Economic türkçesi Economic nedir

Economic ile ilgili cümleler

English: China is a major economic power, with one of the fastest growing economies in the world.
Turkish: Dünyada en hızlı büyüyen ekonomilerden biri ile Çin büyük bir ekonomik güç.

English: Although the government refuses to admit it, its economic policy is in ruins.
Turkish: Hükümet bunu kabul etmeyi reddetse de, ekonomi politikası harap olmuş durumda.

English: Along with this increase, there has been a change in the world's economic organization.
Turkish: Bu artış ile birlikte, dünyanın ekonomik organizasyonda bir değişiklik oldu.

English: According to this magazine, the economic situation in Japan is getting worse year by year.
Turkish: Bu dergiye göre, Japonya'da ekonomik durum yıldan yıla gittikçe kötüleşiyor.

English: China has had the fastest economic growth rate in the world in the last decade.
Turkish: Çin, son on yılın dünyadaki en hızlı büyüme oranına sahip.

Economic ingilizcede ne demek, Economic nerede nasıl kullanılır?

Economic activities : İnsanların ekonomik mal ve görevleri yaptırma ve bu çalışmalar nedeniyle işletmeleri geliştirme işlemleri. Ekonomik faaliyetler. Ekonomik eylemler.

Economic activity : İktisadi faaliyet. Ekonomik faaliyet. Ekonomik aktivite. Ekonomik faaliyetler.

 

Economic agent : İktisadi etkinlikte bulunan üretici, tüketici, devlet ve benzeri birimler. İktisadi etmen. Ekonomik aktör. İktisadi karar birimi. İktisadi oyuncu.

Economic aid : Ekonomik yardım. Mali destek. Finansal destek. Ekonomik veya mali yardım. Maddi yardım. İktisadi yardım.

Economic analysis : İktisadi çözümleme. Karmaşık iktisadi olayların, basitleştirici varsayımlardan hareketle modeller kurularak, neden ve sonuç ilişkilerinin çözümlenmesi. Ekonomik analiz.

Economic and social council of un : Bm ekonomik ve sosyal konsey.

Economic attache : Yabancı bir ülkenin başkentinde ülkesinin diplomatlarına ekonomik danışmanlık sağlayan kimse. Ekonomi ataşesi.

Economic aspects : Ekonomik yönler.

Economic balance : Ekonomik denge.

Economic austerity : Ekonomik kemer sıkma politikası.

İngilizce Economic Türkçe anlamı, Economic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Economic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chariest : Temkinli. Cimri. Sakınan. İhtiyatlı.

Affordable : Bütçeye uygun. Satın alınabilir. Fiyatı uygun. Düşük maliyetli. Uygun fiyatlı. Fiyatı makul. Para yetirilebilir.

Economizer : Ekonomizer. Kazandırıcı. Isı alıcı. Tutumlu kimse. Tutumlayıcı. Ön ısıtıcı. Ekonomizör.

 

Economically : İktisaden. Ekonomik olarak.

Planned : Planlı. Planlanmış. Tasarlanmış.

Canny : Hünerli. Açıkgöz. Becerikli. Akıllı. Dikkatli. Kurnaz. Uyanık. Rahat.

Careful : Dikkatli. Dikkatle yapılmış. Tutumlu (aşırı). Düşünen. Özenli. Onat. Cimri. İtinalı. Sıkı.

Low consumption : Az tüketen.

Prudent : Açıkgöz. Alçakgönüllü. Dürtmek. Sağduyulu. İhtiyatlı. Sağgörülü. Ölçülü. Tedbirli. Açıkgözlük.

Thriftier : Gür. Verimli. Tasarruflu. Kanaatkar. İdareci.

Economic synonyms : charier, measured, calculated, calculous, carefuller, carefully, forehanded, temperate, canniest, frugal, economizers, economiser, sparing, thriftiest, financial, cannier, chary, economy, provident, well balanced, thrifty, prudential, economical.

Economic zıt anlamlı kelimeler, Economic kelime anlamı

Inefficient : Randımansız (iş yöntemi, makine vb). Liyakatsiz. Müsrif. Zaman ve enerjiyi ekonomik bir şekilde kullanmayan. Verimsiz. Savurgan. Yetersiz. Tesirsiz. Ehliyetsiz. Etkisiz.

Unprofitable : Yararsız. Kazançsız. Verimsiz. Karsız.

Economic ingilizce tanımı, definition of Economic

Economic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Pertaining to the household. Domestic.