Excuses türkçesi Excuses nedir

  • Mazur göstermek.
  • İzin vermek.
  • Muaf tutmak.
  • Bağışlamak.
  • Affetmek.
  • Hoşgörmek.
  • Göz yummak.
  • Kusuruna bakmamak.

Excuses ile ilgili cümleler

English: I don't like having to make excuses for you.
Turkish: Senin için bahaneler üretmek zorunda kalmayı sevmiyorum.

English: I can't make excuses for you.
Turkish: Senin için bahaneler yapamam.

English: He made many excuses for being late.
Turkish: Geç kaldığı için bir sürü bahane uydurdu.

English: I make no excuses for that.
Turkish: Onun için mazeret beyan etmem.

English: Sally continued to make excuses and blamed the dog.
Turkish: Sally bahaneler üretmeye devam etti ve köpeği suçladı.

Excuses ingilizcede ne demek, Excuses nerede nasıl kullanılır?

False excuses : Kurtmasalı.

Thousand and one excuses : Bir sürü bahane. Binbir özür. Kötü davranışını açıklamaya çalışmanın çeşitli yolları. Binbir bahane. Bir sürü özür. Binlerce özür.

Excuse from : Birini bir şeyi yapmaktan muaf tutmak.

Excuse me : Müsaadenle. İzninle. Affedersiniz. Özür dilerim. Beni bağışlayın. Afedersiniz. Phr. İzninizle.

Excuse me a moment : Affedersiniz.

Concoct an excuse : Bahane uydurmak. Mazeret uydurmak.

Find excuse : Mazeretler buldu. Açıklamalar yaptı. Gerekçe sundu. Bahaneler buldu.

Give an excuse : Mazeret göstermek.

 

Acceptable excuse : Meşru mazeret. Yeterli neden. İkna edici açıklama.

Excuse oneself : Özür dilemek. Af dilemek. İzin istemek. Hareketlerini haklı çıkarmak. Yaptıklarını aklamak.

İngilizce Excuses Türkçe anlamı, Excuses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Excuses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acquit : Suçsuz çıkarmak. Tenzih etmek. Ayrıcalık tanımak. İbra etmek. Beraat ettirmek. Temize çıkarmak. Ödemek. Beraat etmek. Aklamak.

Colluding : Tuzak. İştirak etmek. Dolap çevirmek. Dolap çevirmek (argo terim). Dolandırma amacıyla üçüncü bir şahısla gizli anlaşma yapmak. Gizlice anlaşmak. Tezgah hazırlamak.

Be in the clear : Açılmak. Takas etmek (banka çekini). Kapatmak (borcu). Masumluğu ispatlanmış olmak. Yok etmek (bir şeyi bir yerden). Açılmak (gökyüzü veya hava). Kaldırmak (bir şeyi bir yerden). Üstünden geçmek. Gidermek (bulutları veya sisi).

Authorizing : Kimlik denetimi yapılıyor. Ruhsat vermek. Yetki vermek. Onaylamak.

Forgives : Silmek.

Contribute : -de payı olmak. Katkısı olmak. Bağışta bulunmak. Vermek (bağış olarak). Yazmak. Yazı vermek. Vermek. Katkıda bulunmak. Neden olmak.

Exonerate : Suçsuz çıkarmak. Temize çıkarmak. Suçlamalardan kurtarmak. İbra etmek. Aklamak. Beraat ettirmek. Tenzih etmek.

 

Authorises : Yetkili kılmak. Memur etmek. Ruhsat vermek. Onaylamak. Yetkilendirmek. Salahiyet vermek. Yetki vermek.

Tolerate : Boşluk bırakmak. Dayanmak. Tahammül etmek (organizma vb). Tolere etmek. Katlanmak. Hoş görmek. İdare etmek. Tahammül etmek. Acıya dayanmak.

Tolerates : Müsamaha etmek. Takat getirmek. Hazmetmek. Acıya dayanmak. Katlanmak. Dayanmak. Boşluk bırakmak. Tahammül etmek (organizma vb).

Excuses synonyms : self justification, dismiss, justify, bestows, conniving, allowing, alibi, discharging, exonerated, authorizes, connive at, tolerating, exempting, blink, bestowed, legitimise, legitimate, admit to, indulged, overlooks, extenuates, disengages, saves, exempts, legitimating, bestow, consent, legitimatise, save, forgave, acquitting, forgive, discharges.

Excuses zıt anlamlı kelimeler, Excuses kelime anlamı

Blame : Ayıplamak. Kınama. Sorumlu tutmak. Kabahat. Bir suç veya başarısızlığın sorumluluğu. Suçlamak. Suçu birinin üstüne atmak. Suç. Suçlama. Kınamak.

Necessary : Vacip. Lüzumlu. Muhakkak. Gereken şey. Gerek. Zorunlu. Lazım olan. Gerekli. Vazgeçilmez. Kaçınılmaz.