Eğik nedir, Eğik ne demek

Eğik; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Eğik" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Başı yine yere eğik, sol kolu yine kalçasındaydı." - Ö. Seyfettin

Geomteri'deki kelime anlamı:

[Bakınız: eğik çizgi]

İngilizce'de Eğik ne demek? Eğik ingilizcesi nedir?:

italic, slant

Fransızca'da Eğik ne demek?:

clivus, incliné, ée

Osmanlıca Eğik ne demek? Eğik Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

münharif, mâil

Eğik tanımı, anlamı:

Eğik biçme : Ekseni tabanına dikey olmayan biçme.

Eğik çizgi : Düz olmayan çizgi. Yan yana yazılan dizeler, kelime grupları ve cümle ögeleri, adres yazarken kapı numarası ile daire numarası vb.nin arasına konulan noktalama işareti (/). Bölme işlemini gösteren işaret.

Eğik düzlem : Bir cismi yükseğe çıkarmak için gerekli gücü ayarlamada kullanılan eğik, düz yüzey.

Eğik silindir : Ekseni tabanına dikey olmayan silindir.

Eğik yazı : Üstten sağa doğru eğik olan basım harfi, yatık yazı, italik.

Güneğik : Hindiba.

Eğiklik : Eğik olma durumu, eğim, yamukluk, meyil. Bir gök cisminin içinde hareket ettiği düzlem ile yörünge düzlemiyle belirtilmiş herhangi bir düzlem arasındaki açı.

 

Yatay : Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan, ufki.

Çizgi : Yüz ve vücut hatlarının her biri. Temel. Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril. Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır. Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim.

Düzlem : Ortam. Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan, düz, yassı. Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey, müstevi.

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Biçme işi. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Tarz. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil.

Yalman : Kesici ve batıcı araçların kesen veya batan bölümü. Eğik. Sarp, dik.

Mail : Eğik. Benzeyen, andıran. Eğilimi olan.

Paralel : Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen, koşut, muvazi, mütevazi. Yerküresi üzerinde çizildiği varsayılan, Ekvator'a paralel çemberlerden her biri. Aynı zaman içinde gelişen veya aynı özellikleri gösteren (olay, düşünce vb.).

 

Dik : Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert, kalın, tok (ses). Yatık durmayan, sert. Sert (bakış). Kaba, yersiz (davranış). Ters, aksi (söz). Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan.

Veya : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz. Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut.

Doğru : Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Karşı yönünce. Yakın, yakınlarında. Gerçek, yalan olmayan. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

Eğik büzük : Porsumuş, eğilmiş, kırılmış eşya ya da sebze.

Eğik çap : Symphysis pelvina'nın ön ucundan promontorium’a uzanan eğik hat, diameter konjugata.

Eğik çekim : Eğik çerçeveleme sonucu, görüntünün sağa ya da sola eğik olarak yer aldığı görüntü.

Eğik çerçeveleme : Alıcının yatay ekseni üzerinde sağa ya da sola eğilmiş olarak çalıştırılması durumunda, çerçeve içindeki varlık ve nesnelerin ters yöne eğilmeleri durumu.

Eğik çizgiler : Görüntü çerçevesinde köşegenlere aşağı yukarı koşut olan, çerçevelemede nesnelerin, varlıkların yerleştirilmesinde göz önüne alınan varsayımsal doğrular.

Eğik dağıtıcı ışıklık : Yayımlanan ışığı, bir ana doğrultuya göre bakışımsız bir biçimde dağıtan ve genellikle iç aydınlatmada kullanılan ışıklık.

Eğik dairesel koni : Tepe noktasının taban düzlemine izdüşümü tabandaki dairenin merkezinde olmayan dairesel koni. (…)

Eğik doğru : Ne dikey ne de yatay olmayan doğru.

Eğik düzey : Sahnenin gerisinde başlayıp seyirciye doğru ya da bir yandan bir yana eğik olarak yapılan düzey.

Eğik etken : (Çok değişkenli istatistik) Etken çözümlemesinde, birbirleriyle ilişkili olan etkenlerden her biri.

Eğik ile ilgili Cümleler

  • Başınızı eğik tutun.
  • Kutu bir tarafa doğru eğik.
  • Başı bir tarafa doğru hafifçe eğik, sessizce ayakta durdu.

Diğer dillerde Eğik anlamı nedir?

İngilizce'de Eğik ne demek? : adj. oblique, inclined, slanting, sloping, bevel, drooping, droopy, leaning, skewed

adv. on the slope

n. threshold

Fransızca'da Eğik : incliné, oblique, penché/e

Almanca'da Eğik : adj. schiefwinklig, schräg

Rusça'da Eğik : adj. наклонный, покатый, гнутый, согнутый