Eğri nedir, Eğri ne demek

Eğri; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Eğri" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Gazetecilik bu oğlum, eğri, doğru yazılıp çıkmalı." - M. Ş. Esendal
  • "Eğri bir masa."
  • "Sıcaklık eğrisi. Hava nemi eğrisi."
  • "Eğri bir yol."
  • "Eğri kılıç."

Yerel Türkçe anlamı:

Bıçak.

Yün eğirmeye yarayan araç, kirmen

Sarı çiçek açan kısa boylu, bir ağaç.

Tek hayvanla çekilen arabalarda iki ucu oklara geçirilen eğri ağaç kısım.

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: kavis]

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

R'nin bir I aralığından bir E topolojik uzayına giden sürekli bir a fonksiyonu veya bu fonksiyonun görüntü kümesi.

Bu işlevin çizgesi.

Bu işlevin görüntüsü.

Bir sürekli (…)işlevi.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Düven oku. (*Fatsa -Ordu)

Diğer sözlük anlamları:

Çevgân, ucu baston gibi eğri ağaç.

Geomteri'deki kelime anlamı:

[Bakınız: Eğri çizgi]

Bilimsel terim anlamı:

 

Bir özelliğin yeğinliğindeki değişimleri özetleyen çizgi.

İngilizce'de Eğri ne demek? Eğri ingilizcesi nedir?:

curve

Osmanlıca Eğri ne demek? Eğri Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

münhani

Eğri hakkında bilgiler

Geometri'de iki çeşit Eğrilik tanımlanır. Eğrilik ve Özeğrilik. Tarihte ilk olarak 2-boyutlu ve 3-boyutlu uzayda parametrik eğrilerin eğriliği incelendi. Daha sonraki aşamada 2-boyutlu ve 3-boyutlu yüzeylerin eğriliği incelendi ve Ortalama eğrilik, Gaussian eğrilik gibi kavramlar ortaya çıktı.

Eğri ile ilgili Cümleler

  • Eğri büğrü ağaç bile gölge verir.
  • Türkler Eğri Kalesi'ni uzun süre kuşattılar.
  • Düz bir çizgi bir eğrinin önemsiz bir örneğidir.
  • Eğri büğrü ama yine de doğru.
  • Masa eğri, yakında devrilecek gibi duruyor.
  • Bana Pareto eğrisini çiz.
  • Zemin çok eğriydi.
  • Omurga eğriliğini düzeltmeye çalışıyor.
  • Eğri eğri ama yine de doğru.

Eğri kısaca anlamı, tanımı:

Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.

Eğri bakmak : Kötü düşünce ile bakmak.

Eğri gemi doğru sefer : "kullanılan araç yetersiz ancak yapılmış olan iş isteğe uygun" anlamında kullanılan bir söz.

Eğri oturup doğru konuşalım : "birisine karşı tutumumuz ne olursa olsun doğruyu söylemeliyiz" anlamında kullanılan bir söz.

 

Eğrisi doğrusuna gelmek : Olmayacak gibi görünen bir iş, bir girişim, rastlantı sonucu olumlu bitmek.

Eğriye eğri doğruya doğru : "gerçek neyse aynen belirtilmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Eğri büğrü : Yer yer eğrilmiş ve bükülmüş olan, çarpık çurpuk.

Eğri çehre : Asık suratlı.

Eğri söz : Kötü söz.

Eğri yüz : Asık surat.

Boynueğri : Asmaların yeni sürgünlerini yiyen veya kemiren bağ zararlısı.

Boynu eğri : Boynu bükük.

Dümeni eğri : Yan yan yürüyen (kimse).

Eteğine eğri : İffetsiz, kötü (kadın).

Eş sıcak eğrisi : Sıcaklığın yeryüzünde veya bir bölgedeki dağılışını göstermek amacıyla düzenlenen haritalarda, eşit sıcaklıktaki yerleri birleştiren iç içe eğrilerden her biri, izoterm eğrisi.

Eş yükselti eğrisi : Eş yükselti noktaları arasında çizilen çizgilerin oluşturduğu eğri, izohips eğrisi.

Işık eğrisi : Değişken bir yıldızın parlaklığının zamana göre değişimi gösteren grafik.

İzobar eğrisi : Eş basınç.

İzohips eğrisi : Eş yükselti eğrisi.

İzoterm eğrisi : Eş sıcak eğrisi.

Uzay eğrisi : Bütün noktaları aynı düzlem üzerinde bulunmayan eğri.

Eğrisiyle doğrusuyla : Her şeyiyle.

Eğri çehreli : Asık suratlı.

Eğri sözlü : Sözü kötü olan.

Eğri yüzlü : Asık suratlı.

Eğri yüzlülük : Eğri yüzlü olma durumu.

Eğrice : Az eğri olan. Buttan yapılmış olan pastırma. Sığır sineği.

Eğrili : Eğrisi olan.

Eğrilik : Eğri olma durumu.

Eğriliş : Eğrilme işi.

Eğrilme : Eğrilmek işi.

Eğrilmek : Eğri duruma gelmek.

Eğriltme : Eğriltmek işi, eğritmek.

Eğriltmek : Eğri duruma getirmek, eğritmek.

Eğrim : Eğri, dalgalı. Girdap.

Eğritme : Eğriltme.

Eğritmek : Eğriltmek.

Ağzı eğri gözü şaşı ensesinden belli olur : "bir insanda bulunan eksiklikler, onun tutum ve davranışlarından belli olur" anlamında kullanılan bir söz.

Baca eğri de olsa duman doğru çıkar : "yaradılıştan iyi ve doğru olan kimse, ne denli elverişsiz ortam içinde bulunursa bulunsun niteliğini yitirmez" anlamında kullanılan bir söz.

Boynu eğri olmak : Herhangi bir sebeple birine karşı direnecek veya söz söyleyecek durumda olmamak.

Dilenciye hıyar vermişler de eğri diye beğenmemiş : "hem gereksinim duyduğu konuda yardım istiyor hem de yapılmış olan yardımı küçümsüyor" anlamında kullanılan bir söz.

Esrik devenin çulu eğri gerek : "kişi, durumuna uygun davranmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Minare de doğru ama içi eğri : "doğru görünen nice kişiler vardır ki içyüzlerini bilenlerden nasıl düzenbaz oldukları öğrenilir" anlamında kullanılan bir söz.

Nokta : Hiçbir boyutu olmayan işaret. Nöbetçi bulunan yer. Orta nokta. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Sınır, derece, radde. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Yer.

Değiş : Değişim. Değme işi.

Çarpı : Kaba sıva, çarpma sıva. Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur.

Münhani : Eğri.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

Kavis : Bir eğrinin sınırlı bir kısmı, eğmeç.

Eğmeçli : Eğmeci olan, kavisli, mukavves.

Geometri : Bu konu ile ilgili olan kitap veya ders. Nokta, çizgi, açı, yüzey ve cisimlerin birbirleriyle ilişkilerini, ölçümlerini, özelliklerini inceleyen matematik dalı, hendese.

Yay : Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş, eğri ağaç veya metal çubuk. Zemberek. Bir çember üzerindeki iki nokta ile bu nokta arasındaki çember parçası. Farklı amaçlarla çeşitli biçimlerde yapılmış olan esnek parça. Bir eğriden alınan parça. Hallacın pamuk veya yünü atmak için tokmak yardımıyla kullandığı araç. Zodyak üzerinde Akrep ile Oğlak arasında bulunan takımyıldızın adı. Keman, viyolonsel vb. çalgılarda sürterek titreşim yoluyla ses çıkarmaya yarayan parça.

Gibi : -e yakışır biçimde. O anda, tam o sırada, hemen arkasından. İmişçesine, benzer biçimde. -e benzer.

Mukavves : Kavisli, eğri, eğmeçli.

Yanlış : Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı. Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata. Hatalı bir biçimde. Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan.

Bir : Sayıların ilki. Bir kez. Eş, aynı, bir boyda. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sadece. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Aynı, benzer. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı).

Eğri ağaç : Tek hayvanla çekilen arabalarda iki ucu oklara geçirilen eğri ağaç kısım. Saç üzerinde pişirilen yufka ekmekleri çevirmeye yarayan uzun ve yassı tahta araç.

Eğri altındaki alan : Plazma ilaç yoğunluğu-zaman eğrisinde, eğri altında kalan alanın hesaplanmasıyla ortaya çıkan farmakokinetik parametre.

Eğri bacaklı kuzu : Genetik duyarlılık, kalsiyum ve fosfordan fakir diyet veya kimi bitkilerin tüketimiyle ilişkilendirilmiş olmakla birlikte, nedeni tam olarak bilinmeyen, ön bacaklarda, diz eklemi ve topuk ekleminin içe veya dışa dönmesiyle belirgin, kuzularda görülen bir hastalık.

Eğri boyun hastalığı : Botulizm.

Eğri cetveli : Resim çizerken ya da atelyede çalışırken pergelle çıkarılamayan eğmeçleri çizmeye yarayan ince gönye.

Eğri çekmek : Yanlış yola kılavuzlamak, götürmek.

Eğri çizgi : (matematik) 1 “Eğri çizgi” veya “Eğri” hiç bir parçası doğru olmıyan çizgidir. Misal : Bir ipliği iki noktasından tutup gevşek bırakırsanız onun gösterdiği çizgi, eğri çizgidir.

Eğri doma : Dam kenarlarına uzunluğuna konan ağaçların düşmesini önlemek için merteklere dikine geçirilen çubuk ya da korniş taşları. Kapı saçağı, sundurma.

Eğri düzgeni : Eğrinin bir noktasındaki teğetine dik olan doğru.

Eğri gidiş, : (coğrafya)

Diğer dillerde Eğri anlamı nedir?

İngilizce'de Eğri ne demek? : adj. crooked, bent, awry, sloping, slanting, oblique, skew, aslant, aslope, cockeyed, sinuous, skewed, slouching, slouchy, out of the straight, tortuous, untrue, warped, wry

adv. awry

n. curve, graph, trajectory

Fransızca'da Eğri : courbe, crochu/e, de travers, tordu/e, tortu/e

Almanca'da Eğri : n. Kurve

adj. krumm, schief, schräg, ungerade, windschief

Rusça'da Eğri : n. кривизна (F), изгиб (M), зигзаг (M), кривая (F), горизонталь (F)

adj. кривой, согнутый, изогнутый, искривленный, покосившийся, неровный, неправильный, ложный, несправедливый

adv. вкривь