Derece nedir, Derece ne demek

Derece; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Derece" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hastaların ateşini ölçen aletle, dereceyle ancak asker ocağında karşılaşabilirdi." - N. Hikmet
  • "Hukuk tahsilini Paris'te bitirmiş, birinci derece diploma almıştı." - Ö. Seyfettin
  • "Sıcakölçerin dereceleri."
  • "Beyoğlu'nda bu derece itibar görmemişti." - E. E. Talu
  • "Dik açılar doksan derecedir."

Yerel Türkçe anlamı:

Eski evlerde kalın duvarları oyarak yapılmış olan ve ufak tefek şeyler koymaya yarayan göz, hücre.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir denklemdeki terimlerin en yüksek üstlüsünün üst sayısı.

Sıcaklık ölçeği birimi, suyun donma noktasını 0, kaynama noktasına 100 sayarak düzenlenen bölmelerin her biri.

Açı birimi; bir çemberin çevresi 360 eşit parçaya bölünürse bir parçayı özekten gören açı.

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

1) Açı birimi: Bir çemberin 360 eşit parçasından birini gören merkez açı. 2) Sıcaklık birimi: Suyun donma noktası i!e kaynama noktası arasında bir sıcakölçerin yükselme niceliği. 100 derece santigrad olarak kabul edilir ve 100°C ile gösterilir. 3) Denklemler ölçüsü: Bir denklemde bilinmeyenin en büyük üssünün sayı değeri. Örnek: 2 X² +5 x + 7=0 ikinci dereceden, 2X5 - 7 X² - 6=0 beşinci dereceden bir denklemdir.4) Genel olarak: Kesikli olarak artma ve eksilmelerde basamak, kerre ya da oran anlamında kullanılır; bağlılık derecesi, aklık derecesi gibi.

 

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Dökümcülükte kalıp alınırken kumu tutan çerçeve. (-Bursa)

Altın ve gümüş çubuk dökmek için kullanılan oluklu demir kalıp. (-Bursa)

Geomteri'deki kelime anlamı:

Çember, 360 eşit parçaya ayrılır. Bunlar dan her birine “Derece”denir. Her derece dahi 60 eşit parçaya ayrılır. Bunların her birine "Dakka” denir. Dakka da 60 eşit parçaya ayrılır. Bunların da her birine “Saniye” denir. Dereceyi göstermek için, dereceyi bildiren rakamın sağ üstüne küçük bir sıfır konur. Dakka, rakamının sağ üstüne, sağdan sola eyik küçük bir çizği ile ve saniye de, böyle yanyana konmuş iki çizgi ile gösterilir. Misal: 54 derece, 45 dakka, 18 saniye şöyle yazılır: 54° 45' 18"

 

Bilimsel terim anlamı:

Viski, likör ve benzeri sıvıların 1

santigrat devinme kertesinde oylumunca kapsadığı saf alkol ki yüzde ya da binde oranıyle değerlendirilir.

Bir şeyin değerini belirtmek üzere kullanılan ölçü birimi.

İngilizce'de Derece ne demek? Derece ingilizcesi nedir?:

degree, grade, strength

Fransızca'da Derece ne demek?:

degré

Derece anlamı, kısaca tanımı:

Derece almak : Başarı göstererek ödül kazanmak.

Dereceye girmek : Yarışma, sınav vb.nde üst sıralarda yer almak.

Derece derece : Azar azar, yavaş yavaş, tedricen. Farklı farklı, değişik.

Bir derece : Biraz.

İfrat derecede : Aşırı ölçüde.

Arz derecesi : Enlem.

Donma derecesi : Bir maddenin akışkan durumdan katı duruma geçtiği derece.

Eşitlik derecesi : Kavramların "gibi, kadar" edatları ile karşılaştırılıp eşit ölçüde gösterilmesi.

Karşılaştırma derecesi : Daha, çok, fazla, ziyade vb. kelimelerle kavramların karşılaştırılıp üst derecede gösterilmesi.

Polimerleşme derecesi : Bir plastiğin makromolekülünü hazırlamak için gerekli olan molekül sayısı.

Tavlama derecesi : Demir çelik işletmelerinde kütük demirin şekillendirilmesi veya haddelenmesi için en uygun ısı ve nem oranı.

Tul derecesi : Boylam.

Üstünlük derecesi : En, çok zarflarıyla sıfat veya başka zarfların nitelik ve nicelik bakımından kazandıkları en üstün anlam.

Yakınlık derecesi : Sosyal grup içinde kişileri bir merkez etrafında toplama, kohezyon. Akrabalık ilişkisi içindeki sıra.

Dere : İki dağ arasındaki uzun çukur. Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu. Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol.

Derecelemek : Derecelere ayırmak.

Derecelendirilme : Derecelendirilmek işi.

Derecelendirilmek : Derecelendirme işi yapılmak.

Derecelendirmek : Dereceleme işini yaptırmak.

Dereceli : Derecelere ayrılmış, kademeli. Derecesi olan.

Derecesiz : Derecesi olmayan. Çok fazla.

Bir dereceye kadar : Bir noktaya veya bir sınıra kadar.

Son derece : Pek çok, çok fazla, son kerte.

Yeter derecede : Yeterli ölçüde.

Süreç : Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi, vetire, proses.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Basamak : Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Derece, aşama, kerte, evre. Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer.

Aşama : Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.

Rütbe : Subay, astsubay ve polislerin sahip olduğu derece, mevki. Mertebe, derece, paye.

Mertebe : Aşama, derece, rütbe. Evre, safha.

Denli : Ağırbaşlı, sözleri ve davranışları ölçülü olan (kimse). "Kadar" anlamında üstünlük derecesini belirten bir söz.

Kadar : Büyüklüğünde, genişliğinde. Dek. Ölçüsünde, derecesinde. Denli. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Miktarda, derecede. Gibi. Süre belirten bir söz.

Sıcaklıkölçer : Havanın sıcaklığını veya vücudun ısısını ölçmeye, göstermeye yarayan araç, derece, termometre.

Başarı : Görme ile ilgili.

Gösterme : Göstermek işi. Teşhir, sergileme.

Derece ilişkisi : İki değişkenli sürekli bir evrende, değişkenlerin dereceleri arasındaki ilişki. İlişki katsayısı p olan iki değişkenli olağan evrende derece ilişki katsayısı, (…) dkm (…) ile verilir.

Derece zarfı : En, daha, kadar, dek gibi zarflar.

Dereceleme : Derecelemek işi.

Derecelendirebilme : Derecelendirebilmek işi.

Derecelendirebilmek : Derecelendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Derecelendirilebilme : Derecelendirilebilmek işi. Derecelendirilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Derecelendirme : Derecelendirmek işi. Şirketlerin, taşınır değerlerinin ticari riskine, ülkelerin de siyasi risklerine göre güvenilirliğinin derecelendirme kuruluşları tarafından belirlenip sıralanması.

Derecelendirme kuruluşu : Şirketlerin, taşınır değerlerin ödenmeme (ticari) riskine göre; ülkelerin de siyasi risklere göre güvenilirliğini belirleyip sıralayarak piyasaya bilgi sağlayan şirketler. krş. siyasi risk

Derecelendirme ölçeği : Bir kimsenin, belli bir özellik bakımından, nesnel olarak sıralanmış birtakım değerlere göre değerlendirilmesine yarayan ölçek.

Dereceleniş : Derecelenme işi.

Derece ile ilgili Cümleler

  • Bu onun için aşırı derecede zordur.
  • Bu onlar için son derece zordur.
  • Biz son derece şanslıydık.
  • Bu son derece uygun gözüküyor.
  • Bu beni son derece mutlu etti.
  • Bu onun için son derece zordur.
  • Dereceni nerede aldın?
  • Bu bizim için son derece zordur.

Diğer dillerde Derece anlamı nedir?

İngilizce'de Derece ne demek? : n. degree, grade, scale, rank, stage, rate, rating, step, clinical thermometer, thermometer, extent, gradation, pitch, remove, standard, States

Fransızca'da Derece : degré [le], étage [le], grade [le], graduation [la], palier [le], point [le]

Almanca'da Derece : n. Grad, Rang, Skala, Stufe, Zensur, Charge

Rusça'da Derece : n. степень (F), ступень (F), балл (M), оценка (F), градус (M), инстанция (F)