Eşit nedir, Eşit ne demek

Eşit; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Eşit" ile ilgili cümle

  • "Bunlar bastonlarına dayanarak hep eşit adımlarla yürürler." - S. Birsel
  • "Herkes ... kanun önünde eşittir." - Anayasa

Yerel Türkçe anlamı:

Aynı, muvazeneli

Hukuki terim anlamı:

müsâvi. ~ olarak, eşitçe; müsâvâten, mütesâviyen.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

Geçişli, yansımalı ve bakışımlı bir ikili bağıntı türü.

Eş. 3- Yapısı, niteliği, değeri, ölçüsü, niceliği ve benzeri bir olan.

Edebi terim anlamı:

[Bakınız: düzgün]

Eşit isminin anlamı, Eşit ne demek:

Erkek ismi olarak; Niteliği, değeri, biçimi, görünüşü bir olan. Aynı düzeyde olan.

Bilimsel terim anlamı:

İki yumrukoyuncusunun karşılaşma sonunda birbirine denk gelmesi halinde varılan sonuç.

İngilizce'de Eşit ne demek? Eşit ingilizcesi nedir?:

equal, tie

Osmanlıca Eşit ne demek? Eşit Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

müsavi

Eşit tanımı, anlamı:

Eşit çenetli : İki çenedi birbirine eşit olan (yumuşakça).

Eşitçi : Eşitçilik yanlısı olan.

Eşitçilik : İnsanların özellikle hukuk, siyaset ve ekonomi bakımlarından eşitliğini isteyen öğretilerin genel adı, müsavatçılık.

 

Eşitleme : Eşitlemek işi.

Eşitlemek : Eşit duruma getirmek.

Eşitlenme : Eşitlenmek işi.

Eşitlenmek : Birbiriyle eşit duruma gelmek.

Eşitleşme : Eşitleşmek işi.

Eşitleşmek : Eşit duruma gelmek.

Eşitleştirme : Eşitleştirmek işi.

Eşitleştirmek : Eşit duruma getirmek.

Eşitlik : İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet. Kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım bulunmaması durumu. Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu.

Eşitlik derecesi : Kavramların "gibi, kadar" edatları ile karşılaştırılıp eşit ölçüde gösterilmesi.

Eşitlik eki : Kelimeye "gibi, göre" anlamları katan -ce / -ce, -ça / -çe ekleri.

Eşitsiz : Eşit olmayan.

Eşitsizlik : İki veya daha çok şeyin eşit olmaması durumu, müsavatsızlık.

Fırsat eşitliği : Sunulan olanaklardan herkesin ayrım yapılmaksızın eşit biçimde yararlanması.

Gün tün eşitliği : Gece ile gündüzün eşit olması, ılım, ekinoks.

Değer : Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet.

 

Boyut : Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı. Film veya fotoğrafta boyut, format. Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut. Genişlik, kapsam. Durum, nitelik.

Nicelik : Bir şeyin eşit parçalara bölünebilen ve ölçülebilir olan yanları. Genellikle sayılabilen, toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özellik. Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu, kemiyet, miktar, kantite.

Nitelik : Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite.

Bakım : Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

Eksik : Mükemmel olmayan, kusurlu, muallel, sakat. İhtiyaç duyulan şey. Bir bölümü olmayan, noksan, natamam. Az.

Müsavi : Eşit.

Eşit ağırlık : Dizi içindeki terimlerin eşit bir katsayı ile ağırlıklandırılması.

Eşit ağırlıklı dizin : İçerdiği her bir terimin eşit olarak ağırlıklandırılması suretiyle hesaplanan dizin.

Eşit aralık : Büyük ölçekli bir haritada birbirini izleyen iki eşyükselti eğrisi arasındaki yükseklik. Bir ölçeğin birbirini izleyen konumları arasında, uzaklığı aynı ya da birbiriyle değiştirilebilir birimlerle gösterilebilen aralık, bk.z aralıklı ölçek, eşit görünen aralık.

Eşit artım : Bir ölçekte, ölçeği oluşturan birim ya da konumsal özelliklerin eşit ya da eşitlenebilir uzaklıklarda artma özelliği.

Eşit dizeyler : Basamakları ve karşılıklı öğeleri eşit olan dizeyler.

Eşit doz eğrisi : Soğrulmuş dozun, her noktasına eşit olarak dağıldığı eğri.

Eşit doz yüzeyi : Soğrulmuş dozun, her noktasına eşit olarak dağıldığı yüzey.

Eşit duyum ayrımlığı yöntemi : Birbirinden oldukça farklı iki ayrı duyumun orta noktasının bulunmasında izlenen bir yöntem. (Bu durumda duyumun orta noktasının ve solunda kalan duyum parçalarının birbirine eşit olduğu varsayılır.)

Eşit erke tayfı : Dalga boyu foksiyonunda tayfsal erke yoğunluğu, bütün görünen alan boyunca değişmeyen bir kaynağın tayfı.

Eşit fedakarlık kuramları : Mükelleflerin gelirlerinden elde ettiği faydadan eşit fedakarlıkta bulunacak biçimde vergiye tabi olmalarını öngören kuramlar. krş. eşit mutlak fedakarlık, eşit orantılı fedakarlık, eşit marjinal fedakarlık

Eşit ile ilgili Cümleler

  • Eşitlik anayasa tarafından garantiye alınmıştır.
  • Eşit şartlar altında değiliz.
  • Tatoeba'da bütün diller eşittir. Ve onlardan bazıları daha da eşittir.
  • O, çocuklarına eşit olarak davrandı.
  • Üç kere altı on sekize eşittir.
  • Para muhtemelen bu ikisi arasında eşit olarak bölünecek.
  • Allah tüm insanları eşit yarattı ama insanlar farklı olarak düşünüyor.
  • Skor eşitti.
  • Eşit uzaklık ilkesi nedir?
  • Eşitlikten, adil olmaktan ve demokrasiden söz edersiniz ama etnik milliyetçiliği körüklemekten geri durmazsınız, değil mi?
  • Eşit işe eşit ücret.
  • Bana eşit olarak davranmıyorsun.

Diğer dillerde Eşit anlamı nedir?

İngilizce'de Eşit ne demek? : adj. equal, equivalent, even, coequal, commensurate, coordinate, tantamount

adv. on a par with

n. coequal

Fransızca'da Eşit : égal à, égal/e, pareil/le, identique

Almanca'da Eşit : adj. äquivalent, ebenbürtig, egal, gleich

Rusça'da Eşit : adj. равный, одинаковый, вылитый, равнозначащий, адекватный, паритетный