Eruption türkçesi Eruption nedir

  • Patlak verme.
  • Feveran.
  • Patlama.
  • Kızamık vb dökme.
  • Magmanın, az ya da çok miktarda gazlarla yeryüzüne çıkması.
  • Erupsiyon.
  • Yanardağ püskürmesi.
  • İndifa.
  • Yerin iç kesiminden gelen katı, sıvı ve gaz durumdaki kızgın özdeklerin bir yanardağ ağzından yeryüzüne çıkması.
  • Diş çıkması.
  • Püskürme (yanardağ).
  • Püskürme.
  • Coğrafya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • Tezahür, kızartı, kabarık. patlama, patlak verme. diş çürümesi.
  • Fışkırma.
  • Kabarma.
  • Erüpsiyon.
  • Döküntü.
  • İsilik.

Eruption ile ilgili cümleler

English: OMG, the volcanic eruption was HUGE!
Turkish: Aman tanrım, volkan patlaması devasaydı.

English: I have a skin eruption.
Turkish: Deri döküntüm var.

English: The eruption seems to be waning.
Turkish: Püskürme azalıyor gibi görünüyor.

English: The volcanic eruption threatened the village.
Turkish: Volkanik patlama köyü tehdit etti.

English: Famine followed upon the eruption of the volcano.
Turkish: Yanardağ patlamasını kıtlık izledi.

Eruption ingilizcede ne demek, Eruption nerede nasıl kullanılır?

Eruption center : Yeryüzünde, yanardağ püskürmelerinin ya da patlamalarının olduğu nokta. Püskürme özeği. Püskürme merkezi.

Eruption channel : Yanardağ bacası. Yanardağlarda gazların çıkması ve patlamasıyle oluşmuş, magma haznesini yanardağın ağzına bağlayan kanal.

 

Eruption of laughter : Kahkaha patlatma. Ani kahkaha patlaması.

Eruption of rage : Şiddet patlaması. Öfke patlaması. Öfke nöbeti.

Creeping eruption : Son konakları hayvanlar olan helmint larvalarının insan vücuduna penetrasyonu. çeşitli vücut dokularında göç eden asla erişkin hale gelmeyen nematod larvalarının neden olduğu enfeksiyon. insanlarda genellikle deri, gözler ve iç organlar enfeksiyon bölgesidir. ancylostoma brasiliensis deri-larva göçüne, toxocara cinsindeki türler ise iç organ larva göçüne neden olur. Larva göçü.

Eruptive rocks : Püskürük kayaçlar. Erüptif kayaç. Püskürük kayaç. Yanardağların ağzından yeryüzüne püskürtülen lav, kül vb. kızgın özdeklerin alçak yerlere yığılıp az çok hızla soğumaları sonunda oluşan kayaçlar.

Eruptional : İndifa etme özelliği olan. Fırlama özelliği olan. Bir patlama veya kabarma ile alakalı veya ona ait. Püskürme özelliği olan. Patlama özelliği olan.

Eruptive : Patlayan. Patlayıcı. İndifai. Püskürük. Püsküren.

Eruptive rock : Püskürük kayaç. Erüptif kayaç.

Skin eruption : Deride döküntü. Cilt tahrişi. Geceyanığı. Deri döküntüsü. Döküntü.

İngilizce Eruption Türkçe anlamı, Eruption eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eruption ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Prominence : Uzantı. Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması. Burun. Herkesçe tanınma. Öne çıkma. Göze çarpan şey. Göze batma. Önem. Şöhret.

Duff : Kömür tozu. Hurda. Beceriksiz. Duf. Toz kömür. Bir çeşit muhallebi. Çöp. Muhallebi. Puding.

 

Emanations : Sızıntı. Derin mineral yataklarını kapsayabilen ve magma sıvılarının saçtığı gaz ürünleri. Çıkan şey. Ortaya çıkma. Radyoaktif gaz. Gaz yayılması.

Buckling : Flambaj. Yığılma. Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Titreşim. Buruşma. Burulma. İsli ringa balığı. Burkulma. Bükülen. Bir filmin üzerinde fazla sıcak ya da gerilme yüzünden oluşan çıkıntı ve çukurlar.

Gushing : Geveze. Gür. Fışkıran. Taşkın. Taşan. Yağcı. Coşan.

Bulking : Hacim artması. Islandığında veya nemlendiğinde kum beton veya diğer inşaat malzemelerinin kabarıp şişmesi.

Jets : Oltu taşı. Jet uçağı. Jet. Fıskıye. Karakehribar. Jet motoru. Jet uçakları.

Combustion : Bir yakıtın oksijenle kimyasal tepkime yaparak ısı açığa çıkarması olayı. Yanma. Karışıklık. İştial. Isı, ses ve ışık vererek ya da yayayarak oluşan, hızlı yükseltgenme tepkimesi. Gaz testi. Tutuşma. Yanma testi. Motor.

Flush : Yüzü kızartmak. Aynı düzeyde. Hızla akmak. Basınçlı su ile temizlemek. Yüzü kızarma. Su ile temizlemek. Yüzü kızarmak. Fışkırmak. Coşturmak.

Down at the heels : Köhne. Perişan bir durumda. Perişan kılıklı. Bakımsız. (amerikan ingilizcesi) parasızlık yüzünden kötü giyinmiş. Perişan görünüşlü. Harap. Perişan bir halde. Parasızlık yüzünden eski püskü giyecekler giyinmiş. Pejmürde.

Eruption synonyms : plinian eruption, debris, blowups, recrudescence, outbreaking, blowing up, cuttings, breakouts, splashed, outbursts, discharge, bursting, prickly heat, volcanic eruption, blastings, heat rash, detonation, paroxysms, rashes, castoff, fallout, backwaters, ejections, comber waste, eruptions, eructation, miliaria, gushed, effervescing, outbreak, paroxysm, outbreaks, backwater.

Eruption zıt anlamlı kelimeler, Eruption kelime anlamı

Inactivity : Avarelik. Etkisizlik. Tesirsizlik. Tembellik. Durgunluk. Üşengeçlik. Hareketsizlik.

Inactiveness : Durağanlık. Ağrı bir şekilde hareket etme durumu. Aktif olmama durumu. Etkin olmama durumu. Tembellik. Hareketsizlik. Durgunluk. Pasiflik. Halihazırda kullanılmama durumu.

Inaction : Avarelik. Etkisizlik. Eylemsizlik. Devinimsizlik. Tembellik. Hareketsizlik. Atalet. Durgunluk.

Eruption ingilizce tanımı, definition of Eruption

Eruption kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of breaking out or bursting forth. As: (a) A violent throwing out of flames, lava, etc., as from a volcano of a fissure in the earth`s crust. (b) A sudden and overwhelming hostile movement of armed men from one country to another. Milton. (c) A violent commotion.