Dokuma nedir, Dokuma ne demek

"Dokuma" ile ilgili cümleler

  • "Bunun için bu ad yıllara dayanacak, boyası has, dokuması sağlam bir ad olmalı, dedim." - M. Ş. Esendal
  • "Halı dokuma sanatı. Dokuma sanayisi."

Dokuma hakkında bilgiler

Dokuma, atkı ve çözgü ipliklerinin dikey açı yapacak şekilde, birbirinin altından, üstünden geçirilmesiyle ortaya çıkan düz yüzeyli üründür.

Dokuma tezgahlarında çözgü denilen yan yana duran ipliklerin gücü nire denilen araçlarla bir kısmının yukarı kaldırılması, diğer kısmının aşağı çekilmesi suretiyle açılan aralıktan ki bu aralığa ağızlık denir, mekik yardımıyla atkı denilen iplikle

Dokuma, atkı ve çözgü ipliklerinin dikey açı yapacak şekilde, birbirinin altından, üstünden geçirilmesiyle ortaya çıkan düz yüzeyli üründür.

Dokuma tezgahlarında çözgü denilen yan yana duran ipliklerin gücü nire denilen araçlarla bir kısmının yukarı kaldırılması, diğer kısmının aşağı çekilmesi suretiyle açılan aralıktan ki bu aralığa ağızlık denir, mekik yardımıyla atkı denilen iplikle

 

Dokuma ile ilgili Cümleler

  • Ayakkabıcılık, dericilik ve dokumacılık değerliydiler.
  • Sepet dokuma ölen bir sanattır.
  • Ben yeni dokuma tezgahımı denedikten sonra, yatağımı yaptım ve kahve değirmenini tamir ettim.

Dokuma anlamı, kısaca tanımı:

Dokumahane : Dokuma tezgâhlarının bulunduğu ve çalıştığı yer.

Dokuma tezgahı : Dokuma işinin yapıldığı makine veya araç.

Petek dokuma : Üzerinde küçük petek motifleri bulunan pamuklu dokuma.

Tel dokuma : Telle örülmüş dokuma.

Dokumacı : Kumaş dokuyan veya dokuma ticareti yapan kimse, dokuyucu.

Dokumacılık : Dokumacının yaptığı iş, dokuyuculuk, tekstil.

Dokumak : Ağacın yemişlerini sırıkla vurarak indirmek. En ince noktalarına kadar özen göstererek, emek vererek ortaya çıkarmak. Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak.

Dokumalı : Dokunmuş. Dokuması olan.

İnce eleyip sık dokumak : Bir şeyi bütün ayrıntılarıyla araştırmak, gözden veya elden geçirmek.

Mekik dokumak : İki nokta veya durum arasında sürekli gidip gelmek.

Tekstil : Dokumacılık. Dokuma.

Minder : İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte. Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte. Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 santimetre kalınlığında, 9 metre çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı.

 

Örtü : Örtmek için kullanılan şey, vualet. Yapılarda çatı, dam.

Yatak : Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi.

Kılıf : Yolsuz bir işe bulunan sudan gerekçe. Bir şeyi korumak için kendi biçimine göre, çoğunlukla yumuşak bir nesneden yapılmış özel kap.

Boyalı : Yüzünü çok boyamış olan, makyajlı (kadın). Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış.

Pamuk : Bu bitkinin tohumlarının çevresinde oluşmuş ince, yumuşak tellerin adı. Ebegümecigillerden, koza biçimindeki meyvesi üç, dört, beş dilimli olan, sıcak bölgelerde yetişen tarım bitkisi (Gossypium). Bu tellerin işlenmiş biçimi. Bu bitkinin işlenmiş biçiminden yapılmış. Yere serili halı, kilim vb. yaygıların üzerinde oluşan, uçuşabilen toz kümecikleri, hav.

Atkı : Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Büyük yaba.

Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

Elde : Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı.

Yapı : Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür. Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür.

Oluşum : Oluşma işi, teşekkül, teşkil. Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci.

Diğer dillerde Dokuma anlamı nedir?

İngilizce'de Dokuma ne demek? : adj. textile, woven, knitted, weaving

n. contexture, textiles, weaving, soft goods, webbing, fabric, piece goods, textile, weave, web, woof

Fransızca'da Dokuma : tissage [le], tissu [le], textile [le]

Almanca'da Dokuma : n. Textilien, Textur

adj. textil

Rusça'da Dokuma : n. ткачество (N), ткань (F), текстиль (M)

adj. текстильный