Eşmek nedir, Eşmek ne demek

Eşmek; Tarih alanında kullanılan bir kelimedir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de mecaz olarak kullanılır.

  • Toprağı veya toprak gibi yumuşak bir şeyi biraz kazmak
  • Araştırmak, incelemek.
  • At hızlı gitmek.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hareket etmek, yola çıkmak.

İp bükmek.

Coşmak.

Su dolu çukur: Bizim tavuklar eşmekten su içtiler.

Toplanmış bir şeyi dağıtmak.

Eski türkçe eşmek: eşmek; kazmak.

Eşmek, kazmak.

Tarih terimi olarak anlamı:

Askerin bir yerden bir yere ya da savaşa gitmesi.

Teknik terim anlamı:

Kazmak.

Hızlı yürümek, atla hızlı hızlı gitmek.

Hızlı yürütmek, koşturmak.

Eşmek anlamı, kısaca tanımı

Eşme : Eşmek işi. Kaynak, pınar. Uşak iline bağlı ilçelerden biri. Kaynak, göze, pınar. Ağaçsız yerlerde, hayvanları sıcaktan korumak için yapılan gölgelik. Toprağı kazarak açılmış küçük çukurlar. Yağmur sularını toplamak için toprağa kazılan çukur. Pamuktan yapılmış sicim, kırnap. Kuş vurmak için çocukların kullandıkları ok, yay. Pınardan çıkan suyu biriktirmek için açılan çukur. Azacık eşilmekle su çıkan kuyu. Bingöl ili, Kiğı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Çorum ilinde, Sungurlu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Diyarbakır ili, Silvan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kocaeli ilinde, Derbent nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Mardin şehri, Kızıltepe ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Sakarya şehri, Geyve ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer

 

Eşmekaya : Aksaray kenti, Eskil ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Artvin ilinde, Hopa belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Sefere eşmek : Savaşa gitmek.

Hızlı hızlı : Çabucak.

Araştırmak : Birini veya bir şeyi bulmak için bir yeri gözden geçirmek. Bilimde ve sanatta yöntemli çalışmalar yapmak. Bir gerçeği ortaya çıkarmak için aramalarda bulunmak, sormak, soruşturmak.

Koşturmak : Koşma işini yaptırmak. Çok hızlı koşmak. Çabucak göndermek. Çabalamak, uğraşmak.

İncelemek : Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenli bir biçimde anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek.

Araştırma : Araştırmak işi, araştırı, istikşaf, taharri, tetkik. Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılmış olan yöntemli çalışma, araştırı.

İnceleme : İncelemek işi, tetkik. Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma.

Koşturma : Koşturmak işi.

Dağıtmak : Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.

 

Yürütmek : Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak. Bir yargıyı yerine getirmek, uygulamak. Gerektiği gibi yapmak, uygulamak. Habersiz olarak almak, çalmak. Kabul edilmesi ya da tartışılması için bildirmek, açıklamak, öne sürmek. İşinden veya bulunduğu yerden çıkarmak.

Tavuklar : Tavuksular takımının bir alt takımı.

Dağıtma : Dağıtmak işi, tevzi.

Yumuşak : Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı. Kolay çiğnenen, kolay kesilen. Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen, uysal. Ilıman (iklim), sert karşıtı. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran. Okşayıcı, tatlı, hoş. Ciğerlerden gelen havanın ses yolundaki sivrilmiş ve gerilmiş kapalı bir engele çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimli, sürekli, ötümlü, tonlu, sedalı. Kolaylıkla işlenebilen. Sessiz, hafif. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı.

İncelem : Bir konuyu incelemek ya da bir durumu saptamakla görevlendirilen kişice hazırlanmış, yazılı açıklama ve görüşler.

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

Yürütme : Yürütmek işi. Uygulama işi, icra. Merkezî yönetim ve yerinden yönetim kuruluşlarının hepsi.

Yürümek : Adım atarak ilerlemek, gitmek. Yol almak. Faiz, hesap edilmek, işlemek. Karada ya da suda, herhangi bir yöne doğru sürekli olarak yer değiştirmek. Bir yere gelmek, bir yere ulaşmak, kaplamak. Geçmek, ilerlemek, değişmek. Çocuk ayakları üzerinde gezecek duruma gelmek. Yayan gezmek, yayan gitmek. Gereği gibi yapılmak veya ilerlemek. Ölmek. Bir işte ileri gitmek. Üzerine doğru gitmek, akın etmek, saldırmak, hücum etmek.

Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.

Diğer dillerde Eşlik yanlışı anlamı nedir?

İngilizce'de Eşlik yanlışı ne demek ? : parity error