Dictions türkçesi Dictions nedir

Dictions ile ilgili cümleler

English: All of Tom's predictions came true.
Turkish: Tom'un tahminlerinin hepsi gerçekleşti.

English: Many predictions fail.
Turkish: Çoğu öngörü başarısız.

English: Her predictions have come true.
Turkish: Onun kehanetleri gerçek oldu.

English: His predictions have come true.
Turkish: Onun tahminleri doğru çıktı.

English: It's tough to make predictions, especially about the future!
Turkish: Tahminde bulunmak zor, özellikle de gelecek hakkında.

Dictions ingilizcede ne demek, Dictions nerede nasıl kullanılır?

Addictions : Hastalık. Tutku. Düşkünlük. Bağımlılık. Tiryakilik. İllet. Alışma. Alışkanlık.

Benedictions : Hayırdua. Nimet. Bereket. Hayır duası. Kilise törenlerinin sonunda okunan bereket duası. Kutsama. Kutsama duası. Rahmet. Takdis.

Contradictions : İnkar. Yalanlama. Aykırılık. Tezat. Çelişki. İtiraz.

Eighteen benedictions : On sekiz hayır duası. Musevi sessizliğe adanma duası.

Interdictions : Yasaklama. Kısıtlama. Engelleme. Hacir altına alma. Kısıt. Hacir. Yasak. Mani olmak. Bağlantısını kesme.

Jurisdictions : Yetki alanı. Yargılama yetkisi. Yargı.

Dictionaries : Sözlükler.

 

Affected diction : Alışıla gelinmiş ses bölgesinin dışına çıkarak iddialı bir biçimde konuşma. Cafcaflı konuşma.

Diction : Güzel konuşma. Diksiyon. İfade. Söyleyim. Telaffuz. Sözcük seçimi. Söz söylerken düşünceleri ve duyguları doğru, uygun bir biçimde anlatma sanatı. sesin uyumunu, söyleyişi, hareketi, mimiği ve alınması gereken tavırları yerinde ve güzel kullanarak sağlama sanatı. Söyleyiş. Sözcükleri kullanma şekli. Söyleyiş şekli.

Valedictions : Veda. Veda konuşması.

İngilizce Dictions Türkçe anlamı, Dictions eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dictions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mumbling : Mırıldama. Mırıldanan. Mırıltı. Mırıldanma.

Connotations : Çağrışım. Yan anlam. Yananlam. Bir sözcüğün çağrıştırdığı şey. İma. Diğer anlam. Konotasyon. Çağrıştırdığı anlam.

Saying : Söyleme. Atasözü. Diye. Tabir. Özdeyiş. Deyiş. Özlü söz. Vecize. Söz.

Diction : Söz söylerken düşünceleri ve duyguları doğru, uygun bir biçimde anlatma sanatı. sesin uyumunu, söyleyişi, hareketi, mimiği ve alınması gereken tavırları yerinde ve güzel kullanarak sağlama sanatı. Güzel konuşma.

Articulation : Eklem. Eklemlilik. Söyleme. Mafsal. Konuşmayı sağlayan hareketlerin tümü; ciğerlerden gelen havanın, ses yoluyla belirli bölgelerinde açılma, kapanma, daralma, hışırdama vb. hareketlerle sese dönüştürülmesi olayı. Tiyatro konuşmasının temel öğelerinden biridir. konuşma organlarımızın (damak, dil, damak eteği, yanaklar, alt çene ve dudaklar) gırtlaktan gelen sese biçim vermek için topluca çalışması demektir. Heceleme. Eklemlenme. Gramer, tiyatro alanlarında kullanılır.

 

Story : Masal. Yalan. Henüz oyunluk biçiminde işlenmemiş bir film konusuna verilen yazınsal biçim. bir film tamamlandıktan sonra, bu filmin konusundan çıkarılan ve çeşitli amaçlarla kullanılan yazınsal biçimi. Öykü. Konu. Anlatı. Kat. Tarih. Efsane. Hikaye.

Evidence : Tanıklık. Açıklamak. Belirti. İspat. İz. Kanıtlamak. İspatlamak. Göstermek. Şahit. Göze çarpma.

Depositions : Tahttan indirme. Tanıklık etme. Emanet etme. Tortu. Bırakma (tortu). Tortulaşma. Görevden alma. Depozito verme. Yazılı ifade.

Dystopia : Distopi. Her şeyin çok kötü olduğu durum. Böyle bir yeri veya durumu tanımlayan çalışma (a clockwork orange {otomatik portakal} filmi distopyan çalışmaya iyi bir örnektir). Yanlış yerde bulunma (organ vb). Karşı ütopya. Organların yer değiştirmesi veya yanlış yerde bulunması. Her şeyin berbat olduğu hayali yer (yoksunluk terör vs'den dolayı). Distopya. Her şeyin kötü olduğu durum.

Phantasy : Düşlem gücü. Hayal gücü. Kapris. Hayal. Fantezi. İmgelem. Kurgu. Düşlem. Kuruntu. Acayip fikir.

Dictions synonyms : literary composition, literary work, novel, way of speaking, pronunciation, deposition, enunciations, pronunciations, connotation, articulations, expressing, fantasy, enunciation, declarations, affirmation, declaration, denotation, emoticon, denotations, utopia, dixit, elocution, wordage, pronounciation, phraseology.

Dictions zıt anlamlı kelimeler, Dictions kelime anlamı

Truth : Doğru. Esas hakikat. Sıhhat. Gerçeklik. Doğruluk. Gerçek durum. Realite. Gerçekliğin, düşüncede gerçeğe uygun biçimde yansıması. Sadakat. Temel hakikat.