Ders nedir, Ders ne demek

Ders; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Öğretmenin öğrenciye belirli bir sürede verdiği bilgi
  • Bir olayın bellekte bıraktığı öğretici iz, öğüt, ibret.
  • Öğrencinin öğrenmek zorunda olduğu bilgi.
  • Bu bilgi aktarımı için ayrılan süre.

"Ders" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Mektepten kaçmıyor, bazı derslerden zevk alıp saatlerce çalıştığım oluyordu." - S. F. Abasıyanık
  • "Dersin bitmesine beş dakika var."
  • "En iyisi, kıyının verdiği şu ekoloji dersini uygulamak mı dersiniz?" - H. Taner
  • "Bir yakınlık kurmak için derslerini soracak oluyordu." - N. Cumalı

Ders kısaca anlamı, tanımı:

Ders almak : Bir olaydan deneyim kazanmak, ibret almak. bir konu üzerinde bir öğrenci yetkili bir kimseden bilgi edinmek.

Ders asmak : Dersten kaçmak, derse gitmemek.

Ders çalışmak : Belli bir konuyu öğrenmek üzere kaynakları kullanarak çalışmak. derste verilen bilgileri iyice öğrenmek için tekrarlamak.

Ders görmek : Bir konu üzerinde bir öğrenci yetkili bir kimseden bilgi edinmek.

Ders olmak : Kötü bir olay bir daha yapmamak üzere örnek olmak, ibret olmak.

Ders vermek : Azarlamak, sert davranmak, sert bir karşılıkla yola getirmek. öğretmek, yetiştirmek.

Ders yapmak : Sınıfta verilen ödevi daha sonra yapmak. sınıfta belli bir programa bağlı olarak herhangi bir konuyu işlemek.

 

Dersbaşı : Öğrencilerin tatil sonrası yeni öğretime başlaması.

Ders dışı : Ders saati ve konusu dışında olan.

Dershane : Derslik. Öğrencilere okul dışında para ile ders veren özel kuruluş.

Dersiam : Osmanlılar döneminde müderrislerin camilerde verdikleri ders. Bu dersi veren müderrislerin unvanı.

Ders içi : Ders saati ve konusu içinde olan.

Ders notu : Eğitim amacıyla derslerde kullanılmak üzere hazırlanmış görsel veya yazılı malzeme.

Ders programı : Öğretim programı.

Ek ders : Haftalık zorunlu ders yükünün dışında kalan ders.

Seçimlik ders : Seçmeli ders.

Seçmeli ders : Seçmeli olarak alınabilecek ders, seçimlik ders.

Yardımcı ders : Esas eğitimi ve dersleri destekler nitelikte alınan veya okunan ders.

Hayat dersi : İbret veya örnek alınacak gerçek olay.

Dersbaşı etmek : Tatil sonrası öğrenciler yeni öğretime başlamak.

Dershaneci : Dershane işleten kimse.

Dershanecilik : Dershanecinin yaptığı iş.

Dersiz topsuz : Düzensiz, karmakarışık bir biçimde. Düzensiz, karmakarışık.

Derslik : Öğrencilerin, bir öğretmenin gözetimi altında, anlatma, araştırma, küme çalışması vb. yollarla ve türlü eğitim araç ve gereçlerinden de yararlanarak ders yaptıkları yer, sınıf, dershane. Ders saati süresine uygun.

 

Bir adama kırk gün ne dersen o olur : "sürekli telkinlerle bir kişinin bilinç altına birtakım inançlar, duygular yerleştirilebilir" anlamında kullanılan bir söz.

Durumdan ders çıkarmak : İçinde bulunulan şartları değerlendirerek yanlış adım atmamak.

Öğretmen : Mesleği bilgi öğretmek olan kimse, hoca, muallim, muallime.

Öğrenci : Özel ders alan kimse. Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, okul çocuğu, talebe, şakirt. Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse.

Bilgi : Bilim. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler.

Aktarım : Aktarma işi, nakil. Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.

Öğrenmek : Yetenek, beceri kazanmak. Bellemek. Bilgi edinmek. Haber almak.

Olay : Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka. Önemli tarihsel olgu, fenomen.

Bellek : Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.

Ders ile ilgili Cümleler

  • Üçüncü derse geri dönelim.
  • Ali bana ders kitabını kaybettiğini söyledi.
  • Ders başladıktan sonra bile arkadaşıyla konuşmaya devam etti.
  • Ders anında mesajlaşırken yakalandığı için Mary'nin cep telefonuna el konuldu.
  • Ders 10'u baştan itibaren oku.
  • Ders 8:30 da başlar.
  • Ali dersi anlatıyor.
  • Nasıl "lung" dersiniz?
  • Ders 3'ü okuyalım.
  • Ders başlamadan önce sana sarılmak istedim ama bir eş cinsel gibi görünmek istemedim.
  • Okuldan sonra, ben ders çalışırım, daha sonra video oyunları oynarım.
  • Diğerleri gidiyor, onların gitmesini beklememize ve bir süre konuşmamıza ne dersin?
  • Ali o dersi zor yoldan öğrendi.
  • Ders 8:30'a kadar başlamaz.

Diğer dillerde Ders anlamı nedir?

İngilizce'de Ders ne demek? : n. lesson, lecture, class, morals, subject, object lesson, example, teaching, training

Fransızca'da Ders : leçon [la], classe [la], cours [le], enseignement [le]

Almanca'da Ders : n. Kolleg, Kursus, Lehre, Lehrfach, Lektion, Pensum, Stunde, Übung, Unterricht

Rusça'da Ders : n. урок (M), лекция (F), занятие (N), предмет (M), нотация (F), выговор (M), нравоучение (N)

adj. учебный