Describes türkçesi Describes nedir

Describes ile ilgili cümleler

English: Have you read the book "Vegan until 6 p.m."? It describes a new way of losing weight.
Turkish: "Saat 6'ya kadar vegan" kitabını okudunuz mu? O, kilo kaybetmenin yeni bir yolunu anlatıyor.

English: This novel describes the life of the Japanese as it was a hundred years ago.
Turkish: Bu japonların hayatını açıklıyor, aynı yüz yıl önce olduğu gibi.

English: This describes me so perfectly!
Turkish: Bu beni çok mükemmel şekilde tanımlıyor!

English: That word describes it perfectly.
Turkish: O kelime onu mükemmel şekilde açıklıyor.

Describes ingilizcede ne demek, Describes nerede nasıl kullanılır?

Describe as : Gözüyle bakmak. Saymak. Görmek.

There are no words to describe : Kelimelerle anlatılamaz. Tanımlayacak söz bulamıyorum. Tarif edecek kelime yok. Kelimelerle tanımlanamaz. O kadar inanılmaz ki.

Describe : İzah etmek. Çizmek. Betimleme yapmak. Nitelendirmek. İfade etmek. Anlatmak. Resmetmek. Tarif etmek. Tasvir etmek. Vasıflandırmak.

Described : Tanımlı. Çizilmiş. Çizili. Kelimelerle özellikle ayrıntılarıyla tarif edilmiş. Tanımlanmış.

 

Described in detail : Ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış. Tüm ayrıntılarıyla söylenmiş veya yazılmış.

Describable : Tarif edilebilir. Tanımlanabilir. Tasvir edilebilir.

Describers : Tanımlayıcı. Anlatan. Tanımlayan kişi. Tanımlayan kimse. Muarrif. Betimleyen.

Program described file : Program tanımlı dosya. Programda tanımlanan kütük.

Externally described data : Dışardan tanımlanan veri. Program dışı tanımlanan veri. Dışarıda tanımlanan veri. Dışarıda betimlenen veri. Dışarda tanımlanan veri.

Externally described file : Dışarda tanımlanan kütük. Dışarıda tanımlanan kütük. Dışarıda betimlenen dosya. Dışarıda tanımlanan dosya. Program dışı tanımlanan kütük.

İngilizce Describes Türkçe anlamı, Describes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Describes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Portrayed : Resmi yapılmış. Portresini yapmak. Oynamak (rol). Canlandırmak (rol).

Exposit : Açığa çıkartma. Sergileme.

Crossing out : Silme. Bozma. Silmek. Üstünü çizme. Çizme. Karalama.

Elucidates : Aydınlatmak. Açığa kavuşturmak. Işık tutmak. Açıklamak. Aydınlığa kavuşturmak. Açıklığa kavuşturmak. İzahat vermek. Açıklamada bulunmak.

Expound : Açıklama. Açıklamak. Tefsir etmek. Şerhetmek. Belirtmek. Şerh etmek. Açımlamak. Yorumlamak.

 

Conceive : Anlamak. Akıl erdirmek. Yaratmak. Tasarlamak. Karşılaşılan sorunları, yeni durumları ve düşünceleri zihinde oluşturmak. düşünmek. 3.-anlamak. Aklı almak. Hamile kalmak. Göz önünde bulundurmak.

Constructing : Düzenlemek. Bloklama. İnşaat. Dikmek. İnşa etme. İnşa etmek. Kurmak.

Paint : Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Resim yapmak. Boyamak. Portresini yapmak. Boya ile resmini yapmak. Resmini yapmak. Fondöten sürmek.

Characterize : Simgesi olmak. -in ayırıcı özelliği olmak. Nitelemek. Karakterize etmek. Ayırt edici özellik olmak. Özelliklerini saptamak. Simgelemek. Canlandırmak.

Describes synonyms : describe, convey, elucidate, illustrate, characterising, describing, breathes, amounting, drew, outline, construct, elucidated, categorising, qualify, communicates, connotate, connotes, categorizing, constate, draw, delete, depicted, depicture, inform, qualifies, categorize, portray, cancel, limn, represented, characterizes, connote, breathed.

Describes zıt anlamlı kelimeler, Describes kelime anlamı

Describes antonyms : undelineated.