Engaged in türkçesi Engaged in nedir

Engaged in ile ilgili cümleler

English: He has engaged in religious activity since then.
Turkish: O zamandan beri dini etkinliklerle uğraşıyor.

English: He engaged in agriculture.
Turkish: O, tarımla uğraşıyordu.

English: He has been engaged in foreign trade for twenty years.
Turkish: O yirmi yıldır dış ticaretle uğraşıyor.

English: Ali is engaged in medical research.
Turkish: Ali tıbbi araştırma ile iştigal etmektedir.

English: He is engaged in developing new materials.
Turkish: Yeni malzemelerin geliştirilmesi ile uğraşmaktadır.

Engaged in ingilizcede ne demek, Engaged in nerede nasıl kullanılır?

Engaged : Meşgul. Bağlı. Bağlantılı. Dolu. Birbirine geçmiş. Meşgul (telefon). Rezerve. Angaje. Nişanlı. Bağlanmış.

In : Da. Olarak. Dahili. İçeriye. İçeri doğru yönelen. İçine. De. Tutulan. İçeri. İç.

Be engaged in : İşin içine girmek. Faaliyette bulunmak.

Be engaged in woolgathering : Başında kavak yelleri esmek.

Engaged to be married : Sözlü. Nişanlı. Adaklı.

Engaged tone : Meşgul tonu. (ingiliz ingilizcesi) meşgul sinyali (telefonda).

İngilizce Engaged in Türkçe anlamı, Engaged in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Engaged in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Forays : Akın. Çapulculuk. Basmak. Yağma. Yağmalamak. Atılım (riskli). Yağma etmek. Akın etmek. Baskın.

Adhesion : İltihak. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Değişik özdek katmanları arasındaki özdeciksel çekimden kaynaklanan tutunum. Yapışma. Bağlı olma. Yapışım. Yapışkanlık. Yapıştırma. Vefa. Bağlılık.

Implication : Dolaylı anlatma. İma. Bir olgu, kavram ya da anlatımın açık-örtük, doğrudan-dolaylı bileşenlerinin tümü. Olası sonuç. Dahil etme. İçerim. Gerektirme. Dolaştırma. Karıştırma. Bulaştırma.

Crosstalk : Yan ses. Çapraz-karışma. Diyafoni. Ses karışması. Sohbet. Hızlı ve nükteli konuşma. Parazit yapma. Konuşma karışması. Çapraz karışma.

Incoming : Gelmekte olan. Giren. Yeni gelen. Yeni. Gelen. Ele geçen. Yeni (hükümet veya yıl). Yeni başlayan.

Adherence : Bağlı olma. Taraftar olma. Merbutiyet. Yapışma. Tutunma. Uyma. Sadakat. Bireylerin kendilerini bir topluluk, toplumsal kesim ya da kümenin üyesi saymaları. Vefa.

Concernment : Kaygı. Özel ilgi. Endişe. Anlam. Önem.

Forayed : Yağma etmek. Akın. Çapulculuk. Akın etmek. Yağmalamak. Atılım (riskli). Basmak. Baskın. Yağma.

Additions : Zam. Katılan şey. Katıntılar. Artış. Eklenti. Ekleme. Ek. İktisadi karar birimlerinin belli bir dönemde yurtiçinde üretilen mal ve hizmetlere yapacakları harcamaların ve buna bağlı olarak da reel gayrisafi yurtiçi hasılanın artmasına yol açan dışsatım, yatırım ve hükümet harcamalarından oluşan kalemler. krş. sızıntılar.

Engaged in synonyms : inoccupation, incomings, embroilment, attendance, amalgamation, attendances, busying, foray, interposition, accession, interference, accessioning, amalgamations, admission, attending, embroilments, engrossment, entry, amalgamates, entryway, accretions, commingling, communion, interposal, amalgamate, entrances, entryways, interferences, foraying, admissions, attendancy, accretion, entrance.