Desteklemek nedir, Desteklemek ne demek

"Desteklemek" ile ilgili cümle

  • "Basında bizi destekleyen gazetecilerle görüştü." - A. Ümit
  • "Kapıyı ardından destekleyip varını yoğunu amcasının şerrinden koruyacaktı." - N. Hikmet

Gitar terimi olarak anlamı:

“Destek” anlaşması yapmak.

İngilizce'de Desteklemek ne demek? Desteklemek ingilizcesi nedir?:

support, endorse

Desteklemek tanımı, anlamı:

Destekleme : Desteklemek işi. Devletçe yapılmış olan para yardımı, sübvansiyon.

Destek : Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru. Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma. Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda. Maddi ve manevi yardımcı, dayanak. Yardım. Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil.

Deste : Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Aynı cinsten onluk bir küme. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı.

Koymak : İmza, tarih, adres yazmak. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. Etkilemek, dokunmak. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak. Bırakmak, terk etmek. Bırakmak. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. Katmak, eklemek.

 

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Kuruluş : Bir sefer kuvvetini oluşturan birliklerin yapısı. Kasılma. Kurulma işi. Topluma hizmet, üretim, tüketim vb. amaç ve görevlerle kurulan her şey, tesis. Yapı, yapılış, bünye.

Yardım : İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Etki. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. Bağış, iane.

Sağlamak : Elde etmek, sahip olmak. Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak.

Müzaheret : Yardım etme, arkalama, destekleme, arka çıkma.

Çıkmak : Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Karaya ayak basmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Bir yere ulaşmak, varmak. Yükselmek, artmak. Giderilmek, yok olmak. Bulaşmak. Süresi dolduğunda ayrılmak. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Bitmek, büyümek, sürmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Piyasaya sürülmek. Vermeye katlanmak. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Yayımlanmak. Yapılmak, yürümek. Sıyrılmak, ayrılmak. Yeni yetişip satışa sunulmak. Unutmak. Ay, Güneş görünmek. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Erişmek, görmek. Yetişecek ölçüde olmak. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Meydana gelmek. Belirmek, tanınmak. Verilmek. Oluşmak, olmak. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Ay veya mevsim geçmek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Yerinden oynamak. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Harcamak zorunda kalmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Gelmek. Flört etmek. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Binaya kat eklemek. Mal olmak. Sesini yükseltmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Yayılmak, duyulmak. Eksilmek. Gerçekleşmek. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Yayılmak.

 

Arka : Art, peş. Geçmiş, geride kalmış zaman. Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Arkada olan, arkada bulunan. İnsanın vücudu, bedeni. Otururken sırtın dayandığı yer. Kayıran, destekleyen. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Geri kalan bölüm.

Olmak : Yol açmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bulunmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Sürdürmek, yürütmek. Geçmek, tamamlanmak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Uymak, tam gelmek. Sarhoş olmak. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Gerçekleşmek veya yapılmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak.

Desteklemek ile ilgili Cümleler

  • Seni desteklemek için buradayız, Tom.
  • Bu konuda onu desteklemek istemediler.
  • Tom'un Mary'yi desteklemekten başka seçeneği yoktu.
  • Ali korkulukta kendini desteklemek zorunda kaldı.
  • Tüm yapabildiği, kendisini desteklemektir.
  • Ali beni desteklemek için kaldı.
  • Sürekli seni desteklemekten bıktım.

Diğer dillerde Desteklemek anlamı nedir?

İngilizce'de Desteklemek ne demek? : v. support, brace, prop, encourage, shore, stand by, buttress, back up, strengthen, advocate, assist, bear out, bear smb. out, bolster, bolster up, buoy, champion, countenance, endorse, favor, favour [Brit.], fortify, help forward, go along with

Fransızca'da Desteklemek : etayer, appuyer, avaliser, corroborer, parrainer, protéger, soutenir, favoriser

Almanca'da Desteklemek : v. bekräftigen, bestärken, bevorteilen, sprechen für, sprießen, stützen, untermauern, verstreben, weiterhelfen

Rusça'da Desteklemek : v. подпирать, поддерживать, подкреплять, держать, подпереть, поддержать, подкрепить, подержать