Drooping türkçesi Drooping nedir

  • Baygın (bitki).
  • Sarkık.
  • Düşük.
  • Bitkin.
  • Gevşek.
  • (şaka veya cezalandırma amacıyla) kişinin pantolonunu indirme.
  • Baygın.
  • Dermansız.
  • Halsiz.
  • Solgun.
  • Eğik.
  • Sarkıtma.

Drooping ingilizcede ne demek, Drooping nerede nasıl kullanılır?

Drooping ears : Sarkık kulaklar.

Drooping willow : Salkım söğüt.

Droopingly : Halsizce. Sarkıtarak. Bitkince. Düşük bir şekilde. Halsiz halsiz. Düşkün bir şekilde. Zayıf bir şekilde. Gevşekçe. Sarkık bir şekilde.

Droopiness : Düşkünlük. Sarkıklık. Halsizlik. Bitkinlik. Zayıflık. Düşüklük.

Droopier : Mahzun. Daha mahzun. Sarkık. Daha halsiz. Daha eğik. Eğik. Halsiz.

Droopy : Halsiz. Düşkün. Sarkık. Eğik. Mahzun.

Droop : Öne eğmek. Eğilmek. Kuvvetten düşmek. Sarkıtmak. Çökmek. Zayıflamak. Asmak. Aşağı düşmek. Ümidini yitirmek. Boynunu bükmek (bitki veya çiçek).

Drooped : Asmak. Boynunu bükmek (bitki veya çiçek). Solmak. Ümidini yitirmek. Sarkıtmak. Hali kalmamak. Kuvvetten düşmek. Düşmek. Eğmek. Sarkmak.

Droopiest : En halsiz olanı. Mahzun. En eğik olanı. En mahzun olanı. Halsiz. Eğik. Sarkık.

Drools : Zırva. Saçmalık. Salyası akmak. Saçma sapan söz veya yazı. Saçma zırva. Ağzı sulanmak. Ağzının suyu akmak. Saçmalamak. Salya. İpe sapa gelmez şey.

İngilizce Drooping Türkçe anlamı, Drooping eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Drooping ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flabby : Güçsüz. Gevşemiş. (karakter) zayıf. İradesiz. Zayıf. Yumuşak. Pörsük. Lapacı.

Suspension : Asıltı. Çok küçük zerrelere ayrılmış olan katı parçacıkların bir sıvı içerisindeki dağılımı. suda erimeyen maddeleri içeren preparat. Süspansiyon askı. Askı. Sarkıtılma. Süspansiyon. Ödemenin kesilmesi. Tekerlekleri gövdeye bağlayan, yaylanmaya olanak veren düzenek. El çektirme. Futbol, biyoloji, hukuk, fizik, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Deader : Bozuk. Donuk. Ölmüş. Unutulmuş. Daha solgun. Sönmüş. Çok. Cansız. Kullanılmayan.

Abortions : Bebek aldırma. Akamet. Başarısızlık. Düşürme (çocuk). Düşürtme (dölütü). Alma (çocuk). Alma (dölütü). Çocuk düşürme. Kürtaj.

Heavier : Kaba. Önemli. Şiddetli. Bozuk. Daha ağır. Sert. Üzücü. Çok. Hamile.

Baggy : Torba gibi. Bol. Asılı. Şapşal. Çuval gibi. Şişkin. Torba gibi sarkan.

Airier : Boş. Hayali. Çalım satan. Havalı. Havai. Hafif. Neşeli. Çevik. Havadar. Canlı.

Leaned : Meyilli olmak. Yaslanmak. Dayanmak. Meyletmek. Eğilmiş. Yaslamak. Eğilim göstermek. Eğilmek.

Dazed : Afallamış. Şok nedeniyle son derece kafası karışmış ve düşünemeyen. Sersemlemiş. Sersem. Şaşkına dönmüş. Şaşkın. Serseme çevrilmiş. Ruhsal olarak uyuşmuş olma durumu.

Droopier : Daha mahzun. Daha halsiz. Daha eğik. Mahzun.

Drooping synonyms : lowlier, careworn, languishing, faint, oblique, canted, inclined, colourless, all out, crankiest, flagging, flappiest, irremediable, beaten, fallen, groggiest, deadbeat, alliin, faded, declaredly, dead tired, debilitated, abortus, fallings, droopiest, languorous, falling, mealiest, atonics, droopy, colder, comatose, flabbier.

 

Drooping zıt anlamlı kelimeler, Drooping kelime anlamı

Tense : Çekmek. Stresli. Gerilmiş. Kip. Zaman. Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği zaman dilimi: şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, geniş zaman vb. fiildeki zaman basit zaman ve birleşik zaman olarak ikiye ayrılır: yazıyor, yazdı, yazacak, yazmış, yazdıydı, yazıyormuş, yazsa, yazmalı, evdeydi vb. || — sen söyle allahını seversen, dedi, bir çocuk ötekine maymun türk mü demiş ne.. o da ona taş atmış. sen tafsilatını daha iyi bilirsin. inzibat meclisleri toplanacakmış. gençlerimiz burada hitabeler irade ediyorlar. taş atan çocuğun kovulmasına rey verenler(...) nasıl dedi bakayım? eşekmişler amma türk de değilmişler onu konuşuyorduk (p. safa, biz insanlar, s. 48) vb. ayrıntı için bk. basit zaman, birleşik zaman. Gerginleştirmek. Sıkı. Gergin. Germek.

Rested : Dinlenmiş.