Ek nedir, Ek ne demek

  • Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça.
  • Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça, ilave.
  • Sonradan katılan, yapılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri.
  • İki borunun birbirine birleştirildiği yer.
  • Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan, başa, sona veya kelimenin içine eklenebilen, bağımlı dil bilgisi ögeleri, lahika.
  • Eklenmiş, katılmış

"Ek" ile ilgili cümle

  • "Yazının ekleri."
  • "Okul müdürüyken okulun ek inşaatında hamallarla birlikte çalışmış." - H. Taner
  • "Gazetenin haftalık sanat ve edebiyat eki."

Yerel Türkçe anlamı:

Vücuttaki eklem yerleri.

Çocukların bir şeyden sakınmaları için söylenir: Ek kızım ek alma.

Dil bilgisi olarak anlamı:

Sözcük türetmek veya sözcüğün görevini belirtmek için kullanılan biçim verici ses ya da sesler: Evci (ev-ci) , evcil (ev-cil) , evli (ev-li) , ev-lenmek (ev-le-n-mek) eve (ev-e) , evden fev-den) , evde (ev-de) , evim (ev-im) ve benzeri

Gramer anlamı:

Cümle içinde kelimeler arasında geçici anlam ilişkileri kurmak veya yeni bir kelime türetmek üzere kök ve gövdelerin sonuna eklenen ses veya seslerden oluşan öge. Dünya dillerinde, ekler, kelimedeki eklenme yerlerine göre ön ek, iç ek ve son ek olmak üzere üç türlüdür. Türkçedeki eklerin hepsi de son ek türündedir. Ekler görevleri bakımından çekim ekleri ve yapım ekleri olmak üzere ikiye ayrılır. bk. çekim eki, yapım eki.

 

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: eñ yeri]

Bilimsel terim anlamı:

Bir kelimeye eklenerek ona yeni bir değer veya yeni bir görev veren öğe. bk. ön ek, iç ek, son ek.

İki borunun birbirine birleştirildiği yer.

Metin içinde verilmesi yersiz görülen tablo, çizim, sayılama ve benzeri bilgiyi metnin ya da yapıtın arkasında ayrıca gösteren bölüm.

Bir yapıttaki bilgiyi tamamlamak, daha eksiksiz olmasını sağlamak amacıyla sonradan çıkarılan kitap.

Azerbaycan Türkçesi: şäkilçi; Türkmen Türkçesi: goşulma ~ affiks; Gagauz Türkçesi: afiks; Özbek Türkçesi: qoşimça ~affiks; Uygur Türkçesi: qoşumçä; Tatar Türkçesi: quşımça; Başkurt Türkçesi: yalğaw ~ affiks; Kmk:koşumça ~ affiks; Krç.-Malk.: affiks ~ calgaw; Nogay Türkçesi: kosımşa ~ affiks;Kazak Türkçesi: kosımşa ~ jurnak ~ affiks; Kırgız Türkçesi: müçö; Alt:: gojulta; Hakas Türkçesi: hozım;Tuva Türkçesi: ko'jumak; Şor Türkçesi: *affiks; Rusça: affiks

İngilizce'de Ek ne demek? Ek ingilizcesi nedir?:

appendix, attachment, affix, joint, supplement

Fransızca'da Ek ne demek?:

 

accessoir

Osmanlıca Ek ne demek? Ek Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

lâhika, lâhik, mülhak

Ek hakkında bilgiler

Türkçede ekler, yapım eki ve çekim eki olmak üzere ikiye ayrılır. Türkçe sondan eklemeli bir dil olduğu için ekler Türkçedeki en önemli dil yapılarındandır. Yabancı kökenli bazı sözcükler hariç, Türkçede ön ek bulunmaz. Sondan eklemeli bir dil olan Türkçede sözcük köklerine getirilen ekler, cümlede sözcükler arasında geçici anlam ilişkileri kurmak veya yeni sözcükler türetmek amacıyla kullanılır.

Çekim ekleri, kelimenin anlamını değiştirmez, yeni bir kelime yaratmaz, cümledeki diğer kelimeler ile anlam ilişkisi kurmasına yardımcı olur.

Ek ile ilgili Cümleler

  • Yaz gelmeden önce bu tohumları ek.
  • Bay Nakajima İngilizceye ek olarak Almancayı akıcı biçimde konuşabiliyor.
  • Şu anda hiçbir ek bilgi mevcut değil.
  • Ek bir sorun var.
  • Ali ek sorumluluklar aldı.
  • Ek bilgi mevcut değildi.
  • İyi bir sağlığa ek olarak, onun iyi bir beyni var.
  • Ek açıklamalar katmayın.

Ek tanımı, anlamı:

Ek bent olmak : Şaşırıp ne diyeceğini bilememek.

Ekini belli etmemek : Eksik, bozuk, yanlış, kusurlu bir işi sağlam ve doğru gibi göstermek.

Ek bileziği : İki boruyu birbirine eklemekte kullanılan bağlantı parçası, manşon.

Ek bütçe : Yıllık bütçeye sonradan eklenen bütçe.

Ek ders : Haftalık zorunlu ders yükünün dışında kalan ders.

Ek eylem : Ek fiil.

Ek fiil : Ad, sıfat, zamir vb. ad soyundan kelimelerin yüklem görevinde kullanılmasını sağlayan yardımcı fiil, ek eylem.

Ek görev : Bir görevlinin asıl işiyle birlikte veya asıl işi dışında yürüttüğü ikinci görev.

Ek gün : Bankacılıkta borç senetlerinin, bankalara ödenmesi için vade tarihinden başlayarak tanınan iki gün, opsiyon.

Ek kart : Banka müşterisinin kendi hesabından kart aracılığıyla harcama yetkisi verdiği ve kendisiyle birlikte müşterek ve müteselsil borçlu olan kişinin kullandığı kart.

Ek kök : Sapın yanlarından çıkan ince kök.

Ek oylum : Camilerde yarım kubbelerin iki veya üç yanında küçük yarım kubbelerle yapılmış olan oylum eklemleri.

Ek ödenek : Aylık ücretlere ek olarak verilen prim veya ikramiye. Bütçede herhangi bir yatırım için ayrılan paraya yapılmış olan ek, ek tahsisat.

Ek poliçe : Sigorta bedelinin yükseltilmesi durumunda önceden hazırlanmış bir poliçeye ek olarak düzenlenen belge, zeyilname.

Ek süre : Bir alışverişin karara bağlanması için genellikle satıcının alıcıya tanıdığı süre, opsiyon.

Ek tahsisat : Ek ödenek.

İç ek : Bazı dillerde kelime kökünün içine giren ek.

İşlek ek : Kelime türetmede sık kullanılan yapım eki.

Ön ek : Bazı yabancı dillerde kökün önüne gelerek kelimeye belirli bir anlam katan ek: anormal, biçare, nadan gibi.

Son ek : Kelimelerin kök veya gövdesinin sonuna gelen ek.

Aidiyet eki : İlgi eki.

Bildirme eki : Çoğu sürerlik, kesinlik veya kuvvetli ihtimal kavramlarını vermek için yüklemin sonuna gelen durur kelimesinin ekleşmiş biçimi olan -dır, -dir eki.

Çekim eki : Fiil, ad kök veya gövdelerine gelerek bağlı oldukları kelime gruplarına göre kelimeler arasında durum (hâl), iyelik, çokluk, zaman, kişi ilişkisi kuran birim: ev-e, ev-im, ev-ler, gel-di, gel-di-m, gel-di-ler gibi.

Çoğul eki : Çokluk eki.

Çokluk eki : Getirildiği kelimenin birden çok olduğunu anlatan ek, çoğul eki.

Durum eki : Adın bir adla veya fiille ilgisini kuran ek, hâl eki.

Edilgenlik eki : Fiillerin gerçek öznesini gizleyen yapım eki.

Eşitlik eki : Kelimeye "gibi, göre" anlamları katan -ce / -ce, -ça / -çe ekleri.

Hal eki : Durum eki.

İlgi eki : Bağlantı kavramı veren -ki eki, aidiyet eki.

İyelik eki : Ad soylu kelimeye eklenerek kime veya neye ait olduğunu bildiren ek.

Kişi eki : Fiil çekimlerinde kullanılan ve kişiyi gösteren ek, şahıs eki: Geldi-m, gelmiş-sin gibi.

Küçültme eki : Kelimelerin anlamına küçüklük, azlık, sevgi, acıma kavramları katan cik, -cek, -ceğiz, -imsi, -imtırak, -rek, -ce ekleri.

Nispet eki : Sıfat yapmak üzere adlara getirilen ek, nispet i'si, yayınispi.

Olumsuzluk eki : Kökü fiil olan bir kelimeye olumsuzluk kavramı veren -ma, -me eki: sevmemek, sevmeyecek, okumamış gibi.

Soru eki : Cümleye soru anlamı veren ek.

Şahıs eki : Kişi eki.

Topluluk eki : Adlarda sayı bakımından topluluk ve birliktelik gösteren ek.

Türetme eki : Ad veya fiil köklerine getirilerek yeni söz varlıkları yapan ek.

Yapım eki : Kelime kök veya gövdesine getirilerek kelimenin yeni bir anlam kazanmasını sağlayan ek: -lik (göz-lük); -ci (ev-ci); -li (ev-li); -inç (sev-inç); -gi (sev-gi); -daş (vatan-daş) gibi.

Yokluk eki : Ad soylu kelimelere gelerek herhangi bir nesne veya özelliğe sahip olmama anlamı katan -sız, -siz eki. Bir adın önüne gelerek yok olma durumunu belirten yabancı kökenli ek.

Yön eki : Yön gösterme eki.

Yön gösterme eki : Yön bildiren, yer ve zaman adları yapan ek, yön eki: son-ra, taş-ra, dış-arı, iç-eri vb.

Zaman eki : Fiillerde kullanılan ve zaman kavramı veren ek: -ecek (gel-eceğ-im), -miş (piş-miş-ti), -iyor (sev-iyor), -di (gel-di) vb.

Çatı ekleri : Fiil kök veya gövdelerinden dönüşlü, edilgen, işteş, ettirgen çatılar yapmaya yarayan ekler: (Sev-in-), (sev-il-), (sev-iş-), (kapa-t-), (geç-ir-), (sev-dir-) gibi.

İki : Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı. Birden sonra gelen sayının adı. Birden bir artık.

Yer : İz. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Durum, konum, vaziyet. Görev, makam. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Gezinilen, ayakla basılan taban. Ülke. Durum, konum. Yerküre. Önem.

Ek artı değer : Bir malın üretimi için toplumsal olarak gerekli zamanı kısaltan bir yöntem değişikliğinin, bu yöntemi uygulamaya koyan kapitaliste bireysel olarak sağladığı ek kazanç.

Ek bağırsağın ters dönmesi : Atlarda, ek bağırsağın kendi içine veya sağ alt kolonun içine girerek ters dönmesi, sekum inversiyonu.

Ek bağırsak yangısı : İnsanlarda ve iri cüsseli maymun türlerinde ateş, karın ağrısı ve lökositozisle belirgin ek bağırsağın yangısı, kör bağırsak yangısı, tiflitis, apandisit.

Ek belge : Asıl belge üzerinde hak iyesi olanın düzenlediği, bulgu için verilen ek belge.

Ek bilezikli ek : Ek bileziği ile yapılan bağlantı.

Ek bilgi : (örnek.) Örneklem sormaca tasarımında, incelenen özelliğin dışında örnekleme birimlerine ilişkin ek bilgi. Bu bilgiler katmanlama, seçim olasılıklarının saptanması ya da kestirim için kullanılabilir.

Ek çalışan etkisi : Hanehalkından birinin işsiz kalması yüzünden hanehalkının diğer bireylerinin emek sunumunu artırmaları.

Ek çalışan önsavı : İktisadi dalgalanmaların daralma evresinde, hanehalkının reel gelir düzeyini korumak ve sürdürmek amacıyla ailedeki çalışmayan diğer bireylerin de işgücüne katılacakları varsayımına dayanan ve iktisadi çevrime işgücüne katılım oranı arasında ters yönlü bir ilişki olduğunu ileri süren önerme.

Ek çekim : Kurgu sırasında ortaya çıkan bir boşluğu, uyuşumsuzluğu gidermek amacıyla sonradan gerçekleştiren çekim; çevirim senaryosunda yer almayan çekim.

Ek çentiği : Ek yeri gürültüsünü önlemek amacıyla filmin kenarına yapılan çentik.

Diğer dillerde Ek anlamı nedir?

İngilizce'de Ek ne demek? : [EK] adj. additional, extra, supplemental, supplementary, further

n. addition, supplement, extension, extra, annex, appendix, appendage, addendum, adjunct, appurtenance, formative, insertion, inset, postscript, schedule, supplementation

pref. by, bye, super

Fransızca'da Ek : additionnel/le

Almanca'da Ek : n. Anhängsel, Annex, Ansatz, Beigabe, Beilage, Einsatz, Einschlag, Einschub, Endung, Korollar, Nachsatz, Verlängerung, Zusatz

adj. zusätzlich

Rusça'da Ek : n. приложение (N), добавление (N), добавка (F), дополнение (N), аффикс (M), суффикс (M), послелог (M)

adj. дополнительный, подсобный