Duruş nedir, Duruş ne demek

"Duruş" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bu kız ona bir tür büyü yapmış, çocuğun oturuşu, duruşu, konuşması, gülümseyişi, her şeyi değişmişti." - A. Ümit

Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:

Fotoğraf plaklarının, resmi alınacak cisme gösterilip tekrar kapatılması; ırakgörüre yerleştirilmiş plak kapağının açılıp resmin çekilmesi ve kapağın yeniden kapatılması.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Resim, Heykel) Canlı modelin duruşu.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Bedenin genel duruşu.

Doğum sırasında yavrunun baş, bacaklar ve kuyruk gibi kısımlarının gövdeye göre duruşu, postür.

Bilimsel terim anlamı:

Oyuncuların alanda yer alış durumu.

İngilizce'de Duruş ne demek? Duruş ingilizcesi nedir?:

exposure, position, posture

Almanca'da Duruş ne demek?:

haltung

Fransızca'da Duruş ne demek?:

attitude

Osmanlıca Duruş ne demek? Duruş Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

vaz'

Duruş anlamı, tanımı:

Esas duruş : Dimdik, kımıldamaksızın durma, esas vaziyet.

Rahat duruş : Alıştırmalar arasında dinlenmek için eller arkaya dik olarak birleştirilmiş, bacaklar önde veya yana yarım adım duruşunda vücudun aldığı gevşek durum. "Rahat" komutuyla geçilen duruş biçimi.

Temel duruş : Bir jimnastik alıştırmasına başlamak için vücudun dayanak yüzeyine göre aldığı, değişen ilk durum.

 

Dik duruşlu : Düşüncesinden, söylediğinden, yaptığından vazgeçmeyen. Vücudu düzgün yapılı olan.

Hazır ol duruşu : Vücudun baş dik, göğüs ileride, omurga ve bacaklar gergin, topuklar bitişik, kollar doğal yerinde, avuçlar uyluklarda olarak ayakta bulunduğu durum.

İhtiram duruşu : Saygı duruşu.

Mum duruşu : Vücudun, ense ve omuzlara dayanarak ellerin kalçayı desteklemesiyle baş aşağı, yere dikey bulunduğu durum.

Saygı duruşu : Saygı belirtmek için alınan hazır ol durumu.

Duruşma : Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi, murafaa.

Açık duruşma : Herkesin dinleyebileceği duruşma, açık celse.

Gizli duruşma : Adliyede, sadece izinli veya görevli olanların katılabildiği, kamuya kapalı duruşma, gizli celse.

Kapalı duruşma : Mahkemede görevlilerden ve orada bulunmak üzere özel izin alanlardan başkasının bulunmadığı duruşma.

Kapalı duruşma yapmak : Duruşmaları gizli sürdürmek.

Durma : Durmak işi.

Duruş alıştırmaları : Vücudun iyi duruşunu sağlayan kasları, özellikle sırt kaslarını güçlendiren alıştırmalar.

Duruş süresi : Fotoğraf plağının ışığa açık bırakıldığı süre.

 

Duruş vermek : Mukavemet etmek, karşı koymak

Duruş : Vücudun ve bölümlerinin, kasların duruk çalışma gücü ile, ağırlığın etkisine karşı düzene girmesi ve direnmesi.

Duruşma dışı kararları : C. Savcısının yazılı ya da sözlü düşüncesi alındıktan sonra, duruşma yapılmaksızın verilen kararlar.

Duruşma düzencesi : Duruşmanın, yasaya göre yürütülmesini sağlamak için konulmuş belirli düzen.

Duruşma istemi : iki yandan birinin ya da her iki yanın, yargıdan önce yargılıktan sözlü açıklamaları dinlemek amacıyla, duruşmaya çağrılmalarını istemeleri.

Duruşma oturumu : Duruşma ve görüşmelerin yapılması için, toplantı sayısına uygun olarak, yargıçlar kurulunun her toplanışı.

Duruşma önişleri : Dava dosyası, C. Savcılığından yetkili yargılama yerine geçtikten sonra, yargılık ya da başkanca duruşmaya başlanabilmesi için yapılması, gerekli ve zorunlu olan işlemlerin tümü.

Duruşma yapılması : [Bakınız: duruşma yöntemi]

Duruş ile ilgili Cümleler

  • Bu duruşmada davacı kim?
  • Konuyla ilgili güçlü bir duruşu vardı.
  • Bir duruşma vardı.
  • Baş eğdim yine aşka ama bu son saygı duruşu.
  • Duruşmadan sonra, onlar mahkumları serbest bıraktı.
  • Duruşma tarihini ayarladılar mı?
  • Duruşmaya mı gidiyorsunuz?
  • Bir ön duruşma 20 Ekim'de planlanıyor.
  • Duruşma günden güne devam etti.
  • Bugün önemli bir duruşmamız var.
  • Duruşma için ABD'ye götürüldü.
  • O duruşmada davacı benim.
  • Duruşma halka açık değil.

Diğer dillerde Duruş anlamı nedir?

İngilizce'de Duruş ne demek? : n. posture, position, pose, stand, stance, attitude, carriage, hang, poise, port

Fransızca'da Duruş : attitude [la], pose [la], posture [la], figure [la], maintien [le], station [la]

Almanca'da Duruş : n. Pose

Rusça'da Duruş : n. осанка (F), поза (F), выправка (F)