Electrical türkçesi Electrical nedir

Electrical ile ilgili cümleler

English: After the iron had cooled off, Mary wrapped the electrical cord around the iron, put the iron back on the shelf, folded up the ironing board, and put it away back in the closet.
Turkish: Ütü soğuduktan sonra Mary elektrik kablosunu ütüye sardı, ütüyü tekrar rafa koydu, ütü masasını katladı ve onu yine dolaba kaldırdı.

English: I need an electrical outlet.
Turkish: Bir elektrik prizine ihtiyacım var.

English: Ali is an electrical engineer.
Turkish: Ali bir elektrik mühendisidir.

English: Ali was an electrical engineer.
Turkish: Ali bir elektrik mühendisiydi.

English: Ali wants to be an electrical engineer.
Turkish: Ali bir elektrik mühendisi olmak istiyor.

Electrical ingilizcede ne demek, Electrical nerede nasıl kullanılır?

Electrical accounting machine : Elektrikli hesap makinesi.

Electrical and electronic engineering : Eee. Elektrik ve elektronik mühendisliği. Elektronik sistemleri tasarlama ve geliştirme mesleği. Elektrik elektronik mühendisliği.

Electrical angle : Elektriksel açı.

Electrical appliance : Elektrikli alet. Elektrikli aletler. Elektrikle çalışan alet veya araçlar. Elektrikli araçlar. Elektrikli aygıt.

 

Electrical appliances : Elektrikli aletler. Elektrikli araçlar. Elektrikli cihazlar. Elektrikle çalışan alet veya araçlar. Elektrikli avandanlıklar.

Electrical capacity : Elektrik gücü.

Electrical cataract : Elektrik kataraktı. Yüksek elektrik akımına maruz kalma sonucu, göz merceği saydamlığının kaybolması.

Electrical attraction : Karşıt imli elektrik yükleri arasındaki coulomb yasası ile belirlenen çekim kuvveti. Elektriksel çekim.

Electrical chain : Elektrik zinciri.

Electrical axis : Elektrik ekseni.

İngilizce Electrical Türkçe anlamı, Electrical eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Electrical ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elec : Elektrik ile üretilen. Elektrikle faaliyete geçen. Electric (elektrikli). Elektrik ile çalışan.

Washing machine : Buhar vb ile çalıştırılan yıkama makinesi. Çamaşır makinesi. Yıkama makinesi. Çamaşır makinası. El.

Juice : Kuru. Su. Öz su. Sebze suyu. Özsu. Öz. Salgı. Benzin. İçki.

Electric : Çok heyecanlı. Çıngılı.

Electrically driven : Elektrikle çalışan. Elektrik tahrikli. Elektrikle işleyen. Elektrikle hareket eden. Çıngıyla hareket eden.

Cable : Kablo döşemek. Telgraf çekmek. Telgrafla yollamak. Kablolu yayın. Palamar. Kaplıtel. Telgraf havalesi çekmek. Telgraf mesajı. Kablolamak. Halat.

 

Electricity : İki nesnenin birbirine sürtünmesiyle, sıkıştırma gibi herhangi bir mekanik etki sırasında, ısının kimi örütler, ışığın kimi özdekler üzerindeki etkisiyle ya da ayrı potansiyelli iki özdek arasında oluşan ve etkisini çekme, itme, mekanik, kimyasal, ısıl vb. olaylar biçimin de gösteren erke türü. Elektrik akımı. Cereyan. Elektriklilik. Duruk ya da devinen elektrik yüklerinin yol açtığı tüm görüntüleri inceleyen doğabilim dalı. Eksiciklerin akım ve alanlarından oluşan görüngeler. Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Elektrik yükünün yol açtığı bütün olaylar için kullanılan genel terim.

Alive : Uyanık. Elektrik yüklü. Hareketli. Farkında. Hayat dolu. Faal. Sağ. Yaşam dolu. Zinde.

Juices : Meyve suyu. Salgı. Su. Benzin. Özsu. İçki.

Electrocardiogram : Kalp grafiği. Elektrokardiyografi. Elektrokardiyogram. E.k.g. Kalp atışçizgesi. Kalbin çalışması sırasında oluşan aksiyon akımların yazdırılmasıyla oluşan grafik, ekg. bu grafikte p, q, r, s, t ile ifade edilen temel dalgalar oluşur. p; kulakçık depolarizasyonunu, qrs kompleksi; karıncık depolarizasyonunu, t; karıncık repolarizasyonunu ifade eder. Ekg.

Electrical synonyms : power, electro, electrode.