Engel nedir, Engel ne demek

  • Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap.
  • Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer
  • Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer.
  • Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer.
  • Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.

"Engel" ile ilgili cümle

  • "Seçme ve aracılık işlevini yerine getiren dünyanın önünde ise öyle aşılması güç engeller yok gibi." - A. Ağaoğlu

Yerel Türkçe anlamı:

Kaba, karışık otlar, çalı çırpı.

Rakip.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Bir geçişi, bir değişimi ya da göçü önleyici erkil sınırı.

Hukuki terim anlamı:

mâni'.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Kıvrımların önüne gelen ve onları sıkıştıran eski kütle.

Bilimsel terim anlamı:

Engelli koşullarda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken çerçeve ile tabandan kurulu tahta düzen.

Bir aracın gidişini engelleyen nesne.

İngilizce'de Engel ne demek? Engel ingilizcesi nedir?:

hurdle, barrier, obstacle

Fransızca'da Engel ne demek?:

interception, contre indication, barre

Osmanlıca Engel ne demek? Engel Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

arıza

 

Engel anlamı, tanımı:

Engel çıkarmak : Bir işin yapılmasını zorlaştırmak.

Engel olmak : Önlemek, geciktirmek.

Engel tanımamak : Her türlü zorluğa karşın başarılı olmak.

Engel balığı : Uskumru cinsinden küçük balık.

Engel sınavı : Yönetmeliklerde belirtilen özürleri nedeniyle herhangi bir sınava zamanında giremeyen öğrenciler için açılan sınav.

Kutup engel : Bir pilde elektromotor kuvveti düşüren polarma olayına karşı gelmek ve elektrik akımının durmasını önlemek için kullanılan kimyasal maddelerden her biri.

Güvenlik engeli : Müze, sergi vb. yerlerde gerildiği yerin gerisine geçişi yasaklayan ip, naylon, zincir vb. maddelerden yapılmış engel.

Engelleme : İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılmış olan girişimler, obstrüksiyon. Engellemek işi.

Engellemek : Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek. Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak.

Engellenmek : Engel olunmak.

Engelli : Vücudunda eksik veya kusuru olan. Engeli olan, mânialı.

 

Engelli koşu : Belirli aralıklarla konmuş, değişik yükseklikteki on çitli engelin üzerinden aşılarak sürdürülen koşu.

Engellilik : Engelli olma durumu.

Engelsiz : Engeli olmayan, mâniasız. Engeli, sıkıntısız, sakıncası olmayan bir biçimde.

Görme engelli : Görme duyusu olmayan (kimse), görmez, gözsüz, kör, âmâ.

Görme engellilik : Görme engelli olma durumu, körlük, âmâlık.

Konuşma engelli : İşitemediği için söz söyleme alışkanlığı edinememiş (kimse).

Gerçekleşme : Gerçekleşmek işi, tahakkuk.

Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.

Mani : Kişinin sevinç, güven ve her türlü etkinliğinin normal olmayan bir biçimde arttığı ruh hastalığı.

Mahzur : Engel. Sakınca.

Müşkül : Engel, güçlük, zorluk. Güç, zor, çetin.

Pürüz : Engel, güçlük. Bir şeyin düzgünlüğünü bozacak çıkıntı, gedik veya kusur.

Handikap : Engel. At yarışlarında binicilerle eyerin toplam ağırlığının, atların koşuyu kazanma şansını etkileyecek biçimde ayarlanması.

Engel aşmak : Engelli koşularda, ayak ya da bacağı sarkıtmaksızın, yarışılan koşak doğrultusunda engelin üzerinden atlamak.

Engel deneyi : Aracın, denetim altında, bir duvara çarptırılarak sağlamlığının denenmesi.

Engel duyumu : Görsel herhangi bir uyaranı algılamadan, karşılaşılan engelin varlığını sezinleme duyusu. (Genellikle körlerde, bazen de kör olmayanlarda görülür.)

Engel eğrisi : İstemi belirleyen diğer unsurlar sabitken, tüketicinin bir mala olan istemi ile geliri (o dönem yapacağı toplam harcama) arasındaki ilişkiyi gösteren eğri.

Engel fonksiyonu : İstemi belirleyen diğer unsurlar sabitken, tüketicinin bir mala olan istemi ile geliri (o dönem yapacağı toplam harcama) arasındaki ilişkiyi gösteren fonksiyon.

Engel katmam : Bir geçişi ya da bir göçü önleyici ince katman.

Engel oturuşu : Biri yanda öteki önde gergin bacaklarla bükük oturma.

Engel yasası : İstemi belirleyen diğer unsurlar veri iken, tüketicinin geliri arttığında gıda mallarına yönelik harcamaların toplam harcamalar içerisindeki payının azalması, diğer bir ifadeyle gıda malları isteminin gelir esnekliğinin birden küçük olması biçiminde açıklanan ve E. Engel tarafından geliştirilen yasa.

Engel yüksekliği : Engelin yere göre aşılması gereken yüksekliği. Engelli koşularda uygulanan üç ayrı engel yüksekliği şunlardır: Alçak (low): 200 m. engelli koşularda uygulanan 75.9 cm.-76.5 cm. lik engel yüksekliği. Orta (intermediate): Erkekler arası 400 m. engelli koşularda 91.1 cm.-91.7 cm.; bayanlar arası 100 m. engelli koşularda 83.7 cm.-84.3 cm. olarak uygulanan engel yüksekliği. Yüksek (high): Erkekler arası 110 m. engelli koşularda 106.4 cm. -107 cm. olarak düzenlenen engel yüksekliği.

Engelden sızma : Nicem düzeneğinde, üstünden aşmaya devinim erkesi yetmese de, nicemsel bir taneciğin bir engelden öbür yana sızabilmesi olayı.

Engel ile ilgili Cümleler

  • Beni Facebook'ta engelledin ve şimdi aniden kayboluyorsun.
  • O her engelin üstesinden gelebilir.
  • Engellemeleriniz yüzünden milleti cümle eklemeye ve çevirmeye soğutuyorsunuz.
  • Tom'un Mary'yi görmesini engelleyemeyiz.
  • Şişmeyi engellemek için ayak bileğine biraz buz koy.
  • Bu çok ilgi çekici bir engel parkuru.
  • Engelli insanlara yardım etmekten gerçekten hoşlanırım.
  • Engelli insanlar acınmaya katlanamaz.
  • Engelleme.
  • Şişmeyi engellemek için ayak bileğine bir buz torbası koymalısın.
  • Engelimi kaldırdığınız için teşekkür ederim sayın yönetici.
  • Engelli misin?
  • O beklenmedik engellerle karşılaştı.
  • Engellere rağmen ilerlemeye devam ettik.

Diğer dillerde Engel anlamı nedir?

İngilizce'de Engel ne demek? : [Engel] n. angel, spirit servant of God

n. Engel, family name

n. angel, spirit servant of God (usually shown as having wings and a halo)

Fransızca'da Engel : obstacle [le], empêchement [le], embarras [le], barrage [le], barrière [la], contrariété [la], embûches, handicap [le], opposition [la]

Almanca'da Engel : n. Erschwernis, Grenze, Hemmnis, Hindernis, Hürde, Inhibition, Schranke, Verhau

Rusça'da Engel : n. препятствие (N), помеха (F), задержка (F), заграждение (N), преграда (F), барьер (M), преткновение (N), препона (F), загвоздка (F)