Devlet nedir, Devlet ne demek

Devlet; hukuk, toplum bilimi alanlarında kullanılan bir terimdir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Devlet" ile ilgili cümleler

  • "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" - Muhibbi
  • "Devlet hizmetinde epeyce ileride sayılanlardan olsa gerek." - M. Ş. Esendal

Yerel Türkçe anlamı:

Devlet hastanesi

Sosyoloji'deki anlamı:

Toplumun siyasal örgütlenişi.

Toplumdaki siyasal örgütlerin tümü.

Devlet isminin anlamı, Devlet ne demek:

Erkek ismi olarak; Büyük mutluluk. Kut, talih. Büyük aşama, orun, mevki. Toprak bütünlüğü ve siyasal örgütü olan bir ulusun oluşturduğu hukuksal varlık. Kız ismi olarak; Büyük mutluluk. Kut talih. Büyük aşama, orun, mevki. Toprak bütünlüğü ve siyasal örgütü olan bir ulusun oluşturduğu hukuksal varlık.

İngilizce'de Devlet ne demek? Devlet ingilizcesi nedir?:

state

Devlet hakkında bilgiler

Devlet, (Arapça: دولة) toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır.

 

Devletin gölgesi tüm beşerî faaliyetlerin üstüne düşer: Sosyal refah, iç düzen, halk sağlığı için uğraşır, bundan meşruiyet kazanır. Kural koyar, düzenler, yetkilendirir, yasaklar...

Temel soru ise neler devlet kontrolüne bırakılmalı, neler bireye bırakılmalıdır? Bu sorunun nesnel bir cevabı yoktur. Öznel olarak, "Yalnızca bireyi ilgilendiren konular bireye, birden fazla kişiyi etkileyen konular devlete bırakılmalıdır." yorumu hakimdir.

Thomas Hobbes, devleti Leviathan canavarına benzetmiştir. Max Weber ise devletin meşru şiddet kullanma aracı olduğunu söylemiştir.

Devlet ile ilgili Cümleler

  • Devlet başkanı olarak göreve başladı.
  • Devlet başkanı köleliği kaldırdı.
  • Devlet başkanına yalnızca yüksek memurlar ulaşabiliyordu.
  • Devlet Başkanının korumaları girişin önünde konuşlandırıldılar.
  • Amerika Birleşik Devletleri'nde sıcaklıkların artmaya devam etmesi bekleniyor.
  • Çin Cumhuriyeti, demokratik bir devlettir.
  • Geçen yıl ben Amerika Birleşik Devletleri'ndeyken Japonca konuşmak için neredeyse hiç fırsatım olmadı.
  • Devlet başkanı halkı selamladı.
  • Ali devlet başkanı seçildi.
  • Ben son on üç yıldır bir devlet okulu öğretmeniyim.
  • Bu, Amerika Birleşik Devletlerindeki en büyük para fabrikasıdır.
  • Ali çocukluğunu Birleşik Devletlerde geçirdi.
  • Devlet, bankacıların emirlerini uyguluyor.
  • Devlet bunları neden yapıyor?
 

Devlet anlamı, kısaca tanımı:

Toprak : Ülke. Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Kara. Arazi, tarla.

Siyasal : Politika ile ilgili, siyasi, politik.

Bakım : Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bakma işi.

Örgüt : Bir kuruluşa bağlı alt bölümlerin bütünü. Ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik, teşekkül, teşkilat.

Millet : Benzer özellikleri olan topluluk. Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu, ulus. Bir yerde bulunan kimselerin bütünü, herkes.

Toplu : Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Vücutça dolgun. Topu olan. Bir arada, bütün, kombine. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Topunu, tamamını, bütününü içine alan.

Tüzel : Hükümle ilgili, hükmi. Hukukla ilgili, hukuki, hukuksal.

Varlık : Ömür, hayat. Canlı varlıkların sayısal yoğunluğu veya dağılımı, popülasyon. Var olma durumu, mevcudiyet. Kalıcı olan, gelip geçici olmayan şey. Önemli, yararlı, değerli şey. Var olan her şey. Para, mal, mülk, zenginlik, variyet.

Devlet adama ayağıyla gelmez : "zenginlik ve talih kişiyi kendiliğinden gelip bulmaz, çalışıp çabalamakla elde edilir" anlamında kullanılan bir söz.

Devlet adamı : Devlet yönetiminde söz sahibi kişi.

Devlet baba : "Koruyucu, kollayıcı" anlamında devleti anlatan bir söz.

Devlet bakanı : Bazı resmî kuruluşların yönetimini başbakan adına üstlenen hükûmet üyesi.

Devlet bankası : Bazı ülkelerde devletten aldığı sermaye ile kurulan, yönetimde devletin atadığı kişiler bulunan, devletin izniyle para bastırıp piyasaya sürme hakkı bulunan banka.

Devlet başkanı : Yönetim şekline göre devletin en üst yöneticisi.

Devlet dili : Bir devletin sınırları içerisinde yönetimde, hukukta, eğitimde ve ticarette gerek sözlü gerekse yazılı iletişimde kullanılan, genellikle kanunla belirlenen dil, resmî dil.

Devlet düşkünü : Bolluk ve mutluluk içindeyken sonradan fakir düşmüş (kimse).

Devlethane : Nezaket gereği olarak "ev" anlamında kullanılan bir söz.

Devlet kapısı : Devletin kurum ve kuruluşları.

Devlet kuşu : Beklenmedik bir iyilik, iyi talih, talih kuşu.

Devlet nişanı : Gördükleri önemli işlerden dolayı kişileri onurlandırmak için devletçe verilen anmalık, nişan.

Devlet sanatçısı : Sanata olan katkıları ve yaptıkları hizmetler sonucunda bazı sanatçılara devlet tarafından verilen unvan.

Devlet sırrı : Devletin güvenliği, ulusal varlığı, bütünlüğü, anayasal düzeni ve dış ilişkilerini içeren, kamuya açıklanmaması gereken çok gizli bilgi veya belge.

Devlet tahvili : Devletin aldığı genellikle uzun vadeli borçlar karşılığında özel ve tüzel kişilere verdiği ve sahibinin devletten alacaklı olduğunu gösteren kıymetli kâğıt veya belge.

Devletler arası : Birden çok devleti kapsayan veya birçok devletle ilgili olan.

Çadır devlet : Göçebe boy ve aşiretlerden oluşan devlet.

Derin devlet : Devletin çıkarlarını gözetip kolladığı öne sürülen, göz önünde olmayan örtülü güç.

Sosyal devlet : Ekonomik ve sosyal alanlarda bireylere sosyal güvenlik ve adalet sağlayıcı politikalar üreten devlet modeli.

Tampon devlet : Coğrafi konumu bakımından, güçlü ve birbirine düşman iki devlet arasında bulunan devlet.

Devlet oğul mal tahıl mülk değirmen : "en büyük mutluluk ve zenginlik, çocuk sahibi olmak; en gerekli mal, tahıl; en değerli mülk, değirmendir" anlamında kullanılan bir söz.

Devletçi : Devletçilik yanlısı. Devletçiliğe uygun olan.

Devletçilik : Genellikle devleti töre, kültür, hukuk vb.nin kaynak ve taşıyıcısı olarak görme eğilimi. Bir milletin yönetimle ve ekonomiyle ilgili işlevlerinin devletçe birleşik bir yönetim altında bütünleştirilmesi siyaseti ve öğretisi, erkincilik karşıtı.

Devletleştirilme : Kamulaştırılma.

Devletleştirilmek : Kamulaştırılmak.

Devletleştirme : Kamulaştırma.

Devletleştirmek : Kamulaştırmak.

Devletli : Mutluluk ve refah içinde olan (kimse). Osmanlı Devleti'nde paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan.

Başı devletli : Talihli, bahtı açık (kimse).

Kanaat gibi devlet olmaz : "elindekiyle yetinmesini bilen kişi yokluk nedir bilmez" anlamında kullanılan bir söz.

Sonradan gelen devlet devlet değildir : "kişi yaşlandıktan sonra gelen zenginlik işe yaramaz" anlamında kullanılan bir söz.

Yönetim : Yönetme işi, çekip çevirme, idare. Dümen.

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Büyüklük : Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış. Büyük olma durumu. Depremde oluşan enerjinin düzeyini belirten ölçü. Ululuk.

Mevki : Durum. Yer, mahal. Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. Makam.

Mutluluk : Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik.

Talih : Şans.

Gölge : Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Koruma, kayırma himaye. Güneş ışınlarından korunacak yer. Röfle. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse.

Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.

Devlet borç belgiti : Devletin uzun süreli borçlanma yoluyla ve para sağlama amacıyla çıkardığı borç belgitleri.

Devlet borçlanmaları : Belirli yasa ve kurallara göre işlem yapılmak suretiyle devletçe yapılan borçlanmalar.

Devlet borçları : Devletin yurtiçi ve yurtdışı kaynaklardan sağladığı borçlar. Devletin içerden ve dışardan almış olduğu borçlar. Osmanlılarda 1854'ten beri sık sık yabancı ülkelerden alınan borçların tümü.

Devlet çiftliği : Devletçe, yine devlet toprakları üzerinde kurulan tarımsal işletme.

Devlet ederi : Yurt parası ile yabancı paralar değerleri arasındaki farkları göstermek üzere Maliye bakanlığınca altı ayda bir düzenlenen çizelge ile yapılan duyuru.

Devlet eşiği : Hükümet, saray, saltanat idaresi

Devlet felsefesi : Devletin ve toplumsal yaşamın özü, doğuşu, anlamı, temel ilkeleri ve temel biçimleri üzerine geliştirilen felsele öğretileri. (Devlet felsefesini ilkin Platon ile Aristoteles kurmuşlardır.)

Devlet gelirleri : Devletin vergileme yetkisine dayanarak kanun yoluyla sağladığı gelirler ile iktisadi etkinliklerinden elde ettiği gelirler toplamı. Devletin kamu gereksemelerinden doğan giderlerini karşılamak üzere çeşitli kaynaklardan elde ettiği gelirler.

Devlet giderleri : Devletin iktisadi ve işlevsel harcamaları olarak sınıflandırılan kamu harcamaları. Devlete ilişkin görevlerle kamu hizmetlerinin yerine getirilmesinden doğan giderler.

Devlet gömüsü : Devlet malı, parası ya da bunların saklandığı yer.

Diğer dillerde Devlet anlamı nedir?

İngilizce'de Devlet ne demek? : adj. state, governmental, official, political

n. state, government, commonweal, commonwealth, the community, polity

Fransızca'da Devlet : état [le]

Almanca'da Devlet : n. Commonwealth, Gemeinwesen, Reich, Staat

adj. staatlich, staatseigen

Rusça'da Devlet : n. государство (N), держава (F), империя (F), штат (M), счастье (N), фортуна (F)

adj. государственный, казенный

n. Дума (F)