Evlat nedir, Evlat ne demek

Evlat; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk
  • Soy, döl.
  • Yaşlı kimselerin çocukları yaşındakilere kullandıkları bir seslenme sözü.

"Evlat" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Evladım, sakın kimseciklere borç etme!" - Y. Z. Ortaç
  • "Zengin adamlarda evlat muhabbeti daha fazla mı oluyor?" - R. H. Karay
  • "Yüksek bir tahsil görmedim ama ben de efendi evladıyım." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Çocuk, evlat

Evlat hakkında bilgiler

Evlat, herhangi bir kimsenin dünyaya getirdiği veya bakımını üstlenerek ebeveynlik yaptığı kimse. Türkçeye Arapçadan geçen sözcük Arapçada çoğul anlamda olmakla birlikte Türkçede tekil olarak kullanılır.

Türkçede "çocuk" sözcüğü sıklıkla evlat anlamında kullanılır. Yaşına bakılmaksızın, erkek evlada "oğul", dişi evlada "kız" denir.

Arapçada sözcüğün tekili olan "velet" sözcüğü, modern Türkçede daha çok "yaramaz çocuk" anlamında kullanılmaya başlanmıştır.

Evlat ile ilgili Cümleler

  • Onların kendi çocukları olmadığı için bir kız evlat edinmeye karar verdiler.
  • Üç tane evlatlığımız var. Küçük olan ikisi biyolojik erkek kardeş.
  • O bir bebekken evlat edinilmiştir.
  • Bizim üç tane evlatlık çocuğumuz var.
  • Evlat edinilen çocuk, yeni ailesiyle mutlu bir yaşam sürdü.
  • Tom'un evlat edinildiğini söyledin.
  • Belki de Mustafa seni evlat edinir.
  • Burak ve Tuğba küçük bir çocuğu evlat edinmeye karar verdi.
 

Evlat tanımı, anlamı:

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Çocuk : Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Genç erkek. Küçük yaştaki erkek veya kız. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Soy bakımından oğul veya kız, evlat.

Evlat edinmek : Yasayla belirtilmiş şartlar içinde bir kimseyi evlat olarak nüfusuna geçirmek.

Evladı ben doğurdum ama gönlünü ben doğurmadım : "bir kimse evladına emredip birçok şey yaptırır ancak onun gönlüne hükmedemez" anlamında kullanılan bir söz.

Evladın var mı derdin var : "çocuklarının sıkıntıları, hastalıkları ana baba için sürekli derttir" anlamında kullanılan bir söz.

Evlat acısı : Çocuğu ölen kişinin duyduğu üzüntü, ciğer acısı, ciğer yarası.

Emeksiz evlat : Üvey evlat.

Manevi evlat : Bir kişinin kanunlara göre evlat edindiği kimse.

Üvey evlat : Karı kocanın her birine göre öbürünün ayrı bir eşinden dünyaya gelmiş olan evlat, üvey çocuk. Kötü davranılan kimse.

 

Adem evladı : İnsan.

Bel evladı : Bir kimsenin öz çocuğu.

Hanım evladı : Piç. Nazlı büyütülmüş, çıtkırıldım kimse.

İnsan evladı : İyi insan, iyi kimse.

Yol evladı : Yolculuk sırasında arkadaşlık eden kimse.

Evlatlık : Küçük yaşta eve alınıp yetiştirilen kimse. Evlat olma durumu. Birinin yasayla evlat olma hakkı tanıdığı kimse.

Baba malı tez tükenir evlat gerek kazana : "kendini bilen, yaşama sorumluluğu duyan akıllı evladın gerçek malı, kendisinin kazandığı maldır" anlamında kullanılan bir söz.

Bir baba dokuz evladı besler dokuz evlat bir babayı beslemez : "çok çocuğu olan baba, her çocuk babasına bakılmasını ötekinden beklediği için sıkıntıda kalır" anlamında kullanılan bir söz.

Dört göz bir evlat için : "anne ve babanın bütün emek ve didinmesi evlat içindir" anlamında kullanılan bir söz.

İyi evlat babayı vezir kötü evlat rezil eder : "babaya ün kazandıran da el içine çıkamayacak bir duruma düşüren de çocuklarının tutumlarıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Üvey evlat gibi tutmak : Horlamak, haksızlık etmek, iyi davranmamak.

Üvey evlat muamelesi yapmak : Kötü davranmak. dışlamak.

Çocuklar : "arkadaşlar!" anlamında kullanılan bir seslenme sözü.

Seslenme : Seslenmek işi. Sözü birine veya birilerine yöneltme, hitap.

Dünya : Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun. Herkes. Meslek veya iş birliği içinde bulunan kimseler, camia. Duygu, düşünce ve hayal âlemi. Üzerinde yaşadığımız toprak ve denizler, yeryüzü. Dış, çevre, ortam. İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu.

Bakım : Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Bakma işi. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

Türkçe : Türkiye Türkçesi. Genel Türk dili.

Arapça : Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi. Bu dille yazılmış olan.

Sözcük : Kelime.

Soy : Cins, tür, çeşit. Manzum söz. Bir atadan gelen kimselerin topluluğu, sülale. İyi ve üstün nitelikleri bulunan.

Döl : Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü, zürriyet, nesil. Yavru, çocuk.

Evlat edinme : Bir kimseye, öz çocuğuna verdiği hakkı verme, onun bakımını ve yetiştirilmesini üstüne alma.

Evlatlı : Evladı olan.

Evlatlıh : Evlatlık

Evlatloh : Evlatlık

Evlatsız : Evladı olmayan. zf. Evlat olmadan. İlgili cümle: "“Kadınları dul, çocukları yetim, aileleri evlatsız bırakmadık.”" Ç. Altan.

Evlatsızlık : Evlatsız olma durumu.

Diğer dillerde Evlat anlamı nedir?

İngilizce'de Evlat ne demek? : n. child, cion, slip

adj. filial

n. scion

Fransızca'da Evlat : enfant [le][la], fiston [le]

Almanca'da Evlat : n. Sohn, Spross, Sprössling

Rusça'da Evlat : n. потомок (M), потомство (N), отпрыск (M), род (M)