Dil oğlanı nedir, Dil oğlanı ne demek

Dil oğlanı; bir tarih terimidir.

  • Tanzimattan önce yabancı elçilerin devlet erkânı ile görüşmelerinde Türkçe çevirmenlik yapmak üzere yetiştirilen kimse

Tarih'teki anlamı:

İstanbul'daki yabancı elçiliklerde Türkçe öğretilerek çevirmen olmak üzere yetiştirilen genç.

İngilizce'de Dil oğlanı ne demek? Dil oğlanı ingilizcesi nedir?:

language boy

Dil oğlanı anlamı, tanımı:

Oğlan : Yetişkin erkek. Cinsel bakımdan erkeklerin zevkine hizmet eden sapık erkek. Erkek çocuk. Bacak.

Tanzimat : Sultan Abdülmecit zamanında, 1839'da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem. İdari işlerin düzeltilmesi için alınan önlemlerin ve uygulamaların tamamı.

Yabancı : Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad. Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Başka bir milletle ilgili olan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan.

Devlet : Talih. Bu tüzel varlığın yönetim organları. Büyüklük, mevki. Mutluluk. Toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlık.

 

Görüşme : Görüşmek işi, mülakat, müzakere.

Türkçe : Genel Türk dili. Türkiye Türkçesi.

Çevirmenlik : Çevirmenin yaptığı iş, çeviricilik, dilmaçlık, tercümanlık, mütercimlik.

Yapmak : Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Davranmak, hareket etmek. Edinmek, sahip olmak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Onarmak, tamir etmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Üretmek. Salgılamak, çıkarmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Olmasına yol açmak. Bir durum yaratmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Dışkı çıkarmak. Yol almak.