Edebi nedir, Edebi ne demek

Edebi; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Edebiyatla ilgili, edebiyata ilişkin, yazınsal

Edebi ile ilgili Cümleler

  • “Gazete idaresinde biriken edebi mecmuaların yapraklarını karıştırıyorum.”
  • Edebiyat okumayan insanlar, Fransızca'da "le passé simple" çekiminin olmadığını düşünme eğilimindedir.
  • Edebiyat okumak için İtalya'ya gitti.
  • Isıtıcıyı tamir edebiliriz.
  • Senin sekmende e-postamı kontrol edebilir miyim?
  • Ayda dolaştığını hayal edebiliyor musun?
  • Affedersin ama bana yardım edebilir misin?
  • Dans edebildiğin hakkında hiçbir fikrim yoktu.
  • Umarım, o devam edebilir.
  • “Biz edebiyat yapmıyoruz, gazetecilik ediyoruz, modern gazetecilik!”
  • Edebi bir çeviri ekleyebilirsin.
  • Edebiyata senin kadar ilgi duymuyorum.
  • Edebiyat eğitimi almak için İtalya'ya gitti.
  • Edebiyat bize insanlık hakkında öğretir.
  • Kaç yaşında olduğumu tahmin edebilir misin?

Edebi hakkında bilgiler

Edebiyat veya yazın; olay, düşünce, duygu ve hayalleri dil aracılığı ile estetik bir şekilde ifade etme sanatıdır. Edebiyat kelimesi Arapça adabiyyāt أدبيّات kelimesinden gelir. Kelime Adb kökünden gelen ve 1. görgü, terbiye, konuk ağırlama adabı, 2. yaşam tarzına ilişkin hikâye ve gözlemlerden oluşan anlamlarına gelen adab أدب kelimesinin çoğul halidir. Türkçede edebiyat kelimesi Tanzimat Dönem'inde kullanılmaya başlanmıştır. Bundan önce ilm-i edeb, şiir ve inşa gibi terimler kullanılmaktaydı. Edebiyat kelimesi ilk defa Şinasi ve Namık Kemal'in yazılarında kullanılmıştır. Edebiyat kelimesi Fransızca littérature sözcüğünün Türkçesi olarak düşünülmüş ve kullanılmıştır. Fransızca kelime Latince harf anlamına gelen littera sözcüğünden türetilmiş litteratura kelimesine dayanır. Edebiyatın edebiyatçılar tarafından ortak bir kanıya varılmış bir tanımı bulunmamaktadır. Edebiyat tanımlanması Platon'un Devlet eserinden günümüze kadar sürmektedir. Platon, edebiyatın genel anlamı ile hayatı yansıması olarak tanımlamış ve bu betim günümüze kadar yaşarlığını korumuştur. Fransız roman yazarı Stendhal "Bir roman yol boyunca gezdirilen ayna demektir.", Georgi Plehanov ise "Edebiyat ve sanat, hayatın aynasıdır" demiştir. Bu tanımlamaları M. Parkhomenko ve A. Myasnikov "Sanat çoğu kez aynaya benzetilir. Bu benzetmenin yanlışlığı, on dokuzuncu yüzyıl klasiklerinin bile gözünden kaçmamıştır. Ayna, karşısında duran nesneleri donuk biçimde yansıtmaktan öte bir şey yapmaz, oysa sanat gerçeğin özüne doğru çok inebilmek için gerçeği seçer, çözümler ve yeniden biçimlendirir." şeklinde eleştirmişlerdir.

 

Edebi ile ilgili Atasözü veya Deyim

 

edebi edepsizden öğren : “edepsizin yaptığı işlerin yapılmaması gereken işler olduğunu düşünmekle doğru yolu bulmuş, böylece edebi edepsizden öğrenmiş olursun” anlamında kullanılan bir söz.

edebini takınmak : edepli davranmaya başlamak.

edebiyat yapmak : bir konu üzerinde gereksiz yere süslü sözler söylemek.

Edebi anlamı, tanımı

Edeb : Arapça kökenli âdâb/edeb: adab; edeb

Ayırt edebilme : Ayırt edebilmek işi.

Ayırt edebilmek : Ayırt etme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Edebilme : Edebilmek işi.

Edebilmek : Etme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Edebiyat kelimesi : Yalnız edebiyatta kullanılan kelime.

Edebiyat türleri : Edebiyat eserlerinin ayrıldığı şiir, dram, hikâyeleme, öğretme, mektup ve sözenlik türleri.

Edebiyatçılık : Edebiyatçının yaptığı iş, yazıncılık.

Milli edebiyat : Yazımızın, yabancı etkisinden sıyrılarak ulusal yöne dönüşmesi. Bu istekler öteden beri sürüp gelmekteydi. 11 nisan 1911'de Selanik'te yayıma başlayan Genç Kalemler dergisi dilde ve yazında Türk'e dönüş denemeleri yaparken, Ziya Gökalp'ın uyandırdığı Türkçülük akımı bu girişimi güçlendirdi. İstanbul'da çıkan Türk-Yurdu ve Yeni Mecmua adlı dergilerde sürdürülen bu akım gelişti. Milli edebiyatın (ulusal yazınımızın) temelleri atıldı. Dilde, konuda, düşün ve duyguda ulusallaşmak amacını güden şu ilkeleri öne sürmüşlerdi: a) Arap ve Fars dillerinin etkisinden sıyrılarak konuşma dili temeline dayanan bir Türkçe ile yazmak. b) Konular, gerçek Türk yaşamından seçilecek, Türk ruhunu yansıtacak. c) Düşünde, duyguda halka dönük bir yol izlenecek, ç) Koşuklar, Tür'k ölçüsü hece ile yazılacak. Milli edebiyatın öncüleri Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Aka gündüz; bilimsel kuramcısı da Ziya Gökalp'tı. Çağın birçok gençleriyle Fecr-i Aticilerin pek çoğu da bu akıma katılmışlardır.

Tekke edebiyatı : Tasavvuf fikirlerini halka telkin etmek için tarikatlı şairlerin halk edebiyatı içinde meydana getirdikleri özel bir edebiyat.

Türk edebiyatçılar birliği : 5846 sayılı yasanın 4. maddesine göre kurulan ve merkezi İstanbul'da bulunan birlik.

Burjuva edebiyatı : Orta sınıf halk kesimine hitap eden edebiyat.

Çocuk edebiyatı : Çocukların hayatı kavramasına yardımcı olacak, hayal gücünü geliştirici, okuma sevgisini aşılayan, eğitici bir edebiyat türü, çocuk yazını.

Divan edebiyatı : XIII-XIX. yüzyıllar arasında dil, konu, işleniş bakımından Arap, Fars etkisi altında gelişmiş Türk edebiyatı.

Edebi dil : Edebî değeri olan eserlerde kullanılan dil, yazın dili.

Edebi eser : Edebiyat türlerinden biriyle kaleme alınmış, sanat değeri taşıyan eserlerin her biri.

Edebi sanat : Edebiyatta anlatımı zenginleştirmek, renklendirmek ve daha çarpıcı bir duruma getirmek için temelde benzetme esasına dayalı söz ve manaya bağlı anlatım inceliği ve özelliği.

Edebikelam : Örtmece.

Edebiyat : Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler.

Edebiyat bilimci : Edebiyat bilimi ile uğraşan kimse.

Edebiyat bilimi : Edebiyatı bütün yönleriyle araştıran, inceleyen, irdeleyen ve tahlil eden bilim dalı, yazın bilimi.

Edebiyat tarihi : Bütün edebî hareketleri ve dönemleri, yazarları, şairleri, dil ve üslup özelliklerini açıklayan bilim dalı veya kitap, yazın tarihi.

Edebiyatça : Edebiyata uygun, edebiyata benzer.

Edebiyatçı : Edebiyatla uğraşan kimse, yazıncı, yazın eri. Edebiyat dersi okutan öğretmen.

Edebiyatsever : Edebiyata tutkun.

Edebiyatseverlik : Edebiyatsever olma durumu.

Halk edebiyatı : Adı belli olan veya olmayan kimselerin, halk ozanlarının yarattıkları şiir, destan, hikâye vb. türleri içine alan edebiyat.

Karşılaştırmalı edebiyat : Karşılaştırma yöntemiyle çeşitli edebiyatlar arasındaki ilişkileri, benzerlikleri tespit etmeyi amaçlayan bilim dalı, mukayeseli edebiyat.

Zümre edebiyatı : Seçkin kesimlere hitap eden edebiyat.

Diğer dillerde Edeagus anlamı nedir?

İngilizce'de Edeagus ne demek ? : aedeagus