Economic crisis türkçesi Economic crisis nedir
- İktisadi buhran.
- İktisadi bunalım.
- Ekonomik kriz.
- Bir ülkede ya da tüm dünyada ekonomik etkinliklerin durgunlaşması, gerilemesi ve bununla koşut olarak işsizliğin artması olayı.
- Ekonomik bunalım.
- Finansal ve ticari zorluk durumu.
- Coğrafya alanında kullanılır.
- İktisadi kriz.
Economic crisis ile ilgili cümleler
English: Is there any end in sight to the deepening economic crisis?
Turkish: Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?
English: Is the GOP to blame for the current economic crisis?
Turkish: Şimdiki ekonomik kriz için cumhuriyetçi parti suçlanacak mı?
English: Especially during times of economic crisis, price becomes a dominant factor in deciding whether to buy any product.
Turkish: Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde, herhangi bir ürünü alıp almayacağımıza karar verirken fiyat baskın faktör haline gelir.
English: There will be an economic crisis at the end of this year.
Turkish: Bu yılın sonunda bir ekonomik kriz olacak.
Economic crisis ingilizcede ne demek, Economic crisis nerede nasıl kullanılır?
Economic : Tutumlu. İktisadı. Ekonomik. İktisadi. İdareli. Hesaplı. Ekonomiyle ilgili.
Crisis : Nöbet. Hastalığın dönüm noktası, hastanın iyileşeceği veya öleceğinin belli olduğu an. aniden gelişen şiddetli belirtilerle ayırt edilen nöbet, hastalık nöbeti. Buhran. Bunluk. İktisat, sosyoloji, veterinerlik, uluslararası ilişkiler alanlarında kullanılır. Bunalım. Olayların alışılmış ya da beklenen sırasında görülen herhangi bir bozulma. alışkanlık ya da ölçülerin değişen koşullara uygun düşmemesi sonucu bireyin, toplumsal kümenin ya da toplumun, yeni koşullara uygun alışkanlıklar, ölçüler oluşturması zorunluluğunun ortaya çıkması. Badire. Bir oyunda gerilimin ve ilginin arttığı, işlerin karıştığı, çapraştığı yer. düğüm öğesi çatışmalardan, çevrilen dolaplardan, birtakım gizlerden elde edildiği gibi, kişilerin karakter özellikleriyle de yaratılabilir. Dönüm noktası.
Economic activities : Ekonomik eylemler. İnsanların ekonomik mal ve görevleri yaptırma ve bu çalışmalar nedeniyle işletmeleri geliştirme işlemleri. Ekonomik faaliyetler.
Economic activity : Ekonomik faaliyet. İktisadi faaliyet. Ekonomik aktivite. Ekonomik faaliyetler.
Economic agent : İktisadi karar birimi. Ekonomik aktör. İktisadi etmen. İktisadi etkinlikte bulunan üretici, tüketici, devlet ve benzeri birimler. İktisadi oyuncu.
Economic aid : İktisadi yardım. Ekonomik veya mali yardım. Finansal destek. Ekonomik yardım. Maddi yardım. Mali destek.
İngilizce Economic crisis Türkçe anlamı, Economic crisis eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Economic crisis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Adventife cone : Bir yanardağ ana konisi üzerinde ikincil bacalardan çıkan lavların oluşturduğu küçük tepecikler. Yan koni.
Abandoned meander : Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm. Akmaz.
Economic depression : Ekonomik depresyon. Finansal ve ticari durumda çökme. Ekonomik buhran. Ekonomik çöküntü.
Alluvial deposit : Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın. Lığ. Alüvyon.
Age pyramid : Belli bir zamanda, bir ülke, bir kent nüfusunun ya da aynı işle uğraşan bir topluluğun yaş bölünüşünü gösteren çizge. Yaş piramidi.
Afforestation : Türlü nedenlerle yok olmuş eski ormanların eksikliğini gidermek için, elverişli yörelerde, insan eliyle yeni orman alanları yaratma. Bir bölgenin ağaçlandırılması. Ağaçlandırma. Ormanlaştırma. Orman yetiştirme.
Abrasion platform : Dalga aşındırma düzlüğü. Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey. Dalga aşındırması düzlüğü.
Economic distress : Ekonomik sıkıntı. Ekonomik zorluk. Ekonomik sarsıntı. Müzayaka. Mali kriz. Finansal ve ticari zorluk.
Agrarian geography : Tarım coğrafyası. İnsan coğrafyasının, tarımsal çalışma koşullarını, çeşitli iklim bölgelerinin ana tarımsal ürünlerini ve bunların o ülke ya da ülkeler ekonomisindeki yerini inceleyen bölümü.
Ageing of the population : Nüfus yaşlanması. Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması.
Economic crisis synonyms : agricultural co operative, agricultural specialisation, air route, aluvial terrace, agricultural production, aboriginal population, aluvial coast, altimetric profile.

Bu kısımda Economic crisis kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Economic crisis ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Economic crisis anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Economic crisis ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.