Dişi nedir, Dişi ne demek

Dişi; bir anatomi terimidir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Dişi" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Dişi klişe. Dişi kalıp."
  • "Dişi kedi."

Biyoloji'deki anlamı:

Sadece dişi gamet ya da yumurta meydana getiren birey ya da yavru doğuran organizma.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Dişi gamet veya yumurta meydana getiren birey veya yavru doğuran organizma.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Yavru doğuran, yumurta hücresi üreten organizma.

Eşeyli üremede erkeğin eşi, femina.

Deri üzerinde serpili olarak çıkan siğiller.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[Bakınız: dişlirende]

Zooloji alanındaki anlamı:

Yumurta meydana getiren ya da yavru doğuran birey; simgesi.

Diğer sözlük anlamları:

Kadın

Bilimsel terim anlamı:

Geçmelerde yuva ya da delik açılan parçaya verilen ad.

İngilizce'de Dişi ne demek? Dişi ingilizcesi nedir?:

female

Fransızca'da Dişi ne demek?:

femelle

Osmanlıca Dişi ne demek? Dişi Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

dişi, müennes

 

Dişi hakkında bilgiler

Dişi, taşınamayan üreme hücresi (yumurta) üreten bireylere denir.

Genellikle Venüs'ün sembolü ( ♀ ) dişiler için kullanılaır.

Dişi ile ilgili Cümleler

  • Dişim acıyor.
  • Dişim ağrıyor.
  • Tom, elma ısırırken bir dişini kırdı.
  • Dişi bir kedi besliyorum.
  • Sanırım bir dişim çürüdü.
  • Dişi saten çardak kuşları mavi süsleri beğenirler.
  • Oğlumun bir dişi ağrıyor.
  • Dişi geyiğe maral denir.
  • Tom, elma yerken bir dişini kırmış.
  • Dişim ağrıyor. Ağrı beni öldürüyor.
  • Son elli senedir canını dişine takıp çalışıyor! Kendini tükenmiş hissetmesi çok normal!
  • Benim takımım sizinkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.
  • Eğer partim seçimi kazanmazsa, dişimi kıracağım.
  • Dişi aslan sonunda ceylanı kovaladı.

Dişi tanımı, anlamı:

Dişi bakır : Kolay işlenebilen bakır.

Dişi demir : Yumuşak bir demir türü.

Dişi klişe : Yazısı oyma olan klişe.

Dişi organ : Çiçeklerde yumurtalığı içine alan, döllenme sonucu meyve ve tohumları oluşturan organ.

Erdişi : Hem erkek hem dişi gametleri bulunan (birey), erselik, hünsa, hermafrodit. Çiçekliğinde hem erkek hem dişi çiçeği bulunan (bitki), hermafrodit.

Kızılcadişi : Yüksekliği 4-5 metre olan beyaz çiçekli bir ağaççık (Cornus senguinea).

Dişil : Bazı dillerde dişi cinsten sayılan (kelime), müennes.

Dişileşme : Dişileşmek durumu.

Dişileşmek : Dişiye özgü davranışta bulunmak.

Dişileştirme : Dişileştirmek işi.

Dişileştirmek : Dişi duruma getirmek.

Dişilik : Cinselliğin özelliklerini ön plana çıkarma ve bundan yararlanma durumu. Dişi cinsten olma durumu. Kadına özgü olma durumu.

Dişilik organı : Dişinin çiftleşme organı, am.

 

Dişilleştirmek : Bazı dillerde bir kelimeyi dişil duruma sokmak.

Dişillik : Bazı dillerde kelimelerin dişil olma durumu, müenneslik.

Dişisel : Şuh.

Dişiyle tırnağıyla : Bütün gücünü kullanarak. Sıkıntılara katlanarak.

Azı dişi : Azı.

Baba koruk yer oğlunun dişi kamaşır : "babanın yaptığı kötü işin sıkıntısını çocuğu çeker" anlamında kullanılan bir söz.

Bahşiş atın dişine bakılmaz : "para verilmeden sağlanan bir şeyin ufak tefek kusurları hoş görülmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Beleş atın dişine bakılmaz : Bahşiş atın dişine bakılmaz.

Canını dişine almak : Bütün gücünü harcayarak yapmak. her tehlikeyi göze alarak işe girişmek.

Dede koruk yer torununun dişi kamaşır : "eskilerin yaptığı yanlış işlerden daha sonrakiler de zarar görür" anlamında kullanılan bir söz.

Deve dişi : İri taneli (nar, mısır vb.).

Deve dişi gibi : İri görünüşlü. sıradan olmayan, tanınmış, güçlü.

Duvar dişi : İleride eklenecek duvarın iyice tutunması için duvarın bir yerinde bırakılan tuğla çıkıntıları, ekleme dişi.

Düven dişi : Düvenin altına dikine çakılan keskin taş.

Ekleme dişi : Duvar dişi.

Erkek arslan arslan da dişi arslan arslan değil mi : "güçlülük ve yüreklilik yalnızca erkeklerde değil kadınlarda da vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Fil dişi : Diş tacında mine, köklerde ise seman denilen ve dişin sert bölümünü oluşturan doku. Bu dişten yapılmış. Filin kendini korumakta veya karşısındakine saldırmakta kullandığı hortumunun iki yanında bulunan uzun ve eğri dişi.

Fil dişi karası : Fil dişi külünden yapılmış olan kara boya.

Fil dişi kule : Kendini toplumdan soyutlayan insanın, kendi içinde oluşturduğu dünya.

Fil dişi kuleden bakmak : Herkesi küçümseyip kendini farklı görmek.

Fil dişi kuleye çekilmek : Herkesi küçümseyip kendisine özgü dünyasına çekilmek.

Göz dişi : Üst çenedeki köpek dişlerinden her biri.

Isıracak it dişini göstermez : "kötülük edecek kimse önceden haber vermez, belli etmez" anlamında kullanılan bir söz.

İştah dişin dibindedir : "bir şey yemeyi istemeyen kimse, yiyecekten bir parça tattığında iştahının açıldığını görür" anlamında kullanılan bir söz.

İt dişi domuz derisi : Sevilmeyen iki kişi arasındaki anlaşmazlıktan duyulan hoşnutluğu anlatan bir söz.

Köpek dişi : Azı dişleri ile kesici dişler arasında, iki yanda ve altlı üstlü birer tane bulunan sivri diş.

Kuzu dişi : Süt dişi. İleri yaşlarda çıkan diş, peynir dişi.

Peynir dişi : Bazen ileri yaşta çıkan dişlerden her biri, kuzu dişi.

Süt dişi : Bebeğin beş veya altı aylıkken çıkarmaya başladığı, yedi yaşlarında kendiliğinden dökülen diş.

Yıldızı dişi : Herkesçe sevilen, sempatik.

Yirmi yaş dişi : Akıl dişi.

Yuvayı yapan dişi kuştur : "evin kadını anlayışlı, idareci ve tutumlu olursa ancak o zaman evde dirlik düzenlik sağlanır" anlamında kullanılan bir söz.

Yumurta : Tavuk yumurtası. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Er bezi. Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi.

Yavru : Bir şeyin küçüğü. Yeni doğmuş hayvan veya insan. Güzel, alımlı genç kız. Çocuk, evlat.

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yön, yan, doğrultu. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yöre, yer.

Biçim : Herhangi bir şeyin benzeri. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Tarz.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Kadın : Hizmetçi bayan. Bayan. Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan.

Girintili : Girintisi olan.

Üreme : Üremek işi. Canlıların cinsel hücrelerinin birleşmesinden ortaya çıkan tohumla veya doğrudan doğruya oluşturdukları sporlarla çoğalmaları, tenasül.

Yumuşak : Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Okşayıcı, tatlı, hoş.

Kolay : Kolaylık. Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı. Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe.

Verimli : Verimi iyi ve bol olan, bitek, randımanlı, mahsuldar, mümbit, müsmir, verimkâr. Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli. Çok yazan, velut.

Doğurgan : Çok doğuran. Verimli. Çok eser veren, velut.

Şuh : Neşeli ve serbest (kadın).

İşveli : Nazlı, cilveli, edalı, şivekâr.

Çekici : Alımlı. Kaza veya arıza yapan, yanlış yere park eden aracı belli bir yere götürmek için kullanılan taşıt.

Dişi çiçek : (botanik)

Dişi dış üreme organları : Pudendum femininum ve clitoris’ten ibaret olan organlar, partes genitales feminina eksterna, pudendum femininum.

Dişi dişi : Pürüzlü (yer için): Bu sıvacı iyi iş yapmıyor, bütün duvarlar dişi dişi oldu.

Dişi domuz : Yetiştiricilik için hazır olan veya kullanılan dişi domuz.

Diğer dillerde Dişi anlamı nedir?

İngilizce'de Dişi ne demek? : adj. female

n. female, hen

pref. she

Fransızca'da Dişi : femelle

Almanca'da Dişi : n. Weibchen

adj. feminin

Rusça'da Dişi : n. самка (F), матка (F)

adj. парный, сопряженный