Emekli nedir, Emekli ne demek

Emekli; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Emek harcanarak elde edilen, zor, zahmetli
  • Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse, tekaüt.

"Emekli" ile ilgili cümle

  • "Buraya gelenler hep asker emeklileridir." - H. Taner

Bilimsel terim anlamı:

Görevli bulunduğu işlerde, yasalarla saptanan belirli bir süreye ve yaşa değin çalıştıktan sonra kendisine bağlanan belirli bir aylıkla görevinden ayrılan kişi.

İngilizce'de Emekli ne demek? Emekli ingilizcesi nedir?:

pensioner

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Şanlıurfa kenti, Harran ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Emekli hakkında bilgiler

Emeklilik, kişilerin yasalarca belirlenen uzunca bir süre çalıştıktan sonra çalışma hayatından tamamen çekilmeleri. Bu kimselere emekli veya tekaüt denir. Emekliler, geçmiş hizmetleri nedeniyle, çalışmaksızın, belirli ve düzenli bir gelir almaya hak kazanırlar. Bununla birlikte, gündelik kullanımda, kanuni zorunluluğu doldurmadan iş bırakmış kimseler de zaman zaman emekli olarak adlandırılırlar.

Emeklilik, genellikle kişinin ekonomik durumunun yanı sıra hayattaki rolünde de önemli değişikliklerin meydana gelmesi anlamına gelir.

 

Türkiye'de Eylül 1999 ve sonrasında çalışmaya (prim ödemeye) başlamış kimseler için emeklilik yaşı erkeklerde 60, kadınlarda 58'dir. Aşağıda bazı diğer ülkelerdeki emeklilik yaşları ile ileri yaşlarda çalışan kimselerin çalışan nüfusa oranları görülmektedir.

Emekli ile ilgili Cümleler

  • Emekli olduğunda büyük bir aylık kazanmıyordu.
  • Emekli olan bir yönetici için bir veda partisi düzenlendi.
  • Ali şu anda emekli.
  • Emekli olduğu gün şirket ona altın bir saat hediye etti.
  • Ali 20 Ekim 2013'te emekli oldu.
  • Emekli maaşımı kaybedebilirim.
  • Emekli olduğunda onun işini oğlu devraldı.
  • Emekli olduğunda dedeme altın bir saat hediye edildi.
  • Ali sonunda emekli oldu.
  • Ali 2013 yılında emekli oldu.
  • Ali geçen yıl emekli oldu.
  • Bu olayı çözene kadar emekli olmayacağım.
  • Jale emekli bir diplomalı hemşiredir.
  • Emekli olamayacak kadar çok gençsin.

Emekli kısaca anlamı, tanımı:

Emek : Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü, zahmet. Uzun ve yorucu, özenli çalışma. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci.

Çalış : Çalma işi.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Emekli olmak : Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanun ile sağlanan haklardan yararlanarak görevinden ayrılmak, tekaüt olmak.

Emekliye ayırmak : Kanuna göre aylık bağlayarak bir görevliyi görevinden ayırmak.

Emekliye ayrılmak : Emekli olmak, tekaüde sevk olunmak.

Emekliye sevk etmek : Emekliye ayırmak.

Emekli aylığı : Emekli olduktan sonra ödenen aylık, emekli maaşı, tekaüt maaşı.

 

Emekli ikramiyesi : Emekli olma sırasında verilen toplu para, tekaüt ikramiyesi.

Emekli maaşı : Emekli aylığı.

Malulen emekli : Hastalığı veya sakatlığı dolayısıyla erken emekli edilmiş kimse.

Emeklilik : Emekli olma durumu, tekaütlük.

Emeklilik çağı : Emekli olma zamanı.

Bireysel emeklilik : Bireylerin geleceklerini garanti altına almak için bankalar veya çeşitli finans kurumları aracılığıyla yaptıkları tasarruf.

Zorunlu emeklilik : Yasalarda şartları belirlenmiş mecburi emeklilik.

Zahmetli : Zahmetle yapılan, yorucu, sıkıntılı, eziyetli, güç. Sıkıntı veren.

Kanun : Yasa. Geçerli olan kural. Dikdörtgen biçiminde, bir köşesi kesik, yassı bir sandık üzerine gerilmiş tellerden oluşan, tırnak adı verilen çalgıçlarla çalınan ince saz çalgısı.

Tekaüt : Emekli. Emekliye ayrılma.

Kişi : Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek. Eş, koca. Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer.

Yasal : Yasanın, dinin ve kamu vicdanının doğru bulduğu, yasalara uygun, kanuni, meşru, legal.

Çalışma : Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Çalışmak işi, emek, say. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi.

Hayat : Avlu. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Canlı, sağ olma durumu. Yazgı. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Yaşam. Geçim şartlarının bütünü. Meslek. Sundurma. Balkon.

Emekli karşılığı : Emekli aylıkları karşılanılmak üzere ayrılan yedek para. İşverence ödenecek emekli aylıkları karşılığı para.

Emekli ödencesi : Yasal görev süresini doldurarak emekliye ayrılmış olan görevli ve hizmetlilere çalışma sürelerine göre verilen ödence.

Emekli sandığı : Memur statüsündeki devlet personelinin malüllük, ihtiyarlık ve ölüm sigortalarını karşılamak üzere 1950 yılında etkinliğe başlayan tüzel kişiliğe sahip sosyal güvenlik kurumu. 2003 yılında Emekli Sandığı Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altına alınmıştır.

Emekli sandığı ayırcası : Emekli aylıklarının ödenebilmesi amacı ve birikim yapılmak üzere açılan sayışım.

Emekliler : 38 yaşından sonra, yetki belgesi almamış olan özenci ve bağımsız bölümlerdeki koşuculara, 40 yaşından elli beş yaşına dek verilen yetki belgesini almış yarışçılar.

Emeklilik fonu : Çalışanlar ve işverenlerden fon toplayan ve bu topladığı fonları işleterek emekliye ayrılanlara ödeme yapmak için kullanan uzmanlaşmış kamu veya özel finansal kuruluş.

Emekliye ayırmak : kanuna göre aylık bağlayarak bir görevliyi görevinden ayırmak. İlgili cümle: "“Size bir fenalık edebilir, sizi işinizden attırır, vekâlet emrine alır, vakitsiz emekliye çıkartabilir.”" H. Taner.

Emekliye ayrılmak : emekli olmak, tekaüde sevk olunmak. İlgili cümle: "“Sakatlığımı öne sürerek emekliye ayrılmamı isteyebilirim.”" N. F. Kısakürek.

Diğer dillerde Emekli anlamı nedir?

İngilizce'de Emekli ne demek? : adj. retired, retiring, superannuated

n. pensioner, old age pensioner

n. labor, labour [Brit.], work, exertion, pain, toil, pains

Fransızca'da Emekli : retraité/e

Almanca'da Emekli : n. Emeritus, Pensionär

adj. alt, ausgedient, inaktiv, pensioniert, Ruhestand: im Ruhestand

Rusça'da Emekli : n. пенсионер (M), ветеран (M)

adj. пенсионный, трудоемкий