Dirsek nedir, Dirsek ne demek

  • Kol ile ön kol arasındaki eklemin arka yanı.
  • Bir direği veya başka bir şeyi sağlamlaştırmak için yanına eğik olarak yerleştirilen ağaç, makas.
  • Giysi kolunda bu organa denk gelen bölüm.
  • Boruların doğrultusunu değiştirmekte kullanılan bağlantı parçası

"Dirsek" ile ilgili cümle

  • "Elini, oturduğu koltuğun dirsek yerine vurunca ben kalktım." - B. Felek
  • "Dirseği yırtık neftî bir örme ceket giymiş." - P. Safa
  • "Bu iki boruyu bir dirsekle birbirine bağlamalı."

Dirsek hakkında bilgiler

Dirsek kolun ve ön kolun birleştiği noktaya denir. 3 kemiğin oluşturduğu bir eklemdir. Ulna, Radi ve Humerus. Ulna ve radi birbirine paralel olarak ön kolda yani el bileği ve pazu kemiği arasında bulunur. Bu eklem menteşe tarzı bir eklemdir (iki yöne hareket eden). Dirseğin uç kısmına ise Olecranon denir.Ve insanların %90'ı dirseklerini yalayamaz.

Dirsek ile ilgili Cümleler

  • Ben Tom'a dirsek çevirmeyeceğim.
  • Dirseklerini masanın üstüne koymayı kes.
  • Çok yaygın bir tip dirsek ağrısı, İngilizcede " tenisçi dirseği " olarak bilinir.
  • Dirseklerinizi masaya yaklaştırmayın.
  • Nancy dirseklerini dizlerinin üstüne koydu.
  • O, kaburgalarıma dirsek vurdu.
  • Dirsek dirseğe çalışıyorlar.
  • Nancy dirseklerini dizlerinde dinlendirdi.
  • Dirseklerinizi masaya yaslamayı bırakın.
  • Dirseklerinizi masanın üstüne koymayın.
  • O, dirseklerini dizlerine koydu.
  • Dirsek kol ve önkol arasında eklemdir.
 

Dirsek anlamı, kısaca tanımı:

Eklem : Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer, mafsal.

Dirsek çevirmek : Daha önce iş birliği yaptığı kişiyi uzaklaştıracak davranışlarda bulunmak.

Dirsek çürütmek : Meslekte uzun yıllar geçirmek. okumak için çok emek sarf etmek.

Dirsek dirseğe : Çok sıkışık bir durumda, yan yana.

Dirsek kemiği : Ön kolun iskeletini oluşturan iki uzun kemikten iç yanda olanı.

Dirsek teması : Düz bir sırayı oluşturabilmek için dirseklerin birbirine değmesi. Bir amaç uğruna dayanışma içinde bulunma, ilişki içerisine girme.

Çift dirsek : Boruya 180 derecelik dönüş veren dirsek.

İtdirseği : Arpacık.

Tenisçi dirseği : Bileğin zorlanarak dışa bükülmesiyle oluşan, dirseğin ağrılı yangısı.

Dirseklemek : Dirsekle vurmak, dirsekle itmek.

Dirseklenme : Dirseklenmek işi.

Dirseklenmek : Dirsekle itilmek. Dirsek biçiminde kıvrılmak, dirsek oluşturmak.

Dirseklik : Ceket kolunun dirsek bölümünü korumak veya yamamak için kullanılan (kumaş vb.). Koltuk, kanepe vb.nde dirsekleri dayamaya elverişli bölüm. Dirsek olarak kullanılmaya uygun olan (ağaç, boru vb.).

 

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Denk : Yatak, yorgan, kumaş vb. eşyanın sarılıp bağlanmış biçimi, balya. Destekleri paralel, yönleri aynı, şiddetleri eşit bulunan güçler. Uygun, nitelik yönünden eşit. 0,80175 gram olan ağırlık ölçü birimi. Ağırlık bakımından eşit olan. Yük hayvanlarının sağ ve soluna konulan iki yük parçasından her biri.

Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.

Boru : Bir yerden başka bir yere sıvı, gaz vb. aktarmaya yarayan, içi boş, uçları açık, uzun ve dar silindir. Borazan.

Doğrultu : Tutulan, izlenen yol. Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum. Yön, istikamet. Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet.

Değiştirmek : Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Birini bırakıp başkasını kullanmak. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Bir şey verip yerine başka bir şey almak.

Nokta : Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Orta nokta. Nöbetçi bulunan yer. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Sınır, derece, radde. Yer. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.).

Dirsek higromu : Atlarda ve iri cüsseli köpeklerde tuber olecrani bölgesinde sıvı içeren yalancı kese biçimlenmesiyle belirgin ağrısız deri altı şişkinlik. Atlarda nal çıbanı olarak bilinir.

Dirsek mantarı : Tabakların deriyi cilâlamak için kullandıkları bir aygıt.

Dirsek metiresi : Dirseği yere dayayıp, yan yatarak dinlenme.

Dirsekçe :

Dirsekkaya : Ardahan ilinde, Kurtkale nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Dirsekle denge : Dirsekleri destek yaparak dengeyi sağlama.

Dirsekleme : Dirseklemek işi.

Dirsekli : Şırnak kenti, Cizre belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Şırnak ili, İdil ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Dirsekli deneme tapası : Ucunda dirsekli boru olan deneme tapası.

Dirsekli ırakgörür : Ayna ya da prizmalar yardımıyla ışık yolu iki kez 90° kırılarak boyu kısaltılmış olan ırakgörür.

Diğer dillerde Dirsek anlamı nedir?

İngilizce'de Dirsek ne demek? : n. elbow, bend, bracket, ancon, angle, cubitus, flexion, olecranon

Fransızca'da Dirsek : coude [le]

Almanca'da Dirsek : n. Ellbogen, Knie

Rusça'da Dirsek : n. локоть (M), излучина (F), кривошип (M), колено (N), загиб (M), лука (F)

adj. локтевой