Environment türkçesi Environment nedir

  • Muhit.
  • Bir organizmanın ya da bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu.
  • Civar.
  • Mekan.
  • Bilgisayar, biyoloji, eğitim, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Canlıların içinde yaşadıkları ortam ve bu ortamlardaki çeşitli faktörlerin bütünü, ambiyens. herhangi bir yapının merkezinden uzakta olan, kenarda olan.
  • Vasat.
  • Çevre.
  • Etraf.
  • Ortam.
  • Bir organizmanın veya bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu.
  • Bireyi etkileyen canlı ve cansız varlıklar ile bütün güç ve koşulların toplamı. organizmayı içten ya da dıştan uyaran şeylerin toplu adı. varlığın, içinde oluştuğu ve yaşamını sürdürdüğü ortam.
  • Ayırıcı toplumsal özellikleri bulunan ve bireyleri kuşatarak biçimlenmelerinde köklü bir üstlencesi bulunan ekinsel ya da yersel alan.
  • Kişiyi etkileyen, özdeksel ve tinsel gelişmesini, biçimlenmesini ve yaşamını belirleyen, dirimbilimsel, iklimle ilgili ve toplumsal etkenlerin tümü.
  • Bir tortulanma yerinde, etkiyen koşulların ve güçlerin topluluğu.

Environment ile ilgili cümleler

English: Our company is going to be left behind too if we don't create an environment in which we can get instant Internet access.
Turkish: Acil internet girişi olan bir çevre yaratmazsak, bizim şirketimizde geride kalacak.

 

English: Activist groups for the environment and food safety question the product’s safety.
Turkish: Aktivist gruplar çevre ve gıda güvenliği için ürünün güvenliğini sorguluyor.

English: If mankind doesn't take care of the environment, the environment may eliminate mankind.
Turkish: İnsanoğlu çevreye dikkat etmezse çevre insanoğlunu yok edebilir.

English: From the viewpoint of tissue culture, the environment for this experiment should be more rigidly defined.
Turkish: Doku kültürü bakış açısından, bu deney için çevre daha katı bir şekilde tanımlanmış olmalıdır.

English: It's evident that human behaviour is more dangerous for the environment than radiation.
Turkish: Apaçık ortadadır ki, insan davranışları çevre için radyasyondan daha tehlikelidir.

Environment ingilizcede ne demek, Environment nerede nasıl kullanılır?

Environment friendly : Çevre dostu. Çevreye zarar vermeyen.

Environment law : Çevrenin korunması ve çevre niteliklerinin bozulmasına yol açanların ödence yaptırımlarına çarptırılması için, kişiler arasında, kişilerle devlet ve devletler arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözümünü, alınacak önlemlerin uygulanmasını sağlayacak yaptırımların saptanmasını konu edinen tüzebilim dalı. Çevre tüzesi.

 

Environment minister : Milli çevre konularından sorumlu olan devlet bakanı. Çevre bakanı.

Environment of folklore : Belli bir yere ilişkin halkbilim olay ve ürünleri. Halkbilimsel çevre.

Environment policy : Çevre politikası.

Un conference on environment and development : Bm çevre ve kalkınma konferansı.

United nations environment program : Birleşmiş milletler çevre programı. Bm çevre faaliyetlerini koordine eden ve çevresel bir bakış açısıyla iyi politikaların uygulanmasında gelişen ülkelere yardım eden ve makul çevresel yöntemleri kullanarak sürdürülebilir gelişimi teşvik eden bm programı. Unep.

Environment problems : Çevre sorunları.

Environment variable : Değişken ortam. Çevre değişkeni. Bir iş çevresi hakkında detayları tanımlayan ve eşsiz bir isim altında dos ortamında depolanan veri.

Environment subsystem : Çevre alt sistemi.

İngilizce Environment Türkçe anlamı, Environment eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Environment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

State of affairs : Gelinen nokta. Keyfiyet. Olgu. Gidişat. Koşullar. Vaziyet. İşlerin durumu. Hal. Hikaye. Durum.

Setting : Başlama. Batış. Yuva ve tırnakları (mücevher için). Olay yeri. Uzay, tiyatro alanlarında kullanılır. Konunun geçtiği yer ve zaman. Dizme. Set. Testere diş çaprazını ayarlama. Dekor.

Everyday : Her gün. Gündelik. Günlük. Her günkü. Adi. Olağan. Basit. Orta halli.

Geographical region : Coğrafi bölge. Coğrafik bölge.

Ambiance : Ambians. Hava.

Sides : Kenarlar. Taraf tutmak. Yan tahtalar. Kasalı çalgılarda, kasanın yan taraflarını kapatan uç uca yapıştırılmış iki ağaç tabakası. Yüz. Aynı tarafta olmak.

Girths : Kuşak çevrelemek. Çember. Kuşatmak. Çevresini ölçmek. Daire çevresi. Eyerlemek. Bel ölçüsü. Kolan takmak.

Scene : Manzara. Tablo. Görünüm. Heyecan. Rezalet. Faaliyet alanı. Olay yeri. Patırtı. Dolaylı ya da uzancalı yordamlarda kullanılan görünülü sınarlarda tutumsal bir içeriği olan görsel anlatım. Keste.

Vicinage : Havali. Komşuluk. Yöre.

Place : İş. Mahal. Sorumluluk. Yer. Anımsamak. Bir cismin durduğu, bulunduğu nokta ya da yüzey parçası. Mevki. Ev. Basamak. Yerleştirmek.

Environment synonyms : home ground, geographic region, geographic area, space, environments, environ, lieu, mesial, climates, venue, adjacency, atmosphere, ambients, neighbourhood, site, purlieus, domain, medium, element, middling, context, neighborhood, girth, fair average, area, ecology, girthed, proximity, limb, circumferences, places, localities, home.

Environment ingilizce tanımı, definition of Environment

Environment kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Act of environing. State of being environed.