Denet nedir, Denet ne demek

Yerel Türkçe anlamı:

Bakış, görüş.

Gümrük alanında kullanılan anlamı:

Dışarıya gidip gelen taşıtları gümrükçe denetleme işi.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

İşlemelikteki çalışmaları tamamlanmış bir filmin herhangi bir sakatı olup olmadığını anlamak üzere, dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi.

İngilizce'de Denet ne demek? Denet ingilizcesi nedir?:

inspection, control, film examination

Denet tanımı, anlamı:

Denetçi : Görüntülerin, sesin, rengin kusursuz olup olmadığını, çizik vb. bulunup bulunmadığını gösterim odasında filmi izleyerek inceleyen kimse. Denetlemeyle görevli kimse, murakıp, kontrolör.

Denetçilik : Denetçinin yaptığı iş, murakıplık, kontrolörlük.

Denetici : Bir işlemin istenilen ölçülerde yürütülmesini denetim altına alan cihaz. Su altındaki bir aleti uzaktan yöneten makine. Sıcaklık, basınç veya nem değişmelerini önleyerek bunlara ilişkin hareketin denetimini yapan alet.

Denetilme : Denetilmek işi.

Denetilmek : Denetleme işine konu olmak.

Denetim : Denetleme.

Denetim kurulu : Denetleme kurulu.

 

Denetim noktası : Denetleme yapılmış olan yer.

Denetim pulu : Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket, bandrol. Paketlerin, şişelerin ağızlarına konulan şerit veya etiket, bandrol.

Denetimci : Denetim işini yapan kimse.

Denetimcilik : Denetimci olma durumu.

Denetimli : Denetlenmiş olan.

Denetimsiz : Denetlenmiş olmayan.

Denetimsizlik : Denetimsiz olma durumu.

Denetleme : Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılmış olan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol. Denetlemek işi.

Denetleme kurulu : Devlet kuruluşlarında denetim işini yapmakla görevli üyelerin oluşturduğu kurul, denetim kurulu, teftiş heyeti, teftiş kurulu. Bir kuruluşun yasalara ve kendi amacına uygun olarak çalışıp çalışmadığını denetleyen kurul.

Denetleme yapmak : Kontrol etmek.

Denetlemek : Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek.

Denetlenmek : Denetleme işine konu olmak.

Alan denetimi : Bir elektrik motorunda alan akımının büyüklüğü değiştirilerek elde edilen denetim.

İç denetçi : İç denetim görevlisi.

İç denetçilik : İç denetçinin yaptığı iş.

İç denetim : Bir kurumun çalışmalarını geliştirmek, onlara değer katmak amacı güden bağımsız, nesnel bir güvence ve danışmanlık işi.

Kamu denetçiliği : Kamu denetçisinin yaptığı iş.

Kamu denetçisi : Parlamento tarafından görevlendirilen, vatandaşları resmî makamların keyfî ve yasa dışı davranışlarına karşı korumakla görevli kişi veya kurum.

Ön denetim : Yapılması düşünülen bir işe başlamadan önce gereken araştırmanın ve incelemenin yapılması.

 

Öz denetim : Daha önemli bir amaca ulaşabilmek için kişinin tepkilerini, davranışlarını veya başka amaca yönelme eğilimini denetleyip kısıtlaması, otokontrol.

Sıkı denetim : Sansür.

Yargı denetimi : Yargı düzeninin sağlanması amacıyla yargı kurulları veya organları tarafından gerçekleştirilen denetim.

Teftiş : Denetleme.

Laboratuvar : Dil laboratuvarı. Ayrıştırma, birleştirme yoluyla bir sonuca ulaşmak veya teşhis koymak için çeşitli araçlar kullanılarak tıp, eczacılık, fizik, kimya gibi bilim dallarıyla ilgili araştırmaların, deneylerin yapıldığı özel donanımlı yer.

İşlem : Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi.

Tamam : Beğenilmeyen bir iş veya öneri karşısında söylenen bir söz. Eksiksiz. Evet. Yanlış ve yalan olmayan, doğru. Bütün, tüm. Tamamlanmış, bitmiş.

Film : Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak. Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit. Sinemalarda gösterilen eser.

Anlamak : Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Sorup öğrenmek. Doğru ve yerinde bulmak. Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Yarar sağlamak.

Dağıtım : Bir merkezden çeşitli yerlere gönderme işi. Dağıtma işi, tevzi.

Denet işlem : Tepkimelerin istenen biçimde yürümesini, bir değişiklik olunca dizgenin gene yerine gelmesini sağlayan işlem.

Denetçi yazanağı : Denetcilerce genel kurul ya da yürütme yönetim kurullarına verilen yazanak.

Denetilen değişken : Denetilmekte olan sıcaklık, basınç ya da nemden biri. Suyun sıcaklığı denetiliyorsa, sıcaklık denetilen değişkendir. Su ise denetim ortamıdır.

Denetim avı : Denetilen koşulların çok değiştiği aşırı tedirginlik hali.

Denetim aygıtı : Değişik doğal koşullarda toplam ışımetkinlik yeğinliğinin düzeyini denetlemeye yarayan aygıt.

Denetim birimi : Bilgisayarın değişik bölümleri arasında eşgüdüm sağlayan ve işlemler üzerinde denetim görevini yapan bilgisayar donanım bölümü.

Denetim çizeneği : (Nitelik denetimi) Bir üretim sürecinin yinelemeli örneklemine ilişkin bazı veri noktalarının, alt ve üst denetim sınırlan olarak bilinen iki çizgi dışında kalıp kalmadıklarını göstermek için kullanılan çizenek. anlamdaş nitelik denetim çizeneği.

Denetim çubuğu : Reaktör kalbine yerleştirilerek, zincir tepkimesi düzeyini denetlemeye yarayan bor, kadmiyum, zirkonyum gibi elementlerden yapılan soğurucu unsur.

Denetim çubukları : Bir çekirdeksel tepkileşimlikte erke üretimim denetlemek için kullanılan kadmiyumdan ya da bor çeliğinden yapılmış çubuklar.

Denetim dönemi : İki denetim yazanağı arasında geçen süre.

Denet ile ilgili Cümleler

  • Denetimdesiniz.
  • Aslında domuzlar çalışmadı fakat diğerlerini yönetti ve denetledi.
  • Denetimdeyiz.
  • IRS beni denetliyor.
  • Denetim olmadan Tom'u oraya bırakamayız.
  • Seni denetlemiyorum.
  • Tom'un bazen biraz denetime ihtiyacı var.
  • Denetçin oldukça memnun olacaktır.
  • Denetim oldukça baştan savmaydı.
  • Yıllardır Marina evleri denetliyordu.
  • Denetime ihtiyacın var.
  • Yazım denetimi genellikle yazım hatalarınızın çoğunu yakalayacaktır.
  • Denetçin kim?
  • Bunu denetlemem izin ver.

Diğer dillerde Denet anlamı nedir?

İngilizce'de Denet ne demek? : [Denet] n. inspection, act of looking over carefully and critically; official examination, review; supervision, direction, management, administration

v. try; test; examine

Almanca'da Denet : n. Beobachtung, Überwachung, Aufsicht, Kontrolle

Rusça'da Denet : n. контроль (M)