Duyma nedir, Duyma ne demek

  • Duymak işi

"Duyma" ile ilgili cümleler

  • "Daha kuaför koltuğundan kalkmadan pişmanlık duymaya başlamıştı bile." - E. Şafak

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: duyulanma]

Duyma hakkında bilgiler

İşitme veya duyma, canlıların etraflarında oluşan sesleri işitme organları vasıtasıyla algılamasıdır.

Kulak kepçesiyle toplanan ses dalgaları kulak yolundan kulak zarına gelir ve kulak zarını titreştirir. Zarın titreşimleri kulak kemikcikleri tarafından kuvvetlendirilip oval pencereye iletilir. Oval penceredeki ses titreşimleri dalız içindeki sıvı ile salyangozdaki sıvıya geçer. Ses titreşimleri salyangozdaki sıvıdan işitme duyu hücrelerine oradan da sinirlere aktarılırlar. Sinirler tarafından alınan ses beyne iletilir ve işitme sağlanmış olur.

Kusursuz bir insan kulağı 20-20.000 Hz arasındaki sesleri işitir. İnsan sesi yaklaşık olarak 500-3000 Hz arasındadır.

Kulak Kepçesi —» Dış Kulak Yolu —» Kulak Zarı —» Çekiç, Örs, Üzengi —» Oval Pencere —» Dalız —» Salyangoz —» İşitme Sinirleri —» Beyindeki İşitme Merkezi

Duyma ile ilgili Cümleler

  • Duymak istiyor musun?
  • Herkes bu cümleleri duymayı veya okumayı sever.
  • Duymak istediğin şey bu mu?
  • Ali kararından pişmanlık duymadığını söyledi.
  • Duymadıklarını sanma, işine gelenleri çok iyi duyarlar.
  • Duymak istediğini sana söyleyemem.
  • Burak hakkında daha fazla duymak istiyorum.
  • Duymak istediğim bu değildi.
  • Jale'nin Tom'un şiiri ezberden okumasını duymasına izin ver.
  • Birçok Budist gerçekten okumak için hiçbir şeye ihtiyaç duymaz.
  • Duymak istediğim de buydu.
  • Onlar senin şarkı söylediğini duymak istiyor.
  • Ama hiç kimse bunu duymak istemedi.
  • Duymak istediğim şey bu.
 

Duyma kısaca anlamı, tanımı:

Duymak : İşitmek, ses almak. Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek. Sezmek, fark etmek, hissetmek. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek.

Duymamazlık : Duymazlık.

Duymazlık : Duymamış gibi davranma durumu.

Duymazlıktan gelmek : İlgilenmek istemediği için duymamış gibi davranmak.

Ağzından çıkanı kulağı duymamak : Sözlerini tartmadan söylemek.

Alaka duymak : İlgi duymak.

Antipati duymak : Kanı kaynamamak.

Arzu duymak : Birine veya bir şeye karşı istek duymak.

Azap duymak : Acı çekmek, üzülmek.

Eziklik duymak : Kendini mahcup hissetmek.

Ferahlık duymak : İçinin açıklığını, rahatlığını hissetmek.

Gurur duymak : Gururlanmak.

Güven duymak : Güvenmek, inanmak.

 

Güvensizlik duymak : Güvenmemek.

Hayranlık duymak : Çok beğenmek, tutkuyla bağlanmak.

Haz duymak : Hoşlanmak.

Heyecan duymak : Heyecanlanmak.

Hicap duymak : Utanmak.

Hoşnutluk duymak : Memnun olmak.

Hüzün duymak : Hüzünlü duruma gelmek, üzülmek.

İçinde duymak : Hissetmek, varlığını algılamak.

İhtiyaç duymak : Bir kimseyi veya bir şeyi gerekli saymak.

İlgi duymak : Bir işe, bir olaya, bir kimseye önem vermek, yakınlık duymak.

İstek duymak : Bir şeye karşı eğilim duymak, arzulamak.

İştiyak duymak : Göreceği gelmek, özlemek.

Kıvanç duymak : Sevinmek, mutlu olmak. övünmek.

Melal duymak : Üzüntülü olmak, dertlenmek.

Merhamet duymak : Acıma veya şefkat duygusu uyanmak veya kabarmak.

Minnet duymak : Birinin iyiliğine karşı kendini ona borçlu saymak.

Nedamet duymak : Pişman olmak.

Nefret duymak : Birinden tiksinmek, hoşlanmamak.

Ölümün soluğunu ensesinde duymak : Her an öleceğini beklemek, ölüm korkusu ile dolu olmak.

Onur duymak : Onurlanmak.

Övünç duymak : İftihar etmek, kıvanmak.

Özlemini duymak : Yürekten istemek, arzu etmek.

Pişmanlık duymak : Pişman olmak.

Rahatsızlık duymak : Tedirgin olmak, huzurunun ve rahatının kaçtığını hissetmek.

Ruhu duymamak : Haberi olmamak, anlamamak.

Saygı duymak : Birine, bir şeye karşı saygı hissetmek.

Sempati duymak : Birini sevimli, cana yakın bulmak.

Takatsizlik duymak : Güçsüz ve kuvvetsiz kaldığını anlamak.

Tepki duymak : Bir olay veya durum karşısındaki düşüncesini söz veya davranışla belirtmek, tepki koymak.

Utanç duymak : Utanmak.

Yabancılık duymak : Bir kimseye, bir şeye alışamamak.

Yakınlık duymak : Birine karşı sevgi veya ilgi duymak.

Yeis duymak : Üzüntü çekmek, kahrolmak.

Canlı : Güçlü, etkili. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canı olan, diri, yaşayan. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik.

Etraf : Yanlar, taraflar. Çevre. Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu kimseler, yakınlar, muhit.

İşitme : İşitmek işi. Duyma, sema.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Vasıta : Araç. Taşıt. Aracı. Aracılık.

Algılama : Algılamak işi, idrak, idrak etme.

Kulak : Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Saban kulağı. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.

Duyma kaybı : Sağırlık.

Duymacalı ölçek : Yarıçıkarımcı bir yaklaşımla doğrudan anlatımlar yerine anlamca yüksüz, söz arasında işitilmiş anlatımlardan oluşmuş sınarlar kullanan ve ölçüye vurulan kişilerin bu sınarlar üzerinde yargılarını ölçünleyerek tutumlarını ölçen ölçek. bk. yarıçıkarımcı yordam.

Duymadık : Gümüşhane kenti, Kale bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Diğer dillerde Duyma anlamı nedir?

İngilizce'de Duyma ne demek? : n. hearing

Fransızca'da Duyma : audition [la], ouïe [la]

Almanca'da Duyma : n. Empfindung, Empfinden, Wahrnehmung

Rusça'da Duyma : n. ощущение (N), улавливание (N), восприятие (N)