Ekonomik nedir, Ekonomik ne demek

Ekonomik; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Ekonomi ile ilgili olan, iktisadi
  • Az masraflı, hesaplı, iktisadi.
  • En az çabayla en çok verim alınan, kazançlı.
  • Kolay kullanılabilen.

"Ekonomik" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bugüne kadar ekonomik bakımdan ne sıkıntılar çektiğimizi bir biz biliriz." - Y. K. Karaosmanoğlu
  • "Matematik dili ayrıca en ekonomik dildir." - H. Taner

Ekonomik hakkında bilgiler

[Bakınız: ekonomi]

Ekonomik ile ilgili Cümleler

  • Küçük bir araba büyük olandan daha ekonomiktir.
  • Ekonomik büyüme çevre kirliliği pahasına sürdürülmemelidir.
  • Londra ekonomik ve kültürel sebeplerden ötürü çok önemliydi.
  • İtalya kendi tarihindeki en kötü ekonomik krizin içinde.
  • Ekonomik durum daha da kötüleşti.
  • Ekonomik konuta acil bir ihtiyaç vardır.
  • İtalya, tarihindeki en kötü ekonomik krizi yaşıyor.
  • Ülkenin ekonomik durumu kötüleşti.
  • Ekonomik kalkınma Afrika için önemli.
  • Bugün Japonya dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri olarak kabul edilir.
  • Bu artış ile birlikte, dünyanın ekonomik organizasyonda bir değişiklik oldu.
  • Ekonomik durgunluğa karşın, ticari ürün fiyatları hala yüksek.
  • Ekonomik durum hiç içaçıcı değil.
  • Ekonomik durum şimdi iyi değil.

Ekonomik anlamı, tanımı:

 

Ekonomi : Bu ilişkileri inceleyen bilim dalı, iktisat. Tutum. İnsanların yaşayabilmek için üretme, ürettiklerini bölüşme biçimlerinin ve bu faaliyetlerden doğan ilişkilerin bütünü, iktisat.

Ekonomik davranmak : Tutumlu davranmak.

Ekonomik ambargo : Cezalandırmak amacıyla bir ülkeye ekonomik alanda yaptırım uygulama.

İktisadi : Ekonomik.

Masraflı : Çok masraf gerektiren, pahalıya çıkan.

Hesaplı : Satın alınabilen, bütçeye uygun, ekonomik. Parasını ölçülü harcayan, tutumlu. Ayrıntılarıyla düşünülüp tasarlanmış, planlı, rasyonel. Ölçülü davranan, ölçülü.

Çaba : Herhangi bir işi yapmak için ortaya konan güç, zorlu, sürekli çalışma, gayret, ceht, efor.

Verim : Elde edilen ürün, hizmet vb.yle onu elde etmek için harcanan iş arasındaki oran. Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman. Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere.

Kazançlı : Kazanç getiren, kazanç sağlayan. Kazanmış olan.

Kola : Kolalama. Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata).

 

İle : Bazı soyut adlara getirildiğinde "... olarak, ... bir biçimde" anlamında durum zarfları oluşturan bir söz. Cümle içinde aynı görevde bulunan iki ögeyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz. Kelimenin sonuna geldiğinde birliktelik, beraberlik, araç, neden veya durum anlatan cümleler yapmaya yarayan bir söz.

İlgili : İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik.

Az : Azot elementinin simgesi. Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak. Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik, çok karşıtı.

Kolay : Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe. Kolaylık. Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı.

Ekonomik bunalım : Bir ülkede ya da tüm dünyada ekonomik etkinliklerin durgunlaşması, gerilemesi ve bununla koşut olarak işsizliğin artması olayı. [Bakınız: bunalım]

Ekonomik büyüme : Herhangi bir ülkede yaratılan ulusal gelirin ve bundan kişi başına düşen niceliğin, bir yıldan öteki yıla olumlu yönde gerçekleşen artışı. [Bakınız: büyüme]

Ekonomik coğrafya : İnsan coğrafyasının, ekonomik etkinlikleri coğrafya açısından inceleyen başlıca kolu.

Ekonomik dalgalanmalar : Anamalcı düzende, ekonomik yaşamın büyüme ve bunalım dönemlerinin birbirini izlemesi.

Ekonomik daralma : Ekonominin tam çalışma düzeyi altında dengede bulunuşu, (işsizlik, eder düşüklükleri, yapım öğelerinin ulusal gelirden aldığı payların azalması gibi sakıncalar doğurur).

Ekonomik denge vergisi : 5 Nisan Kararları çerçevesinde bildirim belgesi veren gelir veya kurumlar vergisi yükümlülülerinin bildirim belgelerindeki matrahın %10’u olarak alınan bir tür servet vergisi.

Ekonomik düzenleme örgütü : Ülkeye ilişkin kalkınma yolunun saptanmasına temel olacak çalışmaları yapan, ana amaçlara göre uzun süreli kalkınma düzeyini anıklayan ve bunları beşer yıllık dönemler ve birer yıllık uygulamalara ilişkin bölümlere ayıran örgüt.

Ekonomik elverişlilik : Düşünü ürününün ekonomik olarak yararlı olması, bir mal gibi ortaya konulup piyasaya sürülebilmesi, kamu için yararlı olma olanağının varlığı.

Ekonomik eylemler : İnsanların ekonomik mal ve görevleri yaptırma ve bu çalışmalar nedeniyle işletmeleri geliştirme işlemleri.

Ekonomik gelişme yasası : Marksist yaklaşıma göre; üretici güçlerle üretim ilişkileri arasındaki uyumun ekonomiyi geliştirdiği, uyumsuzluk olması durumunda, yani üretim ilişkilerinin üretici güçlerin gelişmesinin önünü tıkadığında, uyumun yeniden sağlanabilmesi için üretici güçlerine uygun yeni üretim ilişkilerinin ortaya çıktığını ifade eden yasa.

Diğer dillerde Ekonomik anlamı nedir?

İngilizce'de Ekonomik ne demek? : adj. economic, economical

Fransızca'da Ekonomik : économique

Almanca'da Ekonomik : adj. ökonomisch, wirtschaftlich

Rusça'da Ekonomik : adj. экономический, хозяйственный, экономичный