçümünde kullanılmak üzere alıcıya takılan filmlerin ucunda yer alan, üzerinde her biri öncekinden belli ölçüde ışıklanmış resimler sıralanmış parça.

Deneme sahnesi : Özellikle deneysel oyunlara yer veren tiyatro. Bir de denemeli provalar için kullanılan sahneye bu ad verilir.

Deneme sınıfı : Birtakım eğitim vé öğretim sorunlarının incelenmesi ve değerlendirilmesi amaciyle kimi etmen ve etkilere açık tutulan; gerek öğretim programı, ders araç ve gereçleri, zaman çizelgesi ve gerekse öğretmenlerce uygulanan öğretim yöntemleri bakımından öteki sınıflardan değişik olan sınıf.

Deneme sırası : Atma ya da atlamaya katılan yarışçının her dönedeki sınama sırası.

Deneme süresi : Sürekli hizmet bağıtlarında, işçinin işe, işçi ve işverenin birbirine uyabilmeleri için yasanın öngördüğü süre.

Deneme tapası : Döşemin denenmesi için boru ağızlarını tıkamakta kullanılan özel tıkaç.

Deneme tiyatrosu : Yeni denemelerin yapıldığı, genç oyun yazarlarının, yönetmenlerin ve oyuncuların değişik biçimler denedikleri topluluk.

Deneme varsayımı : İlişki kurucu bir araştırmada sağlam bir varsayıma ulaşmak üzere geçici olarak dile getirilen çalışma varsayımı.

Deneme ya da yoklamayla satım : Tecrübe ve muâyene şartiyle satım.

Deneme yanılma yordamı : Denenceli ya da uygulamalı sınamalarda karşılaşılan başarı ve başarısızlıklar sonucu öğrenme ve deneyim kazanma yolu.

Deneme yanılma yöntemi : Rasyona girecek yem maddelerine rasyonda ne kadar yer verileceğine; hayvanın kuru madde gereksinimini karşılayacak biçimde tesadüfi değerler verilmesi, daha sonra rasyonun besin madde ve enerji düzeyinin hesap edilmesi, sonuçlar gereksinim düzeyleriyle karşılaştırılarak gerekli düzeltmelerin deneme yanılma yoluyla hesaplanması, rasyon hesaplama.

Deneme yarışı : Yol denemesi, sonaşam denemesi, yarışlık denemesi türünde düzenlenen yarışlar.

Denemeg : Toplamak.

Denemelik : Görüntü sertliğini ölçmek için bir duyarlıkölçere konulan film parçası.

Denemelik veri : Bir bilgisayar izlencesinin tüm durumlarda doğru çalıştığını sınamak, bu durumları oluşturmak üzere izlence yazarınca hazırlanıp üzerinde uygulama yapılan özel veri tutanakları.

Denenceli : İş içinde ya da uygulamada eylemli olarak edinilen deneyim, bilgi ve beceri.

Denenebilme : Denenebilmek işi.

Denenebilmek : Denenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Denep : Kuğu'nun a yıldızı.

Denepe : Şaşkın, ahmak.

Denervasyon : Bir organ ya da kastan sinirlerin uzaklaştırılması.

Denervasyon atrofisi : Sinir kökenli atrofi.

Denerve : Bir organ veya oluşuma ait siniri kesme.

Deneş : Alçak, namussuz. Beceriksiz, ağırcanlı, uyuşuk.

Deneşmek : Toplanmak.

Deneştirme : Bağıntı.

Denet işlem : Tepkimelerin istenen biçimde yürümesini, bir değişiklik olunca dizgenin gene yerine gelmesini sağlayan işlem.

Denetçi yazanağı : Denetcilerce genel kurul ya da yürütme yönetim kurullarına verilen yazanak.

Denetilen değişken : Denetilmekte olan sıcaklık, basınç ya da nemden biri. Suyun sıcaklığı denetiliyorsa, sıcaklık denetilen değişkendir. Su ise denetim ortamıdır.

Denetim avı : Denetilen koşulların çok değiştiği aşırı tedirginlik hali.

Denetim aygıtı : Değişik doğal koşullarda toplam ışımetkinlik yeğinliğinin düzeyini denetlemeye yarayan aygıt.

Denetim birimi : Bilgisayarın değişik bölümleri arasında eşgüdüm sağlayan ve işlemler üzerinde denetim görevini yapan bilgisayar donanım bölümü.

Denetim çizeneği : (Nitelik denetimi) Bir üretim sürecinin yinelemeli örneklemine ilişkin bazı veri noktalarının, alt ve üst denetim sınırlan olarak bilinen iki çizgi dışında kalıp kalmadıklarını göstermek için kullanılan çizenek. anlamdaş nitelik denetim çizeneği.

Denetim çubuğu : Reaktör kalbine yerleştirilerek, zincir tepkimesi düzeyini denetlemeye yarayan bor, kadmiyum, zirkonyum gibi elementlerden yapılan soğurucu unsur.

Denetim çubukları : Bir çekirdeksel tepkileşimlikte erke üretimim denetlemek için kullanılan kadmiyumdan ya da bor çeliğinden yapılmış çubuklar.

Denetim dönemi : İki denetim yazanağı arasında geçen süre.

Denetim düzeltmesi : Sayışımların denetim ve incelenmesi sırasında yapılan düzeltme.

Denetim düzenleci : Sayışımları incelemeye başlamadan önce yapılan düzenleme.

Denetim kafesi : Bir eksicik borusunda üst-üşek akımını denetlemek için gerekti imlem geriliminin uygulandığı kafes.

Denetim kümesi : Bir deneylemede deneysel değişkenin etkileri altında bırakılan deney kümesindeki değişmeleri ilgili değişkene bağlayabilmek için başvurulan ve deneysel değişken dışında tüm önemli bakımlardan deney kümesine benzeyen küme.

Denetim masası : Tüm ışıkların denetlendiği masa.

Denetim motoru : Hava kapağı ya da vanayı denetim aygıtından alacağı kumandaya göre açıp kapayan uygulayıcı motor.

Denetim nicelemesi : [Bakınız: niceleme denetimi].

Denetim ortamı : İstenilen koşulları sağlamakta yararlandığımız akışkan. Su, buhar ya da hava olabilir.

Denetim ölçütü eğrisi : (Nitelik denetimi) n, örneklem (bölüt) büyüklüğü, c, benimseme sayısı ve p, bölütteki bozuk oranı olmak üzere, n ye c değişmez olduğunda, p ve p'nin bir işlevi olan L(p)=L(p;n,c) benimseme olasılığının oluşturdukları eğri.

Denetim raporu : Denetimden sonra okul çalışmalarının tümü ile öğretmenler ya da yöneticiler.üzerinde denetmenlerce düzenlenen kişisel ya da toplu rapor.

Denetim sesyayarı : Televizyon yayını ya da film gösteriminde ses niteliğini izlemeğe yarayan sesyayar.

Denetim sınırları : (Nitelik denetimi) Bir üretim sürecine ilişkin veri noktalarının denetimi için çizilen alt ve üst sınır çizgileri.

Denetim üşeği : İki ya da daha çok uşak arasındaki akımı düzenlemek için gereken gerilimin uygulandığı üşek.

Denetim vanası : Denetim aygıtından alacağı kumandaya göre açılıp kapanan vana.

Denetimci ortaklık : Birçok ortaklıklara ilişkin pay belgitlerini satın alarak bunların yönetimleri üzerinde kendilerine düzenleyici yetkiler sağlayan ortaklık. Paylarını çoğunlukla ellerinde bulundurdukları diğer ortaklıkları yöneten ve denetleyen ortaklık.

Denetimli alan : Işınımdan korunmak için gerekli önlemlerin uygulandığı ve içindeki bireyin alabileceği doz miktarının çalışanlar için öngörülen yıllık %30 doz eşdeğerini geçemeyeceği, girişi sınırlandırılmış alan.

Denetimli atmosfer : Isıl işlemin istenilen biçimde olmasını sağlayan, bileşimi denetimli olan atmosfer.

Denetimli değişken : Kendisiyle aynı yönde etkide bulunacak ya da etkilerini saptıracak etkenlerden yalıtılmış değişken, bk. denetimsiz değişken, yalıtım.

Denetimli deneyim : Bir varsayımın sınanması için iki ayrı inceleme biriminden ya da birimler dizisinden birine belli bir uyarının, bir etkenin uygulanıp öbürüne uygulanmaması ve sonuçların karşılaştırılması yöntemi.

Denetimli gecekondu : Bir konut izlencesinin gereği olarak, devletin ve yerel yönetimlerin belirleyecekleri yerleşme alanlarında, kırsal alanlardan kentlere göçmüş yoksul ya da dar gelirli ailelerin, alt yapısı kamuca hazırlanmış yerbölümler üzerinde kamu yönetimlerince görevlendirilen uygulayım çalışmanlarının gözetimi altında yapacakları, süreye ve olanakların genişlemesine koşut olarak iyileştirilebilèn gecekondu türü konut. bk. akkondu.

Denetimli gözlem : [Bakınız: dizgeli gözlem].

Denetimli ısıtma : Belli bir ısıtma hızına göre düzenlenmiş ısıtma işlemi.

Denetimli soğutma : Belli bir soğutma hızına göre düzenlenmiş soğutma işlemi.

Denetimlilik : Denetimli olma durumu.

Denetimsiz değişken : Duruma karışabilecek ve kendisiyle aynı yönde etkide bulunabilecek öteki etkenlerin etkilerinden yalıtılamayan değişken, bk. denetimli değişken, yalıtım.

Denetimsiz gözlem : [Bakınız: dizgesiz gözlem].

Denetleç : Denetim yapan aygıt.

Denetleme belgesi : İş yerlerinde işçilerin devamı ile işe giriş ve çıkış saatlerini saptayan ve ödenecek ücretin sayışımına dayanak olan belge. Bir filmin denetlemeden geçtiğini, serbestçe oynatılabileceğini belirtmek üzere verilen belge. (Genellikle filmin başında da yer alması zorunlu kılınır).

Denetleme kümesi : Üzerinde araştırma yapılan deneme kümesi ya da kümeleriyle karşılaştırılan küme. Deneysel değişkenin etkisi altında bulunmayan küme. bk. deneme kümesi.

Denetleme sorusu : Bir soruşturmada daha önemli bir soruya verilen karşılığın doğru olup olmadığını denetlemek için sorulan sorularla ilişkili bir soru.

Denetleme yazılığı : İş alanında denetleme yapan yetkili görevlilerin, denetim sonuçlarını saptadıkları noterlerce onaylanmış yazılık.

Denetleme yöntemi : Bir önermeler kümesinin tutarlılığını ya da tutarsızlığını, bir çıkarımın geçerliliğini ya da geçersizliğini denetlemeye yarayan herhangi bir yöntem. Örnek: Doğruluk değeri çözümlemesi, çözümleyici çizelge, türetim eklemler mantığı için birer denetleme yöntemidir, yasal biçim.

Denetlenebilen giderler : Bazı yönetim düzeylerinde dolaysız izlenime bağlı değişen giderler.

Denetlenebilme : Denetlenebilmek işi.

Denetlenebilmek : Denetlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Denetlenemeyen giderler : Bazı yönetim düzeylerinde dolayısız olarak izlenemiyen durağan nitelikli giderler.

Denetlenme : Denetlenmek işi.

Denetlenmiş eşlem : Denetleme kurulunun denetleme işini yapmakta kullandığı eşlem. Denetlemeden sonra öbür eşlemlere örnek olarak kullanılacak eşlem.

Denetlenmiş süreç : (Nitelik denetimi) Ürünün ortalamasının ve değişiminin kararlı kaldığı süreç.

Denetletebilme : Denetletebilmek işi.

Denetletebilmek : Denetletme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Denetletme : Denetletmek işi.

Denetletmek : Denetleme işini yaptırmak.

Denetlettirme : Denetlettirmek işi.

Denetlettirmek : Denetletme işini yaptırmak.

Denetleyebilme : Denetleyebilmek işi.

Denetleyebilmek : Denetleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Denetleyici : Av gözetleyen. Denetleme kurulu üyesi.

Denetleyiş : Denetleme işi.

Denetleyiverme : Denetleyivermek işi.

Denetleyivermek : Çabucak veya ansızın denetlemek.

Denetlik : Bir televizyon yayınında görüntü ile sesin niteliğini izlemek, görüntü seçimini gerçekleştirmek, görüntüyü yayına vermek gibi işlerde kullanılan yüksek nitelikli almaç. (Denetliğin yapısı ile görevi, almacın aynıdır. İkisi de televizyon imlerini resme çevirir. Ancak alıcı ile almaç arasındaki bağlantı, vericiyle sağlandığı halde, denetlik bu imleri doğrudan doğruya alıcıdan bir kablo yardımıyla alır. Ayrıca görüntüyle ilgili ses almaca resimle birlikte verildiği halde, denetliğe verilmez; ses için ayrı bir denetlik kullanılır. Kullanıldıkları yerlere göre başlıca şu denetlikler vardır: Görüntü denetliği, ses denetliği, işlik denetliği, ana denetlik, yönetim denetliği).

Denetme : Denetmek işi.

Denetmek : Denemesini sağlamak.

Denetmen : Bir kuruluştaki işlerin kanun ve tüzüklere uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini denetleyen kimse, müfettiş. Eğitim ve öğretim kurumlarındaki çalışmaların yasalara ve yönetmeliklere uygun olarak yürüyüp yürümediğini incelemek ve denetlemekle görevli kimse. Sayışımları ve işlemleri inceleyen, denetleyen kişi.

Denetmenlik : Denetmen olma durumu, denetmenim görevi, müfettişlik.

Denettirme : Denettirmek işi.

Denettirmek : Denetme işini yaptırmak.

Deney borusu : Deneylikte kullanılan bir yanı kapalı ince çeperli cam boru.

Deney donanımı : Bir aygıtın denenmesinde kullanılan araç ve gereçlerin oluşturduğu bütün.

Deney düzeni : Deney kümesinin yanısıra denetim kümesinin kullanılıp kullanılmadığına ve "önce" ya da "sonra" gözlemlerinin hangi küme üzerinde yapıldığına göre birbirinden ayrılan deneyleme tasarımlarından her biri.

Deney etkisi : Bir deneylemede duruma bilinçli olarak eklenen deneysel değişkenin doğal süreci saptıran yapaylığına bağlı olan ve deney sonuçları üzerindeki payı tanınan etki.

Deney koşulları : Bir deneylemede deneysel değişkenin etkilerinin en iyi gözleneceği doğal ya da yapay koşullar.

Deney kümesi : Bir deneylemede deneysel değişkenin etkileri altında bırakılarak gözlem konusu yapılan küme. bk. denetim kümesi.

Deney odası : Bilim adamlarının deneyler ve araştırmalar yapmaları için gereği gibi donatılmış yer. Okullarda fen bilgisi, kimya, fizik gibi derslerle ilgili olarak öğrencilerin deney yapmalarına ve yapılan deneyleri görmelerine olanak sağlayan özel oda. Deneyleme konusu olan birey ya da kümeyi, denetlenemeyen gündelik yaşam koşullarından çıkararak denetimli koşullar altına almak üzere oluşturulan deney yeri ya da ortamı.

Deney odası yöntemi : Toplumsal, ruhsal ya da fiziksel olayların nedenlerinin, etki ve niteliklerinin, denetim altında tutulan koşullar içinde, gerçek yaşantılar ya da deneyler yardımıyla ortaya çıkmasını sağlayan bir inceleme ve öğretim yöntemi. Kişisel etkinliklere çok önem veren, öğrencilerin tek tek ya da kümeler halinde deneyler yaparak yetişmeleri için geniş olanaklar sağlayan öğretim yolu.

Deney örneği : Bir deneyde kullanılmak için hazırlanmış örnek.

Deney reaktörü : Özellikle yeni bir reaktörün veya reaktör tipinin mühendislik verilerini sağlamak amacıyla tasarımlanan ya da geliştirilen reaktör.

Deney tasarımı : (Deneysel tasarım) Etkenlerin değişik koşullarda bağımlı değişkeni nasıl etkilediğini araştırmak üzere gerekli tasarımları hazırlayan ve çözümlerini veren istatistik dalı.

Deney tiyatrosu : Sahne üzerinde yeni denemelerde bulunan ve sahne plastiği açısından yenilikler getiren tiyatroya verilen ad.

Deneyebilme : Deneyebilmek işi.

Deneyebilmek : Deneme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Deneyimlilik : Deneyimli olma durumu.

Deneyimsel : Kuramsal nedenini aramadan, denemeyle kimi nicelikler arasında bağıntılar bulmaya ilişkin.

Deneyimsizlik : Deneyimsiz olma durumu, tecrübesizlik.

Deneyin denetlenmesi : Bir deneylemede, deney kümesi ya da olgular üzerinde gözlenen değişmelerin salt deneysel değişkene bağlanabilmesi yolunda alınmış her türlü önlem.

Deneyiverme : Deneyivermek işi.

Deneyivermek : Çabucak veya ansızın denemek.

Deneyli ses bilgisi : Belirli bir dildeki seslerin oluşmasını, boğumlanma yer ve özelliklerini, çeşitli teknik araçlara dayanarak tespit eden ses bilgisi dalı.

Deneyli ses bilimi : Seslerin oluşmasını, boğumlanma yer ve özellikleriyle algılanmalarını çeşitli teknik araçlara dayanarak inceleyen ses bilimi dalı.

Deneylik : Eğitim ve araştırma amacıyla, bilimsel çalışmalarla denemelerin yürütüldüğü, yapımı donatımı uygulanan çalışma türüne göre düzenlenmiş yer. İncelenen değişkenleri denetim altında tutabilmek, duruma en uygun gözlem koşulları oluşturmak amacıyla çeşitli ölçme araçları ve koşul gereçleriyle donatılmış inceleme ve deney yeri.

Deneysel araştırma : Başlıca yöntem olarak deneyden yararlanan ve ona dayanan araştırma.

Deneysel bilim : Verilerin derlenmesi ve yorumlanması konusunda yalnız gözlem ve deneylerden yararlanan, olguların ve ilkelerin tümünü bu yoldan sağlayan ya da geliştiren bilim.

Deneysel değişken : Bir deneylemede deney kümesi üzerindeki etkileri araştırılmak üzere deneye sokulan değişken.

Deneysel denetim : Bir deneylemede deneysel değişmelerin, etkileri araştırılan deneysel değişkene bağlanabilmesi için alınan gözlem önlemlerinin tümü.

Deneysel embriyoloji : Deney hayvanları üzerinde yapılan memelilerin gelişim evrelerini ortaya koyan embriyolojik çalışmalar.

Deneysel farmakoloji : İlaçların sağlam hayvanlardaki etki biçimleri, normal, yan ve zehirli etkileriyle farmakokinetiklerini inceleyen ilgilenen farmakolojinin alt bilim dalı.

Deneysel film : Sinemada, alışılmışın dışında yenilikler deneyen film çeşidi.

Deneysel inceleme : Yalnızca ya da büyük ölçüde deney verilerinden yararlanarak yapılan inceleme.

Deneysel kavram : Bilimsel gözlem ve karşılaştırmalar yoluyla en az iki nesnede varlığı görülen ve ancak deneysel bulgularla saptanabilen bir özelliği gösteren kavram.

Deneysel kimya : Kuramsal görüşlerden çok gözlem ve deneylere dayanan, onlardan sağlanan bilgilerin toplaması, yorumlanmasıyla gelişmiş olan bilim dalı.

Deneysel körelme : Uyaranın uzun süre uygulanmaması ya da yinelenmemesi sonunda buna bağlı koşullu tepkinin yitmesi.

Deneysel oyun : Bilinenin dışında, yeniliklerin denendiği oyun. Alışılmışın dışında, yenilikler deneyen oyun çeşidi.

Deneysel ruhbilim : İnsan davranımının araştırma konusu yapılabilecek yönlerini deneysel yöntemlerle inceleyen ruhbilim dalı. Ruhsal olayları deneysel yöntemlerle inceleyen ruhbilim dalı.

Deneysel sinirce : Denek hayvanının ayırma gücü, cezalarla ya da başka yollarla işleyemez duruma getirildiğinde, hayvanın gösterdiği tutukluklar, zorunlu tepkeler ve benzerleri özelliklere verilen ad.

Deneyselci : Deneyselcilik öğretisini benimseyen, eksperimantalist.

Deneyselcilik : Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti, eksperimantalizm. Gerçek bilginin ancak deney yolu ile elde edilebileceğini; bilgilerimizin varsayımsal nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini; değerler ile ahlaklılığın saltık değil, görgül ve toplumsal olduğunu ileri süren öğreti. Yaşantıların, ülküler, değerler ve bilgi yöntemlerinin yeterli bir kaynağı olduğuna inanan, gerçeğin insan yaşantılarından oluştuğunu benimseyen görüş.

Deneyü bakmak : Dikkatle, tecessüsle bakmak.

Deneyüstü ruhbilim : Davranımları açıklamak için geliştirilen kuramsal ilkeler; varsayımlar ve sanılar ile deneysel ruhbilim verilerini tamamlayan herhangi bir görüş. Zihin ve zihnin kaynağı, görevi, yapısı ve benzerleri ile deneyle doğruluğu tanıtlanamayan konular üzerinde kuramsal açıklama ve yorumlar yapan ruhbilim.

Deneyüstücü : Deneyüstücülük yanlısı, transandantalist.

Denezimek : Bir olay karşısında duraklamak, kararsızlık etmek.

Denezirip kalmak : Çok yorulmak: Bugün denezirdim kaldım.

Denezirmek : Bilmezlikten gelmek. Boşuna gezinmek, dolaşmak: Ne denezirip duruyorsun.

Deniz taşıtları deneti : Yabancı ülkelerden gelen ya da oralara giden deniz taşıtlarında, ilgili gümrük görevlilerince (koruma memuru) belge ve kayıtların görülüp incelenmesi, kaptana gerekli sorular sorularak sorgu kâğıtlarının doldurulması ve taşıtın yoklanması gibi işler.

Denkleyici denetim : Yapı içindeki koşulları dış hava koşullarına göre düzenleyen denetim.

Dış denetim : Denetimin kurum dışındaki bağımsız kamu veya özel denetleme birimleri tarafından yapılması.

Dirsekli deneme tapası : Ucunda dirsekli boru olan deneme tapası.

Dizimsel bağlaşıklık denetlemesi : Verilen bir dizimsel tür dizisinin dizimsel bağlaşık olup olmadığını ortaya koymak amacıyla indirgenmesi işlemi. düzgünlük denetlemesi.

Doğal deney : Olayları ya da kişileri yapay ve soyutlanmış gözlem koşulları içinde değil, kendiliğinden gidişi ve doğal çevresi içinde inceleyen deney türü.

Doğum denetimi : Cinsel ilişkide kadının gebe kalmasını önlemeye yönelik davranış.

Dönü denetçisi : 1500 m. ile daha uzun koşularda, yarışçıların dönülerini sayıp bildirmekle görevli yargıcı.

Döviz denetimi : Döviz kazançlarının belli bir fonda toplanması ve döviz isteklerinin de yine bu fonda devlet kurallarına göre yapılması, bu konudaki sunu ve istemi gözönünde bulunduracak döviz geçer değerini durağan ve elverişli bir oranda tutma çabası.

Dövme deneyi : Gizli kalmış yapısal kusurları bulmak ereğiyle, haddelenmiş parçaları, dövme sıcaklığına dek ısıtıp yeğince dövme.

Duman denemesi : Pissu borularında bir kaçak olup olmadığını anlamak için yapılan deneme.

Durduraç düzenleyici denetleme çubuğu : Durduraç düzenleyici ile dingil arasına bağlanarak, dingil üzerindeki yük durumuna göre düzenleyicinin etkinlik oranını değiştirmeye yarayan kol.

Durumun denetlenmesi : Bir gözlem ya da deneylemede değişkenler arası etkileşime karışan tüm etkenlerin tanınması ve gereğinde elenebilecek biçimde egemenlik altına alınması, bk. denetim, deneyin denetlenmesi.

Duyusal deney : Koku, tat alma gibi duyuların esas olarak kullanıldığı analiz yöntemi.

Düğme deneyi : Galvanizlenmiş tellerin, kendi çaplarına eşit bir çap çevresinde sarıldıktan sonra, örtülerinin, çatlayıp çatlamayacağını anlamak için yapılan bir deney.

Düzeltmeli denetici : Ayrı bir denetim noktasına kendiliğinden ayarlanan aygıt.

Düzenleyici ve denetleyici kurumlar : Serbest piyasa ekonomisinde etkinlikte bulunan işletmelerin, tüketicilerin hak ve çıkarlarını korunmak, piyasayı düzenlenmek, denetlenmek, piyasayı rekabet esasları çerçevesinde işler duruma getirmek, bu çerçevede denetleyici ve gerekiyorsa yaptırımlar uygulamak amacıyla bağımsız idari nitelikli olarak kurulan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu, Rekabet Kurumu, Kamu İhale Kurumu gibi kurumlar.

Düzgünlük denetlemesi : Verilen bir deyimin düzgün olup olmadığını, düzgünse hangi dizimsel türden olduğunu ortaya koyma amacıyla, dizimsel tür çözümlemesi sonunda elde edilen dizisinin dizimsel bağlaşıklık denetlemesini yapma işlemi. Örnek:.

Eber deneyi : Gıdalarda oluşan amonyağı kalitatif olarak belirlemek için yapılan deney.

Eder denetçisi : Satak ederlerini izlemek ve denetlemek üzere yasasına göre kurulmuş olan örgütlerin bu amaçla görevlendirdiği kişi.

Eğe deneyi : Haddelenmiş parçaların yüzey kusurlarını bulmak için, yüzeylerini eğeleyerek yapılan deney.

Eğme deneyi : Yüzey kusurlarını bulmak için seçilmiş örneklere, eğerek uygulanan bir deney.

Eksik denetimli deney : Tam denetimli deney düzeninden ayrılan ve deney kümesine ya da "önce" gözlemine başvurmayışı nedeniyle denetim öğeleri eksik olan deney.

Elektrik denetimli : Elektrik yoluyla denetlenen herhangi bir şey.

Elektrikli denetim : Isıtma ve havalandırma döşemlerinin elektrikli aygıtlarla denetilmesi.

Elektronik denetim : Isıtma ve havalandırma döşemlerinin elektronik aygıtlarla denetilmesi.

Elektronik denetimli : Işıkları toplu olarak tek yerden elektronik güç yoluyla denetleme işlemi.

Elektronik denetleme : Işıkları toplu olarak bir merkezden kablosuz elektronik enerji ile denetleme.

Eleme denetimi : (Nitelik denetimi) Bir üretim birimleri öbeğindeki özürlü tüm parçaların ya da bir kesiminin çıkarılması. anlamdaş toplam denetim, yüzde yüz denetim.

Eli deneli : Kaş ile göz arasında bir yerden bir şey çalmayı huy edinen kişi.

Engel deneyi : Aracın, denetim altında, bir duvara çarptırılarak sağlamlığının denenmesi.

Enzimle bağlanmış immünosorbent deneyi : Enzimle işaretli antikorlar kullanılarak antijen veya antikor varlığını belirlemeye yönelik gerçekleştirilen bir laboratuvar yöntemi, ELİZA, eİA, enzim immunoassay.

Esbach deneyi : Proteinlerin çökme özelliğinden yararlanılarak idrarda protein varlığını belirlemek amacıyla yapılan deney.

Etkensel deney taşanını : (Deneysel tasarım) En az iki düzey içeren bir ya da birden çok etkenin etkisini inceleyen deney tasarımı.

Etkensel deneyleme : Bir etkenin işe karıştırılması durumunda beliren oluşum ve değişmeleri araştıran bulucu deneyleme.

Evre denetimi : Kimi eksicik borularının akım çıktılarını, besleme çevrimi, zaman değişmezi ya da evre açısı ile denetleme.

F denemesi : İki ölçüm takımının kesinliğini karşılaştırmak için kullanılan istatistiki bir yöntem.

Fehling deneyi : Karbonhidratların indirgeyici özelliğini göstermek için veya indirgeyici özelliğe sahip olan karbonhidratların varlığının tayininde kullanılan kalitatif bir deney. İdrarda şeker aramada kullanılır.

Fermantasyon deneyi : Bazı şekerlerin oksijensiz ortamda maya etkisiyle etil alkol ve karbon dioksite parçalanması ve açığa çıkan ürünlerin belirli testlerle saptanması esasına dayanan bir deney.

Fiyat denetimi : Fiyatlar genel düzeyinin büyük oranda ve sürekli olarak yükselmesinin hükümet tarafından önlenmesi için belirli mallarda fiyat artışlarının sınırlandırılması veya fiyat dondurulması biçiminde uygulanan bir gelirler politikası aracı. Tekelci işletmeyi tam rekabet koşullarındaki gibi çalışmaya zorlamak ve tekelci fiyatı önlemek için hükümetin fiyatı marjinal maliyete eşit olarak belirlemesi.

Fiziksel deney : Diğer kimyasal özelliklerden ayrı olarak sertlik gibi özelliklerin tayin edilmesi için mekanik deney.

Floresan antikor deneyi : Floresan mikroskopta renkli ışık veren boyalarla işaretlenmiş antikorların kullanıldığı bir immünohistokimyasal deney, İFA, immünofloresan deneyi.

Fouchet deneyi : İdrarda safra renkli maddelerin varlığını belirlemede ve sarılığın tanısında kullanılan bir deney.

Geçerli deneme : Yönetmelik kurallarına uygun düşen atış ya da atlayış denemesi.

Genel denetim : Bir eğitim örgütünün ya da bir eğitim-öğretim kurumunun belli bir bölümü ya da yönü yerine, onun özdeksel durum ve olanakları ile her türlü eğitim ve öğretim etkinliklerini, yönetim ve büro işlerini, görevlilerin çalışmalarını tümüyle incelemek ve değerlendirmek için yapılan denetim.

Gerilim kopma deneyi : [Bakınız: kopma deneyi].

Geriye dönük denetim : Uygulamada amaç edinilen olayın son sayışımından başlayıp başlangıç sayışımına kadar derinlemesine yapılan denetim.

Girinimli kırılma deneyi : Çeliklerin sertleşebilmelerini ölçmek için uygulanan özel bir kırılma deneyi.

Giysi denemesi : Oyuncuların belli bir oyun için giyecekleri giysilerin dekor ve ışıklama ile sahnede denenmesini içeren çalışma. Oyuncuların belli bir oyun için giyecekleri şeyleri terzi önünde prova etmeleri. Oyuncuların oyundaki giysileri ile sahnede birkaç gün önce yaptıkları prova; ilk oyun.

Gk deneyi : Girinim-kırılma deneyinin simgesi.

Glikoz fermantasyon deneyi : Geviş getirenlerde işkembe içeriğinde infüzoriyaların etkinliklerini dolaylı olarak gaz oluşumuyla ilişkili olarak ölçmeye yarayan bir deney. Süzülmüş taze işkembe sıvısı örneğinden 100 ml alınarak bir sakkari metreye konur. Üzerine % 16’lık glikoz çözeltisinden. 5 ml eklenerek 39oC’deki benmariye veya etüve konur. 30, 60 ve 90 dakikalar sonunda kontrol edilir. Normal olarak bir saatte 1-2 cm3 gaz oluşur.

Glikoz tolerans deneyi : Kanda bulunan glikozun karaciğer tarafından alınmasını ve glikojene çevrilmesini ölçen bir karaciğer işlev testi.

Gmelin deneyi : Safra renkli maddelerin varlığını belirlemede ve sarılığın tanısında kullanılan bir deney.

Görüntü denetliği : Denetliğin görüntü için olanı. Ses denetliği karşıtı.

Götze sopa deneyi : Geviş getiren hayvanlarda retiküloperitonitis travmatikanın tanısında ağrı olup olmadığını anlamak için yapılan deney, sopa deneyi.

Gözlemin denetlenmesi : Gözleme nesnellik ve kesinlik kazandırmak amacıyla durumun denetlenerek değişmezlenmesi, aracın ölçünlenmesi ve ilgili değişkenlerin tanınarak denetim altına alınmasını içeren önlemler dizgesi.

Gümrük deneti : Gümrüğün uygulamakla görevli olduğu yasalara ilgililerin uymalarını sağlamak amacı ile,gümrükçe alınan önlemler ve bu önlemlere uyulup uyulmadığının gümrükçe araştırılması. Dış ülkelerden gelen ya da bu ülkelere giden taşıtların Gümrük Koruma Örgütü'nce gözetilip araştırılması.

Gümrük denetimi : Gümrük mevzuatına göre eşyanın muayenesinin, belgelerin varlığı ve gerçekliğinin kanıtlanmasının, işletme hesaplarının, defterlerinin ve diğer yazılı belgelerin incelenmesinin, nakil araçlarının, bagajların ve kişilerin yanlarında ya da üstlerinde taşıdıkları eşyanın kontrolünün, idari araştırmalar ve benzeri diğer işlemlerin yapılması.

Gümüş aynası deneyi : Karbonhidratların indirgeyici özelliğini göstermek için veya indirgeyici özelliğe sahip olan karbonhidratların varlığının saptanmasında kullanılan bir deney.

Güzelduyusal denetim : Kentlerin düzentasarlarını uygulayan yetkili kişi ve kuruluşların, kentlerde ve kasabalarda göze hoş gelmeyen, çirkin ve yapıdüzen kurallarına aykırı gelişmeleri ve yapı yapmayı önlemeleri amacıyla kendilerine tanınmış bulunan tüzel yetkiler.

Hava basınçlı denetim : Hava basıncı ile çalışan denetim düzeni.

Hava taşıtları deneti : Yabancı ülkelerden gelen ya da yabancı ülkelere giden hava taşıtlarının, gümrük ilgililerince belge ve kayıtlarının görülüp incelenmesi.

Havayla deneme : Döşeme, hava doldurarak kaçak arama.

Haworth deneyi : Metallerin aşınma dirençlerini ölçmede uygulanan özel bir deney.

Hay deneyi : Safra asitlerinin yüzey gerilimini düşürücü etkisini göstermek amacıyla yapılan bir deney.

Hazım denemesi : Sindirim denemesi.

Hemadsorpsiyon deneyi : Virüsle enfekte hücrelerin yüzeylerine alyuvarların bağlanması esasına dayanan deney.

Hemoglobin maserasyon deneyi : Kasaplık hayvan karkaslarında, kesim sırasında kanın yeterli akıtılıp akıtılmadığını belirlemek için yapılan test.

Hesap denetimi : İşletme ve kurumların hesaplarının yasalar gereği maliye bakanlığınca denetlenmesi.

Hopkins cole deneyi : Triptofan aminoasidinin varlığını göstermede kullanılan bir deney.

Işıkölçümsel deneme plakası : Belli ışıkölçümsel özellikleri olan ve incelenecek ışıkla aydınlatılan plaka.

İçsel denetleme : Bireyin, yerinde ve doğru hareket etmek duygusu ya da bilinci ile, eylem ve davranışlarını kurallara bağlaması ve kendi kendine denetlemesi.

İkidenetimli deney : "Önce" gözleminin konusu olmadan, deneysel kümeyle birlikte deneysel değişkenin etkileri altında bırakılarak salt "sonra" gözlemi yapılan bir ikinci denetim kümesinin kullanıldığı deney düzeni, bk. deney, deney düzenleme, deneyleme, deneyin denetlenmesi.

İkili denetim : Verilerin nicelenmesi sırasında inceleme kılavuzunun işlerliğini ölçmek, bu işi üstlenenler arasındaki uyuşma düzeyini saptamak amacıyla aynı soru çizinliğinin değişik niceleyicilerce işlenmesini öngören önlem. bk. niceleme denetimi.

İlköğretim denetmeni : Atandığı bölgede özellikle ilköğretim kurumlarının çalışmalarını ve ilköğretimle ilgili öteki etkinlikleri denetleyen, gerektiğinde inceleme ve soruşturma yapan, öğretmenler ile okul yöneticilerine yol gösteren ve milli eğitim yönetmenlerine bağlı olarak çalışan denetmen.

İmgesel deneyleme : Olduktan sonra ya da geçmişe doğru (sonuçtan nedene) deneyleme düzenine dayanan ve genellikle olana aykırı usavurmayla nedensellik bağları kurmaya çalışan sayılgılı deneyleme, bk. olduktan sonra deney.

İmmünofloresan deneyi : Floresan antikor deneyi.

İş denetimi : İşin düzenine uygun bir düzeyde yürütülüp yürütülmediği göz önünde bulundurulmak amacıyla yapılan izlenim.

İş denetimi sözleşmesi : İş alanının devlet denetimi ile bağımlı olmasını öngören sözleşme.

İşlevsel deneyleme : İşe karıştırılan etken ya da değişkenlere bağlı olarak beliren değişmelerin doğrultu ve niceliğini ortaya çıkaran deneyleme.

İşlik denetliği : Çalışmaların işlikte izlenebilmesinde kullanılan denetlik.

İyileştirme denetimi : (Nitelik denetimi) Özürlü bulunan birimleri ayıklamaya ve bunların yerine etkin birimleri almaya yönelik üretim denetimi.

İyot deneyi : Nişastanın varlığını saptamak için örnek üzerine potasyum iyodürün damlatılması sonucu, maviye dönen rengi (iyot varlığını) gösteren deney.

İzlence denetim sayacı : Uygulanacak bir sonraki komuta ilişkin adresi saklamaya adanmış bir yazmaç.

Jominy uca suverme deneyi : Çeliklerin sertleşebilme özelliklerini saptamak için, 1 inç çapında ve 3-4 inç uzunluğundaki ostenitlenmiş çubukların bir ucuna, üç dakika basınçlı soğuk su uygulayarak yapılan deney. Buna, Jominy-Bogehold ucu su verme de denir.

Jorsen deneyi : Hidroklorik asit içeren bir örneğin çözeltisine çok az phloroglucinol ilave edilir ve çözelti bazik yapılırsa, kırmızı turuncu renk asetaldehit ve formaldehit varlığını belirtir.

Kaçak denemesi : Döşemde bir kaçak olup olmadığının araştırılması.

Kambiyo denetim sistemi : Sabit kur sisteminde kambiyo rejimi gereği, dışalımcıların ve dışsatımcıların döviz alım satım işlemlerinin genellikle merkez bankasınca, bazen de yetki verilen ticari bankalarca yapılması. karşılığı kambiyo denetimi.

Kambiyo denetimi : Bir ülkenin ulusal parasının istikrarını sağlamak, altın ve döviz rezervlerini korumak ve ödemeler bilançosu dengesizliğini gidermek amacıyla sabit kur sisteminde kota, katlı veya çoklu kur, sınırlandırma, vergi ve döviz tahsisi gibi araçlarla devletin döviz giriş ve çıkışlarını denetim altına alması. Ödeme araçlarının yurda girmesi, çıkması, yurt içinde kullanılmasını düzenleyen koşullar, yabancı paraların alım, satım ve dönüşümleriyle aktarımlarını belirli yöntemlere bağlayan yasal yargı, başatlık ve kanılar.

Kan naklinde biyolojik deney : Kan nakillerinden önce kan uyuşmazlığı olup olmadığını anlamak için bir miktar sitratlı kanın damar içi verilerek hayvanın kontrol edilmesi.

Karbon denetimi : Karbonlulama işlemi süresince, karbonun ne denli yapıya girdiğini izleyecek ve ona göre fırın atmosferi bileşimini ayarlamak için yapılan dentim.

Karma etkensel deney : (Deneysel tasarım) Etken düzeyi sayısının her etken için değişik olduğu deney tasarım türü.

Katılımlı denek : Bir deneylemede edilgen bir denek olmak yerine araştırma amaçlarını benimseyerek etkin ve istençli olarak duruma katılan birey.

Katılımlı deney : Deneye vurulan kişilerin, araştırmanın amaçlarını benimseyerek duruma bilinçli ve istençli olarak katıldığı ve deneylemeciyle işbirliği yaptığı deney türü.

Katılımsız deney : Deneye vurulan kişilerin (deneklerin) deneyden geçirildikleri konusunda bilgili olmadıkları ya da edilgen bir konumda kaldıkları deney türü.

Kaynakçasal denetim : Belirli konularda çıkan makale, kitap ve benzerleri yazıların neler olduğunun bilinmesini öngören kaynakça çalışmasına verilen ad.

Kaynatma deneyi : Etlerde kokuşmanın tespiti için yapılan pratik test.

Kentsel topraktan yararlanmanın denetimi : Kent toprak boyutlarının, bunlardan yararlanma biçimlerinin, kentin ve bölgenin özelliğine, kente verilmek istenen biçime göre, sınırlandırılması; bunları ellerinde bulunduranların iyelik haklarının kısıtlanması. Bu işlevin yerine getirilmesinde yararlanılan dizge.

Kesit deney düzeni : Biri deney, ötekisi denetim kümesi sayılan iki ayrı kümenin aynı anda gözlenerek karşılaştırılması,,temeline dayanan ve zaman boyutunu elemiş olan eksik denetimli deney düzeni.

Kestirme deney : Koşulları yeterince hazırlanmadan ve denetim önlemleri alınmadan gerçekleştirilen deney.

Kırılma deneyi : Kırık yüzeylerin yapılarını incelemek ve kırılma özelliklerini saptamak ereğiyle yapılan çarpı deneyi.

Kırmalı püskürtme deneyi : Haddelenmiş büyük ve kalın parçaların, yüzey kusurlarını bulmak için uygulanan özel deney.

Kısaltılmış denetim : (Nitelik denetimi) Örnekleme denetiminde belirtilenin tersine herhangi bir noktada durdurulan denetim.

Kızartma deneyi : Etlerde kokuşmanın tespiti için yapılan pratik testlerden biri.

Kirlenmenin denetimi : Hava, su ve toprak gibi çevre değerlerinin kirlenmesini önlemek üzere, kamu kuruluşlarınca önlem alınması ve bu önlemlerin yürürlüğe konması.

Kişisel denetim : Bireydeki iç ve dış bulaşma sonucu nefes, gaita ve giysi yoluyla yayınlanan ışınımın kişisel dozölçerle belirlenmesi.

Kişiye özgü deneyim : Bireyin özel ve kişisel yaşmına ilişkin gözlem ve yaşantısı.

Klasik sindirim denemesi : Yemlerin sindirilme derecesini belirlemede kullanılan yöntem. Sindirilme derecesi belirlenecek yemlerin tüm besin madde analizleri yapılır, hayvana belirli bir miktar yem tartılarak yedirilir ve dışkıları tartılarak toplanır, yemlerde yapılan analizlerin tümü dışkıda yapılır ve yemde bulunan besin madde miktarından dışkıdaki miktarı çıkarılarak sindirilme derecesi hesaplanır.

Klinik denemeler : Bir veya birden fazla tedavinin etkinliğini değerlendirmek ve canlılara uygulanmak üzere tasarlanmış planlı çalışmalar.

Knoop sertlik deneyi : Metallerin sertliğini ölçmek için, Knoop sertlikölçeri ile yapılan sertlik deneyi.

Kopma deneyi : Yüksek yük ve yüksek sürünme hızlarıyle, kopma özelliklerini araştırmak için yapılan sürünme deneyi, gerilim kopma deneyi ya da sürünme-kopma deneyi diye de bilinir.

Kredi denetimi : Para yetkelerince bankaların kredi hacmini kısıtlamaya yönelik her türlü sınırlama. Herhangi bir kuruluşun vadesi geçmiş ödenmemiş borçlarının kabul edilebilir bir dönemde ödenmesini sağlamak amacıyla kullanılan sistem.

Kreiss deneyi : Acılık tayini.

Ksantoprotein deneyi : Yer değiştirebilen benzen halkası taşıyan tirozin ve triptofan amino asitlerinin varlığını belirlemek amacıyla kullanılan bir deney.

Kuleşov deneyi : Sovyet yönetmeni ve kuramcısı Lev Kuleşov'un, kurgunun temel işlemlerini ve kurgu kuramının dayandığı ilkeleri ortaya koyan deneyleri. (Bunlar, özellikle, çekimler arasındaki ilişkiyi ortaya koyan, çekimlerin şu ya da bu yolda sıralanışına göre çekimlerin ortaya çıkardığı bütünün başka başka anlamlar kazanabileceğini gösteren deneyler ile başka başka yerlerde ve zamanlarda çevrilmiş çekimlerle filmsel uzay ve zamanın yaratılabileceğini kanıtlayan deneylerdir).

Liebermann burchard deneyi : Kolesterolün varlığını belirlemede kullanılan bir deney.

Liverpool deneyi : Sodyumun atom kütlesinin 24 alındığı, buna göre %97,5 lik sodyumhidroksidin %100 olarak alındığı ticari kostik sodanın titrasyonla değerlendirilmesinde kullanılan bir yöntem.

Lupus eritematozus deneyi : Şüpheli hayvanın pıhtılaşmış kanı veya kemik iliği 37oC’de inkübe edildikten sonra, pıhtının santrafüj edilmesi ve santrafüjden hazırlanan yayma frotinin lupus eritomatozis hücresi yönünden incelenmesi esasına dayanan tanı yöntemi.

Marsh deneyi : Deneye tabi tutulacak maddenin çinko ile karıştırıldığı, karışıma seyreltik hidroklorik asit ilave edildiği, ortamda arsenik bileşikleri varsa arsin gazının oluştuğu arsenik bileşikleri için uygulanan bir deney.

Mcquaid ehn deneyi : Karbonlama sıcaklıklarındaki ostenit tane büyüklüğünü saptamak amacıyla, çeliklerin 925 ° sıcaklıkta karbonlanıp, gözetleçle 100 kez büyütülerek incelenmesi deneyi.

Mekanik denetimli : Mekanik yoldan denetlenen herhangi bir aygıt, ya da araç.

Merkez denetlemesi : Bir ülkede filmlerin tek bir kurulca denetlenmesi durumu.

Mıknatıslı deney : Bir nikel katıyuvarın, 885°C (1625° F) sıcaklıktan Curie sıcaklığına düşünceye dek geçen süreyi ölçme temeline dayanan ve yağların soğutma gücünü saptamada kullanılan özel bir deney.

Mıknatıslı toz deneyi : Çeliklerin gözle görülemeyen yüzey kusurlarını, görülür yapabilmek için uygulanan özel bir deney.

Millon deneyi : Tirozin aminoasidinin varlığını göstermeye yarayan bir deney.

Molisch deneyi : Karbonhidratların genel tanınma deneyi.

Monotron sertlik deneyi : Belirli bir derinlikteki izçukuru yapabilecek yükü ölçme kuralına dayanan ve Brinell sertlik ölçeği kullanarak uygulanan özel bir sertlik deneyi.

Moore deneyi : Karbonhidratlar üzerine alkalilerin etkisini göstermek için yapılan deney.

Motor denetimi : Yarıştan bir gün önce, motorların yönetmeliğe uygunluğu ve işleme özellikleri yönünden, yarış komiserinin başkanlığında uzmanlar topluluğu ile yapılan denetim işlemi. Denetlenen bu motorlar, yarıştan önce binicilerine verilmek üzere, bir yere konup kapısı mühürlenir.

Mulder deneyi : Karbonhidratların indirgeyici özelliğini göstermek için veya indirgeyici özelliğe sahip olan karbonhidratların varlığının saptanmasında kullanılan bir deney.

Nessler deneyi : Amonyak, aldehitler ve hekzametilentetramin tayini için hassas bir deney. Nessler belirteci amonyakla kahverenkli çökelek verir, amonyak eser miktarda ise Hg2NI oluşumundan dolayı açık sarı renk verir. Kolorimetrik tayinde tayin sınırı ppb seviyesindedir.

Niceleme denetimi : Bir niceleme işleminde çeşitli niceleyicilerin aralarında gösterdikleri tutarlılığı ve niceleme kılavuzuna uygunlularını sınamayı amaçlayan denetim işlemi.

Nitelik denetim çizeneği : [Bakınız: denetim çizeneği].

Nitelik denetimi : (Nitelik denetimi) Çok sayıda üretilen ürünlerin niteliklerinin denetlenmesi. Amaç, ürünün niteliğinde düzenli aralıklarla ortaya çıkan değişimleri izlemek ve yok etmek ya da yok edilemeyen değişimi benimsenebilir bir düzeye indirgemektir.

Nylander deneyi : Karbonhidratların indirgeyici özelliğini göstermek için veya indirgeyici özelliğe sahip olan karbonhidratların varlığının saptanmasında kullanılan bir deney.

Obermayer deneyi : Eşit miktarlarda idrar ve kloroform alınıp, 3 damla Obermayer belirteci damlatılıp ve çalkalandıktan sonra kloroform fazında meydana gelen koyu mavi rengin idrardaki indikanın varlığını göstermesi esasına dayanan bir deney.

Obermüller deneyi : Kolesterol tayini için numunenin bir deney tüpünde çözülmesi ve üzerine 3 damla propiyonik aldehit eklenmesi ve soğutulması, kolesterol olması halinde tüp muhtevasının renginin sırasıyla mavi, yeşil, turuncu ve kahverengi-kırmızı oluması esasına dayanan bir deney.

Olağan denetini : Örnekleme denetiminin ilk uygulanmasında denetlenmesi istenen birim sayısı.

Olduktan sonra deney : Tasarım kalıbıyla kesit deneylemesi gibi olan, ancak bu tasarımdan deney ve denetim kümelerinin deneysel değişkenin işe karışmasından sonra eşitlenmesi bakımından ayrılan, sonuçtan nedene doğru deney düzeni, bkz, kesit deney düzeni.

Oranlı denetim : Kumanda aygıtının değerlendirmesine göre vana ya da hava kapağını oranlı olarak açıp kapayan denetim düzeni.

Osazon deneyi : Osazonlu bileşiklerin erime noktalarının tayini ve mikroskopik inceleme ile şekerlerin cinslerinin tanımlandığı deney yöntemi.

Ozazon deneyi : İndirgeyici şekerlerin fenilhidrazin ve asetik asitle ısıtılması sonucu oluşan sarı kristallerin karakteristik biçimleri yardımıyla indirgeyici şekerleri birbirinden ayırt etmede kullanılan bir deney. Özellikle gebelerin idrarında şeker görülmesi durumunda şekerin diyabetes mellitus sonucu görülen glikozüriden mi yoksa laktasyon sırasında görülen laktozüriden mi kaynaklandığını saptamak amacıyla yapılır.

Ödeneklik yargı denetimi : Sayışmanlara ilişkin dönem sayışımlarının sayıştayca denetlenmesi.

Ödeneklik yönetim denetimi : Ödenekliğin uygulanılmasında yetkili yönetim kuruluşlarınca yapılacak denetleme.

Ödeneklikte yasama denetimi : Akçalı yıl sonuçlandıktan sonra ödeneklik kesin sayışımları üzerinde Büyük Millet Meclisince yapılan denetim.

Ön denetleme : Kimi ülkelerde oyunu halka sunmadan önce oynanmasında yasaca sakınca olup olmadığını anlamak için sorumluların yaptığı denetleme.

Örneğin denetlenmesi : Bir örnekleme tasarımında elde edilecek örneğin ilgili ayrıtlar bakımından bilinen ya da kestirilen evren özelliklerini yinelemesi yolunda alınan önlemlerin tümü.

Örnekleme denetimi : Birimlerin tümü yerine bir kesiminde yapılan inceleme.

Özdeş ikizle deney yöntemi : Özdeş ikizlerden birine deneysel bir etki uygulanarak ötekinin doğal çevresi içinde bırakılmasına dayanan bir deney yöntemi.

Özdevimli sıklık denetimi : Bazı alıcılarda, bir salıngaçın ayarlanmış sıklığını kendiliğinden belli bir aralıkta tutma.

Özel denetleme : Taşınır değerlerin sunumu için kayda alınmak üzere yetkili kuruma başvuran, birleşme, devir veya tasfiye durumunda bulunan anonim ortaklıklar ile aracı kurumlar ve yatırım ortaklıklarından yetkili kurumca belirlenen mali tablo ve raporların denetlenmesi.

Özel eğitim denetmeni : Özel eğitim kurumlarını ve özel eğitim alanına giren çalışmaları denetlemekle görevli denetmen.

Paklama deneyi : Haddelenmiş parçaların yüzey kusurlarını bulmak ereğiyle, seyreltik sülfürik asit içine birkaç dakika daldırarak yapılan deney.

Paralel deney numuneleri : Analiti tayin etmek için paralel tayinlerinin sonuçları arasındaki uyuşumun ve analizin geçerliliğini gösteren kimyasal analizin yapıldığı örnekler.

Pazarlama denetimi : Üretici ya da satıcı firmanın, etkinliğini artırmak amacıyla içinde bulunduğu piyasa koşullarını ve pazarlama yöntemlerini belirli dönemlerde düzenli olarak kapsamlı ve sistemli bir biçimde denetlemesi.

Pettenkoffer deneyi : Safra asitlerinin varlığını saptamada kullanılan bir deney.

Potansiyel denetleci : Bir elektrik devresine, değişmeyen ya da belirli bir hızla değiştirilen potansiyeller sağlayan aygıt.

Potansiyel denetleme yöntemi : Elektrikle ayrışım devresine, değişmeyen ya da belirli bir hızla değiştirilen poteansiyeller uygulayarak bunları karşılayan akım değişiminin ölçülmesi.

Preece deneyi : [Bakınız: bakır sülfat deneyi].

Püskürteç denet aygıtı : Püskürteçte, püskürtme basıncını ölçmeğe yarayan bası ölçerli aygıt.

Q denemesi : Bir tekrar verileri takımında sapan bir ölçümün, belirli bir olasılık seviyesinde verilen bir gauss dağılımının üyesi olup olmadığını gösteren istatistiksel bir deneme.

Radyoaktif artığın denetimi : Radyoaktif artıkların hazırlanması, işlenmesi, taşınması ve kesin olarak depolanması sırasında, işletme ile ilgili önlemlerin alınması.

Raslantı deneyi : (olasılık kuramı) Değişmeyen koşullarda yinelenen, olası sonuçlar kümesi kuramsal olarak bilinen ancak sonucu bilinmeyen deney, örneğin, paranın bir kez atılması, iki zarın n kez atılması.

Reaktör denetimi : Bir reaktörde, işleyişin öngörülen düzeye getirilmesi amacıyla, reaktifliğin ayarlanması ya da tepkime hızı yüzdesinin değiştirilmesi.

Reeder hemoglobin deneyi : Kasaplık hayvan etlerinde, kesim sırasında kanın yeterli akıtılıp akıtılmadığını belirleyen test.

Resmi denetleme damgası : Marka olarak kütüğe yazımı istenmeyen ve yapılmayan, yalnız resmi denetleme işlerinde kullanılan markalar.

Resmi denetleme imleri : Resmi organların denetlemelerde kullandıkları imler.

Rhode deneyi : Derişik sülfürik asit ve dimetil aminobenzaldehidin proteinlerle mor renk oluşturduğu deney.

Rivalta deneyi : Vücut boşluklarından alınan sıvının eksudat mı, transudat mı olduğunu ayırmak amacıyla yapılan test.

Rockwell sertlik deneyi : Metal yüzeylerin sertliğini, uygulanan yükün yüzey üzerinde bıraktığı izçukurun derinliğine bağlı olarak ölçen bir sertlik deneyi.

Rosin deneyi : Safra renkli maddelerin varlığını belirlemede kullanılan bir deney.

Rothera deneyi : İdrarda keton cisimlerinin tespiti için yapılan bir test.

Salkowski deneyi : Kolesterolün varlığını belirlemede kullanılan bir deney.

Sayca denetimi : Veresiye satışlarda alıcının sayca durumunun denetimi.

Sayılama nitelik denetimi : Sayılamadaki ilke ve yasaları üretim ve sürüm alanında uygulayarak yapımlıların ölçülebilir nitelik özellikleri bakımından değişkenliklerini hoşgörü sınırları içine almaya çalışan böylece nitelikte durulma, yerleşme ve koşullara uygunluk sağlayarak sürümü inanca altına alan yöntemlerin tümü.

Sayısal denetim : [Bakınız: sayısal güdüm].

Sayışmanlık denetimi : Sayışımın düzeni ve doğruluğunu denetlemek amacıyla sayışmanlıkça yapılan denetim.

Schmidt deneyi : Amonyum molibdat çözeltisiyle beyaz bir çökelek oluşturan zamklar için bir deney.

Selen denetim masası : Çeşitli selen aygıtlarının denetlendiği masa.

Seliwanoff deneyi : Keto-şeker ve keto-şeker içeren disakkaritlerin genel tanınma deneyi.

Selüloz sindirim deneyi : Ön mide mikroflorasının sellulotik etkinliğini araştırmak için yapılan deney.

Sereny deneyi : Herhangi bir mikroorganizmanın dokulara yayılma yeteneğinin saptanmasında kullanılan bir deney. Kobayların konjunktiva kesesine enjekte edilen bakterinin 24 saat içerisinde keratokonjunktivitis oluşturması esasına dayanır. Özellikle, Eschenchia coli ve Listeria monocytogenes’in belli suşları için kullanılır.

Sertleşebilirlik deneyi : Sertleşebilirlik özelliğini, sayısal olarak saptamak için yapılan deney.

Sertlik deneyi : Sertliği saptamak üzere yapılan deney.

Shepherd deneyi : Yüksek karbonlu takım çeliklerinin, sertleşebilirliklerini ölçmek için kullanılan özel bir deney.

Sıcak tel deneyi : Yağların soğutma özelliklerini saptamada kullanılan özel bir deney.

Sıcaklık aralığı denetimi : İki sıcaklık arasının denetimi.

Sıcaklık aralığı denetiri : İki sıcaklık arasını deneten aygıt.

Sıcaklık deneteci : Bir fırın ya da yunak ortamının istenilen sıcaklıkta tutulması için, sıcaklığını ölçen, gaz ya da elektrik akımının denetim ve ayarını yapan aygıt.

Sıcaklık denetleci : Bir aygıtın ya da dizgenin sıcaklığının değişmemesini sağlayan gereç.

Sıkı denetimci : Sansürcü.

Sıkı denetimcilik : Sansürcülük.

Sınav denetimi : Bir okulda sınavların düzenlenmesi, yapılması, değerlendirilmesi ve sonuçlarının saptanması ile ilgili çalışmaların yönetmelik hükümlerine göre yürütülüp yürütülmediğini incelemeyi öngören denetim türü.

Sınırlayıcı denetim aygıtı : Sıcaklık, basınç ya da nemi, güvenlik, rahatlık ya da ekonomi sağlıyacak sınırlar içinde tutan aygıt.

Sıvıbasınç denetimli : Sıvıbasınçla denetlenen herhangi bir aygıt ya da araç.

Sindirim denemesi : Yemle alınan besin maddelerinin ne kadarının sindirilerek emildiğini tespit etmek amacıyla en az iki hayvanla yapılan, yedirilen; idrar ve gübreyle hayvan tarafından çıkarılan maddeler ölçülerek yemlerin sindirilebilir besin maddeleriyle yem değerini belirlemek amacıyla yapılan bir deneme, hazım denemesi.

Soğurmalı denetim : Nötron soğurucu malzemenin özelliğinin, konumunun ya da miktarının, reaktifliği değiştirecek biçimde ayarlanmasıyla yapılan reaktör denetimi.

Soluk denetimi : Doğru ve güzel konuşmak için gerekli olan denetim. Sahne konuşmasındaki kusurun çoğu yanlış ve kötü soluk almadan ileri gelir. Doğru soluk alıp verme ve soluk denetimi için özel alıştırmalar vardır.

Sonaşam denemeleri : Sonaşamı elde etmek amacıyla yapılan deneme yarışları.

Sopa deneyi : Götze sopa deneyi.

Stern gerlach deneyi : Elektronların spin özelliğine sahip olduğunu gösteren, 5s1, tek değerlik elektronlu gümüş atomları buharlarının bir manyetik alandan geçirildiğinde ikiye yarılması, elektronların kuantum sayısının, s= 1/2 olan açısal momentuma sahip olması ile açıklanan, bu durumda spin çokluğunun (multiplisite) S= 2s+1 = 2 şeklinde hesaplandığı, ilk deney.

Stok denetim : Depolarda stoklanmış bulunan türlü gereçlere ilişkin bilgilerin denetim altında tutulmasını, böylece gerektiği anda gereken miktarda gerecin en düşük toplam maliyetle hazır bulundurulmasını amaçlayan herhangi bir dizge, bk. yönetim bilişim dizgesi.

Sudan boya deneyi : Dışkıda sindirilmemiş veya sindirilmiş yağ damlacıklarının varlığının araştırılmasında kullanılan bir boyama yöntemi.

Süre deneyi : Kendine öz koşullar içinde ve kendine öz bir süre boyunca belirli zaman aralıklarıyle ışık ölçmelerinin yapılabildiği kendine öz bir süre boyunca bir ışık kaynağının çalıştırılmasıyle ilgili deney.

Süreç denetim : Endüstri ortamındaki fiziksel süreçlerin, genellikle örneksel ya da karma bilgisayarlar aracılığıyla denetim altında tutulmasını ya da güdümünü araştıran ve uygulayan çalışma alanı. bk. özdevimli güdüm.

T denemesi : Bir ölçümün verilen bir güven seviyesinde bir popülasyona ait olup olmadığına karar vermede ve σ ve µ bilinmediği zaman s ve ile kullanılan bir istatistiksel deneme.

Takım denemesi : Takım olarak yapılan deneme yarışı.

Tam denetimli deney : Deney ve denetim kümelerinin biri deneysel değişkenin işe karıştırılmasından "önce", ötekisi "sonra" olmak üzere iki kez gözlem konusu yapılmasını ve bu gözlemlerin birbiriyle karşılaştırılarak aralarındaki ayrımın saptanmasını öngören deneyleme düzeni.

Tanık deney : Bir analizin sistematik hatasını tespit etmek ve gidermek için kullanılan ve bir analizin bütün basamaklarını numune yokken aynen yapma işlemi.

Tecim denemeleri : Tecim evreninde uzun süreli görgülerle sağlanan bilim.

Tek eşlik denetimi : Verideki 1 ikillerin sayısının, eşlik ikiliyle birlikte tek sayı olacak biçimde eşlik ikili oluşturan sağlama düzeni.

Tekbiçimli deneme : (Deneysel tasarım) Her bir denek için aynı işlemin uygulandığı bir deney ya da deneme.

Tekgözeli deney düzeni : Denetim kümesini tümüyle elediği gibi, deney kümesi üzerindeki gözlemi "sonra" aşamasına indirerek tek bir gözlemle yetinen ve bu nedenle tam denetimli deneyleme çizgesinde tek bir gözeyle simgelenen deney düzeni, bk. eksik denetimli deney.

Tekli deneme : Tekil olarak yapılan resmi yarış. Yetki belgesi olsun olmasın, yeteneği ölçmek için Birlik'in denetiminde yeni başlayanlar arasında düzenlenir. Kazananlara, türlü kollarda uzluk belgesi verilir.

Temizlik deneyi : Temizleyicilerin etkenliğini anlamak amacıyla, örnekler üzerinde yapılan deney.

Toluidin mavisi deneyi : Mukopolisakkaridozis olgularında toluidin mavisi emdirilmiş filtre kağıdının kondroitin sülfat içeren idrarla mavi renkte boyanması esasına dayanan deney.

Toplam denetim : [Bakınız: eleme denetimi].

Toplam kalite denetimi : Her işçinin yaptığı işin kalitesinden sorumlu olduğu, ayrıca yapılan işin kalitesinin hemen bir sonraki işin yapılışı sırasında bütünsel olarak denetlendiği ve bu yolla sıfır hatalı üretimin amaçlandığı esnek üretimin temel ögelerinden biri olan üretim denetimi yöntemi.

Toplam perakende deneyimi : Tüketiciyi belirli bir perakendeciden mal satın almaya özendiren ya da satın almaktan vazgeçiren unsurlar.

Toplumsal denetim : Bireyin davranışlarının, üyesi olduğu küme, içinde yaşadığı toplum ya da kurumlarca denetlenip yöneltilmesi. Bireylerin ya da toplumsal kümelerin toplumsal düzenin beklentilerine uygun biçimde davranmalarını sağlamaya yönelik önlemlerin tümü.

Trommer deneyi : Karbonhidratların indirgeyici özelliğini göstermek için veya indirgeyici özelliğe sahip olan karbonhidratların varlığının saptanmasında kullanılan bir deney.

Tutma deneyi : Örtülerin tutma sağlamlıklarını saptamak için yapılan özel bir deney.

Tutmanlık denetimi : Konut bunalımlarının sonucu olarak, tutmanlardan çok yüksek tutmalık parası istenmesini ya da bunların topluca evden çıkarılmalarını önlemek üzere, tutmalıkların yükseltilmesini belli bir düzene bağlamak, evden çıkarmayı belli koşullara bağlayarak güçleştirmek ve tutman-iye ilişkilerini denetlemek.

Tuz püskürtme deneyi : Metal örtülerin yenim dirençlerinin kertesini anlamak amacıyla uygulanan, hızlandırılmış özel bir yenim deneyi.

Uca suverme deneyi : Jominy deneyinin öteki adı.

Uyarı ışığı denetim tablosu : Oyunun başlangıcını, bitişini gösteren, giriş çıkışlar için uyaran ışığın denetlendiği tablo.

Uyarlamalı denetim sistemi : Planlanan dönemde, pazarlama hedeflerinin yanısıra, bu hedefleri gerçekleştirmedeki başarımın denetlenmesine olanak veren pazarlama denetim sistemi.

Uzaktan denetim tablosu : Herhangi bir alıcıyı uzaktan çalıştıran denetim merkezi.

Uzaktan denetleme kutusu : Bir uzmanın sahne dışından ya da kulisten yönettiği ışık ve ses denetleme kutusu.

Üç denecik : Pek az, azıcık.

Üst denetim sının : [Bakınız: denetim çizeneği].

Üst sınır denetim düzeni : Sıcaklık, basınç ya da bağılnemin istenilmeyen bir değere yükselmesini önleyen denetim düzeni.

Üstel deney : Kritik altı bir sistemi, kritik duruma getirecek boyutları belirlemek amacıyla yapılan ısıl akı ölçüm deneyi.

Van slyke deneyi : Amino asitlerden amino grubunu ayırmak amacıyla yapılan bir deney.

Vickers sertlik deneyi : Elmas uçlu bir dördül prizma kullanarak yapılan özel bir sertlik deneyi.

Windaus deneyi : Kolesterolün varlığını belirlemek amacıyla yapılan bir deney.

Yabancı cisim ağrı deneyleri : Özellikle ineklerde retiküloperitonitis travmatikanın tanısı amacıyla yapılan ve ağrının olup olmadığını anlamaya yarayan sopa, yumruk, çimdikleme, peristaltiklerin enjeksiyonu ve benzerleri deneyler.

Yağ lekesi deneyi : Su verme yağlarının, lekeleme yapıp yapmayacak durumunu saptamak için yapılan özel deney.

Yakıtla denetim : Yakıtın özelliğinin, konumunun ya da miktarının, reaktifliği değiştirecek biçimde ayarlanmasıyla yapılan reaktör denetimi.

Yalaz deneyi : Bir bileşiği oluşturan öğeleri, yalaza verdiklerin özgün renklerle belirleme işlemi.

Yansıtıcıyla denetim : Yansıtıcının özelliğinin, konumunun ya da miktarının, reaktifliği değiştirecek biçimde ayarlanmasıyla yapılan reaktör denetimi.

Yapı denetleme düzlemi : Yapıların yeterli ışık almalarını, birbirlerinin ışığını kesmemelerini sağlamak amacıyla, aralarındaki açıklığın yeter genişlikte olmasını sağlayan varsayımsal düzlem.

Yapıtın devletçe denetlenmesi : Yayımlanan bir yapıtın kamu zararına olmamasını sağlamak için denetlenmesi.

Yardımcı denetir : Ana denetir tarafından ayarlanan aygıt.

Yarışlık denemeleri : Yarışlıkta yapılan deneme yarışları.

Yavaşlatıcıyla denetim : Yavaşlatıcının özelliğinin, konumunun ya da miktarının reaktifliği değiştirecek biçimde ayarlanmasıyla yapılan reaktör denetimi.

Yemleme denemesi : Yemleme araştırması.

Yeniden deneme : Yarışlarda, kaybeden koşuculara, bir kez daha koşma hakkı verilmesi.

Yerbölümlemenin denetimi : Toplum yararının çoğaltılması amacıyla kentlerin gelişme alanlarındaki toprakların düzensiz bir kentleşme ve yerleşmeye yol açacak biçimde yerbölümlere ayrılmasının, belli kurallarla sınırlandırılması.

Yinelenen deneme : Atma, atlama yarışlarında, herhangi bir nedenle engellenen denemeyi yineleme.

Yolcu deneti : Yurda giren ya da yurttan çıkan yolcuların, kendilerinin ve mallarının gümrükçe denetlenmesi.

Yönetim denetliği : Denetliğin yönetimde kullanılanı.

Yönetsel denetleme : Bir eğitim kurumu ya da örgütü ile ilgili işleri yürütmek ve yönetmek konusunda tanınan yetkinin kullanılması. Yasa, tüzük ve yönetmelik hükümlerinin bir durumun aydınlanması, bir sonuca varılması için bir yönetici ya da kendisine yetki verilmiş bir görevlice uygulanması. Bir okulu ya da bir okul örgütünü yöneten kişiler ya da kurulların ulamalı karar ve eylemleri.

Yüzde yüz denetim : [Bakınız: eleme denetimi].

Zaman denemesi : Belirli bir zamanda, ne denli yol alınacağını anlamak için, yarışlıklarda yapılan deneme yarışı.

Alan denetimi : Bir elektrik motorunda alan akımının büyüklüğü değiştirilerek elde edilen denetim.

Bilimsel deneycilik : Her bilginin deneyle veya gözlemle doğrulanabileceğini, sınanabileceğini savunan felsefe akımı.

Denek : Üzerinde deney yapılmış olan canlı veya şey.

Denek taşı : Mihenk taşı. Bir kimse veya nesnenin değerini anlamaya yarayan şey.

Deneme : Denemek işi, sınama. Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan. Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düzyazı türü.

Deneme hayvanı : Meranın verimi veya mera üzerinde uygulanan ıslah ve düzenleyim işlemlerinin etkileri hakkında bilgi edinmek amacıyla otlatılan ve canlı ağırlık artışı veya süt verimi devamlı biçimde ölçülen hayvan.

Deneme tahtası : Üzerinde bilgisizce tedavi, onarım vb. işler yapılmış olan kimse veya şey.

Deneme yayını : Radyo, televizyon vb. haberleşme araçlarının başlangıçta işe alışmak ve daha verimli olmak üzere yaptıkları kısa süreli yayın.

Denemeci : Deneme yazarı.

Denemecilik : Denemecinin yaptığı iş.

Denemek : Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için bir insanı, bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak, tecrübe etmek. Bir işe, başarmak amacıyla başlamak, girişimde bulunmak, teşebbüs etmek.

Denenme : Denenmek işi.

Denenmek : Deneme işine konu olmak.

Denet : Denetleme işi, teftiş. Laboratuvar işlemi tamamlanmış bir filmin herhangi bir eksiği olup olmadığını anlamak için dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi.

Denetçi : Denetlemeyle görevli kimse, murakıp, kontrolör. Görüntülerin, sesin, rengin kusursuz olup olmadığını, çizik vb. bulunup bulunmadığını gösterim odasında filmi izleyerek inceleyen kimse.

Denetçilik : Denetçinin yaptığı iş, murakıplık, kontrolörlük.

Denetici : Bir işlemin istenilen ölçülerde yürütülmesini denetim altına alan cihaz. Su altındaki bir aleti uzaktan yöneten makine. Sıcaklık, basınç veya nem değişmelerini önleyerek bunlara ilişkin hareketin denetimini yapan alet.

Denetilme : Denetilmek işi.

Denetilmek : Denetleme işine konu olmak.

Denetim : Denetleme.

Denetim kurulu : Denetleme kurulu.

Denetim noktası : Denetleme yapılmış olan yer.

Denetim pulu : Paketlerin, şişelerin ağızlarına konulan şerit veya etiket, bandrol. Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket, bandrol.

Denetimci : Denetim işini yapan kimse.

Denetimcilik : Denetimci olma durumu.

Denetimli : Denetlenmiş olan.

Denetimsiz : Denetlenmiş olmayan.

Denetimsizlik : Denetimsiz olma durumu.

Denetleme : Denetlemek işi. Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılmış olan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol.

Denetleme kurulu : Devlet kuruluşlarında denetim işini yapmakla görevli üyelerin oluşturduğu kurul, denetim kurulu, teftiş heyeti, teftiş kurulu. Bir kuruluşun yasalara ve kendi amacına uygun olarak çalışıp çalışmadığını denetleyen kurul.

Denetlemek : Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek.

Denetlenmek : Denetleme işine konu olmak.

Deney : Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılmış olan işlem, tecrübe. Deneyim, tecrübe.

Deney kabı : İçinde kimya deneyleri yapılmış olan özel kap.

Deney tüpü : Çoğunlukla kimyasal deneylerde kullanılan bir ucu kapalı cam boru.

Deneyci : Deneycilik yanlısı olan, görgücü, ampirist.

Deneycilik : Bilginin gözlem, deneme veya duyular ile elde edilebileceğini ileri süren geleneksel öğreti, görgücülük, ampirizm, akılcılık karşıtı. Organizma ile durum veya çevre arasında bir etkileşim olarak yaşantıya önem veren, bilgiyi, simgelerle iletişimi yapılmış olan denetimli ve yeniden düzenlenmiş yaşantı biçiminde düşünen çağdaş bir felsefe anlayışı, görgücülük, ampirizm.

Deneyim : Bir kimsenin belli bir sürede veya hayat boyu edindiği bilgilerin tamamı, tecrübe, eksperyans.

Deneyimci : Deneyimi ön plana çıkaran kimse.

Deneyimcilik : Deneyimci olma durumu.

Deneyimli : Deneyim kazanmış olan, tecrübeli, anaç.

Deneyimsiz : Deneyimi olmayan, tecrübesiz.

Deneyiş : Deneme işi.

Deneyleme : Deneylemek işi.

Deneylemek : Deney yapmak.

Deneyli : Deneye başvurulan. Deneye başvurularak.

Deneysel : Deneye başvurularak yapılan, deneyle olan, deneyle ilgili, tecrübi, ampirik.

Deneysellik : Deneyle ilgili olma durumu.

Deneysiz : Deneye başvurulmayan. Deneye başvurulmadan.

Deneyüstü : Deneyle kazanılması imkânsız, akılla ilgili olan bilgi, transandantal.

Deneyüstücülük : İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm.

İç denetçi : İç denetim görevlisi.

İç denetçilik : İç denetçinin yaptığı iş.

İç denetim : Bir kurumun çalışmalarını geliştirmek, onlara değer katmak amacı güden bağımsız, nesnel bir güvence ve danışmanlık işi.

Kamu denetçiliği : Kamu denetçisinin yaptığı iş.

Kamu denetçisi : Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum.

Ön denetim : Yapılması düşünülen bir işe başlamadan önce gereken araştırmanın ve incelemenin yapılması.

Öz denetim : Daha önemli bir amaca ulaşabilmek için kişinin tepkilerini, davranışlarını veya başka amaca yönelme eğilimini denetleyip kısıtlaması, otokontrol.

Sıkı denetim : Sansür.

Yargı denetimi : Yargı düzeninin sağlanması amacıyla yargı kurulları veya organları tarafından gerçekleştirilen denetim.

Diğer dillerde Dendrokronoloji anlamı nedir?

İngilizce'de Dendrokronoloji ne demek ? : dendrochronology, tree-ring dating