Doruk nedir, Doruk ne demek

"Doruk" ile ilgili cümle

  • "Dorukta yalnız kalmak ve doruktan başlamak ne kadar da zormuş meğer." - T. Buğra
  • "Dağ doruğu gibi yüce, pembemsi bir kaya yükseldi iskelemizde." - A. Erhat

Yerel Türkçe anlamı:

Ladin ağacı.

Akıl: Onun doruğu kıttır.

Kibirli.

Mide.

Uç, tepe

Bir işe başlayıp başaramayan.

Kabadayı.

Tütün bitkisinin en üst yaprakları.

Ladin

Çam, ardıç, katran, köknar fidanı.

Tomruk.

Büyüyememiş ağaç.

Yemek tası olarak kullanılan ayaklı bakır tasın eskiyen ayaklarına yapılmış olan yama.

Ağaçların en kalın dalları.

Tepe, en yüksek yer, uç.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Bir dağın en yüksek yeri.

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

İşlev değerinin en büyük, değişkene göre türevin sıfır olduğu

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir işlevin belirli bir noktada, yakınlarına göre en büyük değerini aldığı nokta; işlevin dorukta türevi sıfır olur.

İktisat alanındaki kelime anlamı:

İktisadi çevrimdeki genişlemenin en üst noktaya ulaşması, diğer bir ifadeyle genişlemeden tekrar daralmaya geçişi gösteren dönüş noktası. zıt anlamlısı dip

 

Tiyatro'daki terim anlamı:

Bir oyunun geriliminde en üst, keskin nokta.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Bir kemer yapısının en yüksek kesimi.

Diğer sözlük anlamları:

Ağaç tepesindeki körpe filiz

Tepe, zirve.

Doruk isminin anlamı, Doruk ne demek:

Erkek ismi olarak; Tepe, en yüksek yer, uç, zirve. En üstün başarı düzeyi. Kibirli.

Bilimsel terim anlamı:

Sesin, keskinliği, yeğinliği, duyulurluğu en yüksek olan kısmı; bir hecenin vurgusu, tonu, ötümlülüğü TEK DORUKLU ( à sommet unique) veya ÇİFTE DORUKLU (à double sommet) olabilir.

İngilizce'de Doruk ne demek? Doruk ingilizcesi nedir?:

peak, summits, maximum, climax, structural high, culmination

Fransızca'da Doruk ne demek?:

sommet

Osmanlıca Doruk ne demek? Doruk Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

zirve

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Diyarbakır şehrinde, Tepe nahiyesine bağlı bir bölge. Adana şehri, Ceyhan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Samsun kenti, Dikbıyık bucağına bağlı bir yer. Batman ilinde, Kayapınar bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kastamonu kenti, Boyalı bucağına bağlı bir bölge.

Doruk tanımı, anlamı:

Doruk çizgisi : Yüksek dağlarda, doruk uçlarını birbirine bağlayan ve bitişik iki aklanı ayıran sınır.

Doruk dal : Aşıdan gelişen sürgünün dik uzaması ile oluşan ve ağacın gövdesini meydana getiren dal.

Doruk noktası : Bir gelişmede gelinen en önemli, heyecanlı veya etkili durum. Halk oyunlarının kurgusuyla seyircinin beklenti ve heyecan noktalarının en üst düzeye ulaştığı an.

Doruk toplantısı : Devlet katındaki en yetkili kişilerin bir araya gelerek yaptıkları görüşme, zirve toplantısı.

 

Dip doruk : Baştan aşağı, dipten tepeye kadar.

Din doruğu : Dağın en yüksek yeri.

Doruklama : Tepeleme. Doruklamak işi.

Doruklamak : Bir kabı tepeleme doldurmak.

Ağaç : Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Tahta, kereste. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

Tepe : Birinin yanı başı, baş ucu. İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası. Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü. Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası. Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi. Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri. Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri. Bir şeyin en üstteki bölümü.

Zirve : Doruk. Bir işte ulaşılan en üst aşama.

Şahika : Doruk, zirve. En üst derece.

Üstün : Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.

Düzey : Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye. Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye. Bir kursun basamaklarından her biri, kur.

Heyecan : Coşku. Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu.

En : Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı. Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret. Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime.

Başarı : Görme ile ilgili.

Doruk çizeği : (coğrafya)

Doruk değeri : Bir sıklık dağılımında en çok yinelenen değer.

Doruk konsantrasyon : Bir ilacın verilmesinden sonra o ilacın plazmadaki maksimum değere ulaşması.

Doruk nokta : Bir oyunun geliminde ve gelişiminde kesin dönüm ya da değişim noktası. Kişilerin ön planda olduğu oyunlarda baş oyun kişisinin, olayların önde olduğu oyunlarda ana olayın yönelişindeki kesin dönüm noktası.

Doruk sivrisi : Kimi genç dağlarda görülen, iğne gibi ince uçlarla son bulan dorukların her biri.

Doruk ucu : Tütün bitkisinin en son uç yaprağı.

Doruk üste gitmek : Dağda düze gitmek.

Doruk-belen ısılölçeri : Belli bir süre içinde; örneğin, yirmi dört saatlik dönem içinde en yüksek ve en alçak sıcaklıkları veren özel ısılölçer.

Dorukçu : Dağlık bölgelerdeki köylülere verilen ad.

Dorukçuluk : [Bakınız: ademcilik]

Doruk ile ilgili Cümleler

  • Fiyatlar on üç yılın doruk noktasına çıktı.
  • Heyecan doruk noktasına ulaştı.
  • Doruk noktasında, Mustafa Mary'ye tokat attı.

Diğer dillerde Doruk anlamı nedir?

İngilizce'de Doruk ne demek? : adj. apical

n. summit, peak, crest, zenith, top, apex, apogee, climax, culmination, high tide, acme, cusp, height, heyday, meridian, pinnacle, sum, vertex

Fransızca'da Doruk : sommet [le], crête [la], faîte [le], apogée [le], cime [la], tête [la]

Almanca'da Doruk : n. Gipfel, Höhe, Kulmination

Rusça'da Doruk : n. вершина (F), верхушка (F), макушка (F), кульминация (F), пик (M)

adj. кульминационный