Dingil nedir, Dingil ne demek

"Dingil" ile ilgili cümleler

  • "Öyleleri görülür ki arabanın dingilleri üzerine oturtulmuş büyük kafesler sanırsınız." - R. N. Güntekin

Yerel Türkçe anlamı:

Turşu yemeği

Damat.

Oynak, hoppa (kimse)

Kümes hayvanlarının ve kuşların tepelerinde bulunan uzun ve toplu tüyler.

Sahan ve tencere kapaklarında tutulacak yer.

Geveze.

Tintin de denilen kuyruksallayan kuşu

Küçük sepet.

Omuz.

Tepe, uç, doruk

Kırıcı, düşüncesizce konuşan (kimse).

[Bakınız: dingildek]

Hafif, yerinde duramayan, oynak

Sığırlarda bulunan kurtçuk, şerit.

Bacak: Dingillerini uzatmış.

Gelinlere takılan, altınla süslenmiş fes.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Dönen işlerge parçalanın taşıyan ve aygıtın eksenini oluşturan metal çubuk.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Soba yapmak için kullanılan uzun ve köşeli demir. (*Haymana -Ankara)

Bilimsel terim anlamı:

Tekerlek, yuvgu, çark ve benzeri nin özeklerinden geçen çubuk.

mekanik: Tekerlek, yuvgu, çark gibi nesnelerin ortasından geçirilen çubuk.

İngilizce'de Dingil ne demek? Dingil ingilizcesi nedir?:

shaft, axle

Fransızca'da Dingil ne demek?:

axe, axis

Osmanlıca Dingil ne demek? Dingil Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

 

dingil

Dingil hakkında bilgiler

Dingil, (eski tanım:aks) yalnızca eğilme gerilmelerinin etkisinde kalan, burulma gerilmelerinin etkisinde olmayan yani herhangi bir güç aktarmayan destekleme elemanıdır. Burulmaya da zorlanan makine elemanlarına mil denir.

Genellikle tren, otomobil gibi ulaşım araçlarında, kendisine bağlı tekerlek ya da makine konstrüksiyonlarında taşıdığı dişli çarkları, desteklemekle görevli elemanları için kullanılır.

Dingil ile ilgili Cümleler

  • Dingil olmayın.
  • Matris dingil bir pistona bağlıdır.
  • Dingil kırık.

Dingil anlamı, kısaca tanımı:

Tekerlek : Bu biçimde olan. Merkezde bulunan, bir eksenin çevresinde dönebilen çember, teker.

Dingi : Bir çifte kürekli küçük patalya.

Dingildek : Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan, oynak. Dengesi bozuk. Sözüne güvenilmez, kaypak.

Dingildeklik : Dingildek olma durumu, dengesizlik.

Dingildemek : Sallanmak, oynamak. Korkmak, kuşkulanmak.

Dingilli : Dingili olan.

Bazı dingil döner bazı teker : "karşılıklı ilişkilerde her iki tarafa da zaman zaman söz söyleme hakkı doğar" anlamında kullanılan bir söz.

İşkilli büzük dingilder : "gizli bir ayıbı olanlar herhangi bir sözden alınarak kendilerini ele verirler" anlamında bir söz.

 

Merkez : Bir işin öğretildiği yer. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Biçim, tarz. Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer. Polis karakolu. Belirli bir yerin ortası. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası.

Taşıt : Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta.

Altın : Bu elementten yapılmış. Üstün nitelikli, değerli. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke.

Enlem : Yer yuvarlağı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralel ile Ekvator arasındaki yay parçasının açısal değeri, arz derecesi.

Eksen : Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver. Dingil. Çizgi.

Aptal : Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak, alık salık. Küçümseme ve azarlama bildiren bir seslenme sözü.

Salak : Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse).

Tanım : Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif.

Kaba saba : Görgüsüz bir biçimde. Özensiz. Görgüsüz.

Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Taneleri iri. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

Saba : Sabah yeli. Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam.

Dingil açıklığı : Taşıtın ön ve arka dingilleri arasındaki uzaklık.

Dingil ayak bırakmak : Ayakta tutmak, rahatsızlık vermek: Gece çocuk bizi dingil ayak bıraktı.

Dingil başı eğim açısı : Önden bakıldığında, ön tekerlek yönlenme ekseni ile düşey doğrultu arasında görülen açı.

Dingil başı eğimi : Ön tekerlek yönlenme ekseninin, üstte taşıtın ortasına doğru yatık olma durumu.

Dingil dingil : Pörsümemiş, diri, dinç anlamında kullanılır. Sallana sallana, yavaş yavaş: Ata binmiş diñgil diñgil geliyor. Sallanan, laçka olan eşyalar hakkında kullanılır.

Dingil dingil itmek : Sıçramak, zıplamak, yerinde duramamak Hayvan koşmaya başlamak, tırıs gitmek 1.bk. dingildemek (I)- 2.bk. dingildemek (I)-3.

Dingil genişlği : Bir dingil üzerindeki iki tekerleğin orta düzlemleri arasındaki uzaklık.

Dingil gibi yemek : Tıka basa yemek.

Dingil kovanı : Arka köprünün, yarım dingilleri içinde bulunduran, borumsu iki yan uzantısı.

Dingil saplaması : Ön tekerlek göbeğini dingil başına bağlayan ve yönlenmeye olanak veren saplama.

Diğer dillerde Dingil anlamı nedir?

İngilizce'de Dingil ne demek? : n. axle, arbor, axle tree, shaft, spindle

Fransızca'da Dingil : axe [le], essieu [le]

Almanca'da Dingil : n. Achse

Rusça'da Dingil : n. ось (F), валик (M)