Deprem nedir, Deprem ne demek

Deprem; bir coğrafya terimidir.

"Deprem" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Okuldayken bir öğle sonu hafif bir depremde otel çökmüş." - Y. Atılgan

Yerel Türkçe anlamı:

Zelzele, yer sarsıntısı.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Yer kabuğu içindeki katmanların yerinden oynamalarıyla oluşan sarsıntının, dışa ve çevreye doğru yayılan titreşim biçimindeki devinimi.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Yer sarsıntısı.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Başlangıç noktası yerin içinde bulunan, doğal nedenli yerkabuğu devimi.

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: yersarsıntısı]

İngilizce'de Deprem ne demek? Deprem ingilizcesi nedir?:

earthquake, earth tremors, eartgquke, seism

Osmanlıca Deprem ne demek? Deprem Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

zelzele, hareket-i arz

Deprem hakkında bilgiler

Deprem, yer sarsıntısı veya zelzele, yer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalanmalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsması olayıdır. Sismik aktivite ile kastedilen meydana geldiği alandaki depremin frekansı, türü ve büyüklüğüdür. Depremler Sismograf ile ölçülür. Bu olayları inceleyen bilim dalına da Sismoloji denir. Depremin şiddeti Moment magnitüd ölçeği (ya da eskiden kullanımda olan Richter ölçeği) ile belirlenir. Bu ölçeğe göre 3 ve altı şiddetteki depremler genel olarak hissedilmezken 7 ve üstü şiddetteki depremler yıkıcı olabilir. Sarsıntının şiddeti Mercalli şiddet ölçeği ile ölçülür. Depremin meydana geldiği noktanın derinliği de yıkım kuvvetine etkilidir ve yer yüzüne yakın noktada gerçekleşen depremler daha çok hasar vermektedir.

 

Dünya yüzeyinde gerçekleşen depremler kendilerini bazen sallantı bazen de yer değiştirme şeklinde göstermektedir. Bazen yeryüzüne yakın bir noktada güçlü bir deprem gerçekleştiğinde tsunamiye sebep olabilir. Bu sarsıntılar ayrıca toprak kayması ve volkanik aktiviteleri de tetikleyebilir.

Genel olarak deprem sözcüğü herhangi bir sismik olayın -Doğal bir fenomen olarak gerçekleşmiş veya insanların sebebiyet verdiği- ürettiği sismik dalgaları adlandırmak için kullanılır. Depremler genellikle kırıkların (fay hatları) çatlamasıyla oluşur. Bunun yanı sıra volkanik faaliyetler, toprak kaymaları, mayın patlamaları veya nükleer testler sonucunda da gerçekleşebilir.

Üç çeşit kırık tipi bulunmaktadır. Bunlar; Eğim atımlı ters kırık, eğim atımlı normal kırık ve doğrultu atımlı kırıklardır.

 

Deprem ile ilgili Cümleler

  • Deprem geniş çaplı hasara yol açtı.
  • Deprem dolayısıyla bazı uçuşlar ertelendi.
  • Deprem, büyük ölçüde hasara yol açtı.
  • Deprem evleri salladı.
  • Kent, depremde perişan oldu.
  • Deprem aniden binaları salladı.
  • Çok sayıda ev depremde zarar gördü.
  • Hidrolik kırılma gerçekten depremlere yol açar mı?
  • Binanın içindeki herkes depremi hissetti.
  • Şiddetli bir depremin Tokyo'yu ne zaman vuracağını tahmin etmek mümkün değil.
  • Bu depremmiydi?
  • Radyo önümüzdeki deprem hakkında bizi uyardı ve eşyalarımızı toplamaya başladık.
  • Deprem gibi hissettirdi.
  • Deprem evin tıkırdamasına neden oldu.

Deprem kısaca anlamı, tanımı:

Derin : Uzun süren. Yüzeyden içeri inen. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Yoğun. İçten gelen. Dip. Ayrıntılı. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan.

Değiştirme : Değiştirmek işi, tebdil, tahrif.

Sarsıntı : Bir kişi, toplum, kurum veya kuruluşun dengesini etkileyen, beklenmedik olumsuz değişiklik. Sarsılma işi, birden sallanma. Titreme, titreyiş. Canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan durum, sadme, travma. Deprem. Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri.

Deprem bilimi : Depremleri, yer sarsıntılarını inceleyen bilim, sismoloji.

Deprem bölgesi : Depremlerin sık sık oluştuğu, gevşek ve kırık yer altı kuşağı.

Depremçizer : Depremyazar.

Deprem konteyneri : Doğal afet zamanlarında kullanılmak üzere gereksinim duyulabilecek çadır, battaniye, ilk yardım ve kurtarma malzemelerini barındıran, yerleşim merkezlerinde belirli noktalara konulan özel büyük dolap.

Deprem kuşağı : Depremlerin oluştuğu belli bir düzlemde yer alan bölgeler.

Deprem merkezi : Depremin oluştuğu odak nokta ve yayıldığı yer.

Deprem ocağı : Deprem dalgalarının başladığı nokta, hiposantır.

Deprem ortası : Depremin gerçekleşmesine neden olan fay kırılmasının tam olarak gerçekleştiği yer, merkez üs, episantır.

Depremyazar : Depremlerin yerini, süresini, şiddetini tespit eden çok duyarlı cihaz, sismograf.

Artçı deprem : Asıl depremden sonra meydana gelen şiddet ve büyüklük bakımından daha küçük olan deprem, artçı sarsıntı, artçı şok.

Eş deprem : Çeşitli yerlerde aynı hızla duyulmuş olan deprem.

Deniz depremi : Merkezi denizin dibinde odaklaşan bir tür yer sarsıntısı.

Deprem bilimci : Deprem bilimiyle uğraşan kimse, sismolog.

Deprem bilimsel : Deprem bilimi ile ilgili, sismolojik.

Katman : Bir toplum içinde makam, şöhret, meslek vb. bakımdan ayrılan topluluklardan her biri, tabaka. Birbiri üzerinde bulunan yassıca maddelerin her biri, tabaka. Altında veya üstünde olan kayaçlardan gözle veya fiziksel olarak az çok ayrılabilen, kalınlığı 1 santimetreden az olmayan tortul kayaç birimi, tabaka.

Yanardağ : Magmanın yer içinden yüzeye çıktığı veya geçmişte çıkmış olduğu, genellikle koni biçiminde, tepesinde bir püskürme ağzı bulunan dağ, volkan.

Püskürme : Sık ve tek tek benekler durumunda olan. Püskürmek işi. Yanardağın, duman, kül ve lav çıkarması, indifa.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Geçme : Birbirinin içine geçirilerek tutturulan iki şeyden birinde bulunan çıkıntılı parça. Geçmek işi, mürur. Çakılmış, yapıştırılmış veya lehimlenmiş olmayıp gereğinde sökülebilecek biçimde parçaları birbirine takılıp kenetlenmiş olan.

Hareket : Davranış, tutum. Devinim. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Deprem. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Yola çıkma.

Zelzele : Deprem.

Beklenmedik : Birdenbire, ansızın olan. Beklenmeyen, umulmayan.

Deprem algıcı : Yeryüzünde uygun yerlere konularak yerden gelen ses dalgalaranı algılayan, bir titreşim ölçer ile bir seslikten oluşan dinleme aygıtı.

Deprem bilgisi : Deprem ve depremle ilgili olayları inceleyen doğabilim dalı.

Deprem çizisi : Bir depremin araçlarla çizilmiş eğrisi.

Deprem dalgaları : Deprem merkezinden başlayıp, Yer üzerinde ve içinde her yana yayılan sarsıntı dalgaları. (coğrafya)

Deprem dalgası : Denizdibi depremleriyle oluşan, önce dipten deniz yüzüne ulaştıktan sonra, çevresine doğru hızla yayılan, kıyılarda büyük dokuncalara yol açan ve rüzgâr dalgalarına göre kimi özellikler taşıyan bir dalga türü.

Deprem ocak çemberi : En yeğin deprem alanını çevreleyen eşdeprem eğrisi.

Deprem odağı : (coğrafya)

Deprem özeği : Yerkabuğu üzerinde deprem ocağına en yakın ve sarsıntının en yeğin olduğu yer. bk. deprem ocağı. Yeryüzünde, deprem ocağının düşey olarak üstünde bulunduğu nokta.

Deprem özek alanı : Deprem özeğini çevreleyen alan.

Deprem sonrası sarsıntı : Bir depremin etkisiyle, sonradan başka bir yerde başgösteren deprem.

Diğer dillerde Deprem anlamı nedir?

İngilizce'de Deprem ne demek? : n. earthquake, quake, shake, trembling of the earth

Fransızca'da Deprem : séisme [le], tremblement de terre

Almanca'da Deprem : n. Erdbeben, Erschütterung

Rusça'da Deprem : n. землетрясение (N)