Elektrik nedir, Elektrik ne demek

Elektrik; bir fizik terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

"Elektrik" ile ilgili cümleler

  • "Ufak tefek ama şimdiden elektriği öbürkülerden başka, yırtıkça bir kız var içlerinde." - H. Taner

Yerel Türkçe anlamı:

Cep feneri.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Duruk ya da devinen elektrik yüklerinin yol açtığı tüm görüntüleri inceleyen doğabilim dalı.

Kimya'daki anlamı:

1.Bazı cisimlerde sürtme, ışınlama, aşırı ısıtma ve benzeri etkiler sonucu ortaya çıkan, başka cisimleri uzaktan ve vasıtasız çekme veya itme yeteneği. 2.Elektrik yüklü temel parçacıkların (bilhassa elektronun) hareketi sonucu oluşan akım.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Elektrik yükünün yol açtığı bütün olaylar için kullanılan genel terim.

Bilimsel terim anlamı:

İki nesnenin birbirine sürtünmesiyle, sıkıştırma gibi herhangi bir mekanik etki sırasında, ısının kimi örütler, ışığın kimi özdekler üzerindeki etkisiyle ya da ayrı potansiyelli iki özdek arasında oluşan ve etkisini çekme, itme, mekanik, kimyasal, ısıl ve benzeri olaylar biçimin de gösteren erke türü.

 

İngilizce'de Elektrik ne demek? Elektrik ingilizcesi nedir?:

electricity

Osmanlıca Elektrik ne demek? Elektrik Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

elektrikiyet

Elektrik hakkında bilgiler

Elektrik, elektrik yüklerinin varlığıyla ve akışıyla ilgilenen fiziksel olguların bütünüdür. Elektriğin birçok alanda gözle görülebilir çeşitli etkileri vardır. Bunlara örnek olarak yıldırım, statik elektrik, elektromanyetik ürünlenim ve elektrik akımı verilebilir. Bunlara ek olarak, elektrik radyo dalgalarının oluşumunu sağlayan ve var eden elektromanyetik radyasyon ile ilgilidir.

Elektrik ile ilgili Cümleler

  • Kaldığımız kabinde elektrik yoktu.
  • Elektrik enerjisi şirketleri kömür kullanımlarını azaltmaya çalışıyor.
  • Evime güneş panelleri taktığımdan beri elektrik faturam yarı yarıya azaldı.
  • Elektrik birkaç dakika içerisinde tekrar geldi.
  • Ali elektrik çarpması sonucu öldü.
  • Elektrik faturasını ödemeyi unuttum.
  • Elektrik faturamı teslim aldım.
  • Elektrik faturasını ödedin mi?
  • Teller elektrik taşır.
  • Arabamın elektrikli camları ve elektrikli kapı kilitleri var.
  • Elektrik çok faydalıdır.
  • Elektrik akımı manyetizma oluşturabilir.
  • Ali elektrikli bir araba kullanıyor.
  • Bu gece elektrikli battaniye kullanmalıyız.
 

Elektrik kısaca anlamı, tanımı:

Elektrik almak : Etkilenmek, etkisi altında kalmak.

Elektrik vermek : Bir yeri elektrikle donatmak. işkence amacıyla birinin çıplak bedenine doğru akım vermek. elektrik enerjisini kullandırmak. etkilemek, etkisi altında bırakmak.

Elektriği kesmek : Elektrik enerjisinin akışına engel olmak.

Elektriği yakmak : Bir yeri aydınlatmak için elektrik enerjisini açıp kullanmak.

Elektrik anahtarı : Elektrik gücünden ışık, ısı, hareket olarak yararlanırken akımın kesilmesi veya açılması için kullanılan araç.

Elektrik çarpması : Canlının akım geçen tele dokunması sonunda şiddetle sarsılması.

Elektrik dinamosu : Güçlü bir elektromıknatısın kutupları arasında dönen sarımlar biçiminde düzenlenmiş bir iletkenden oluşan ve iletkenin döndürülmesiyle mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştüren araç.

Elektrik direği : Elektrik enerji hatlarını taşıyan ağaç veya metal direk.

Elektrik düğmesi : Elektrik akımını açıp kesmeye yarayan düğme.

Elektrik fabrikası : Elektrik enerjisi üreten ve bu enerjiyi nakil hatlarıyla dağıtan büyük iş yeri.

Elektrik feneri : Pille çalışan fener, el feneri.

Elektrik fırını : Elektrik enerjisi ile çalışan mutfak aleti.

Elektrik fincanı : Elektrik tellerinin sarıldığı, akım geçirmeyen porselen.

Elektrik kaçağı : Bir telden kaçan akım.

Elektrik kaynağı : Elektrik enerjisi kullanılarak yapılmış olan kaynak işlemi.

Elektrik ocağı : Elektrik enerjisi ile çalışan ve ısıtma ve pişirme aracı olarak kullanılan alet.

Elektrik saati : Elektrik sayacı.

Elektrik santrali : Daha az donanımlı küçük elektrik fabrikası.

Elektrik sayacı : Kullanılan elektrik enerjisinin miktarını gösteren araç, elektrik saati.

Elektrik süpürgesi : Elektrikli süpürge.

Elektrik teli : Elektrik akımını kolayca iletebilen ve özellikle bakırdan yapılmış olan tel.

Elektrik üreteci : Jeneratör.

Elektrik yayı : Birbirine değmeyen iki kömür çubuk arasında elektrik akımı sırasında oluşan yay biçimindeki ışık.

Elektrik zili : Elektrikli zil.

Durağan elektrik : Kimyasal olarak enerjinin depo edildiği akümülatörün ürettiği elektrik.

Pozitif elektrik : Cam çubuğunun bir kumaşa sürtünmesi sonucu oluşan, artı (+) işaretiyle gösterilen elektrik. Kişiler arasında olumlu etki.

Elektrikçi : Elektrik işleri yapan usta.

Elektrikleme : Elektriklemek işi.

Elektriklemek : Etkilemek. Üzerinde elektrik gücü bulunmayan bir iletkene, elektrikli başka bir iletkeni yaklaştırmak veya değdirmek yoluyla elektrik gücü vermek.

Elektriklendirme : Elektriklendirmek işi.

Elektriklendirmek : Bir yere elektrik sağlamak. Sinirli ve gergin bir duruma yol açmak.

Elektriklenmek : Etkilenmek. Sinirli ve gergin bir duruma gelmek, gerginleşmek. Elektrik enerjisiyle yüklü duruma gelmek.

Elektrikli : Sinirli ve gergin bir duruma gelmiş olan. Elektriği olan, elektrik enerjisiyle yüklü olan, elektrikle işleyen.

Elektrikli basaç : Kapı, pencere ve elektrikli araçlarda kullanılan sistem açıcı.

Elektrikli daktilo : Elektrik enerjisi ile çalışan yazı makinesi.

Elektrikli ısıtıcı : Elektrik enerjisinin oluşturduğu ısıyı çevreye yayan araç.

Elektrikli sandalye : Bazı ülkelerde ölüm cezasının uygulanmasında kullanılan araç.

Elektrikli süpürge : Elektrik enerjisi ile çalışan süpürge, elektrik süpürgesi, süpürge.

Elektrikli tren : Elektrik enerjisi ile çalışan tren.

Elektrikli zil : Elektrik gücüyle oluşan titreşim sonucu ses veren araç, elektrik zili.

Elektriksiz : Elektrik olmadan. Elektriği olmayan, elektrik enerjisiyle yüklü olmayan, elektrikle çalışmayan.

Elektriksizlik : Elektriksiz olma durumu.

Madde : Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Molekül. Bir cismi oluşturan öge, öz. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Para, mal vb. ile ilgili şey. Duyularla algılanabilen nesne.

Elektron : Bütün atomlarda bulunan negatif yüke sahip temel parçacık, pozitron karşıtı.

Pozitron : Bütün atomlarda bulunan pozitif yüke sahip temel parçacık, elektron karşıtı.

Proton : Hidrojen atomunun çekirdeği. Atom çekirdeğinde her biri (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik.

Parçacık : Küçük parça, kırıntı. Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri, partikül.

Hareket : Deprem. Devinim. Yola çıkma. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Davranış, tutum. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Akış : Akma işi. Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme. Akın. Geçip gitme, sürüp gitme.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Elde : Çarpma ve toplama işlemlerinde bir sonraki sıranın rakamlarına katılacak olan sayı.

Aydınlanma : Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Aydınlanmak işi veya durumu.

Çarpıcılık : Çarpıcı olma durumu, sansasyonellik.

Cazibe : Çekicilik. Çekim.

Canlılık : Canlı olma durumu. Neşelilik, hareketlilik.

Elektrik akımı : Katı, sıvı ya da uçun durumlanndaki iletkenlerden artı ya da eksi yüklü parçacıklar akışı olarak gözlenen olay. [Bakınız: akım] (fizik)

Elektrik akümülatörü : (fizik)

Elektrik alanı : Bir elektrik yükü çevresinde elektriksel kuvvetlerin etki gösterdiği bölge. Alan artı birim yüke etkiyen kuvvetle ölçülür. Elektrik yükleri nedeniyle oluşan ve içindeki herhangi bir noktada bulunan yükün etki altında kaldığı uzay parçası. Durgun haldeki elektrik yüklü cisimlere çekme veya itme kuvveti uygulayan uzay bölgelerinin özelliklerini tanımlamada kullanılan ve E ile gösterilen fiziksel büyüklük. Q yüklü bir cisim, bulunduğu noktada F kuvvetinin etkisine giriyorsa elektrik alanı E=F/Q bağıntısı ile verilir. SI sisteminde elektrik alan birimi "Newton/Coulomb"’dur.

Elektrik alıcıları : Bazı balıklarda potansiyel farkına duyarlı reseptörler.

Elektrik boşalımı : Üşerleşmiş bir uçun içinde gerilim düşmesine yol açan elektrik akışı.

Elektrik çevrimi : Bir elektriksel erke kaynağının artı ve eksi ucayları arasına bağlanmış çeşitli iletkenlerden ve elektrik gereçlerinden oluşmuş akım geçirici yol.

Elektrik dağıtım ağı : Bir yerleşim yerinde ya da bir konutta elektrik akımını, kaynağından kullanma yerlerine taşıyan yalıtılmış tellerin tümü.

Elektrik denetimli : Elektrik yoluyla denetlenen herhangi bir şey.

Elektrik devresi : (fizik) [Bakınız: devre]

Elektrik dipol moment : [ µ ]Elektrik dipolünün debye olarak büyüklüğü.

Diğer dillerde Elektrik anlamı nedir?

İngilizce'de Elektrik ne demek? : [Elektrik (die) ] n. electricity, type of energy which results from the existence of charged particles

adj. electric, electrical

n. electricity, juice

Fransızca'da Elektrik : électricité [la]

Almanca'da Elektrik : n. Elektrizität, Kraftwerk

Rusça'da Elektrik : n. электричество (N), электроэнергия (F)

adj. электрический